Ömür ÇELİKDÖNMEZKöşe YazarıMilliyetçi Siyasetin Dağınık Gücü Sandıkta MHP Listesinde Buluşacak mı?

Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
Milliyetçi siyasette kurumsal bir merkez ve köklü bir miras arayanın aklına ilk hangi parti gelir? Tabii ki MHP.
MHP, İYİ Parti, Zafer Partisi, Büyük Birlik Partisi, Millî Yol Partisi ve Anahtar Parti’nin aynı seçim listesinde buluşma ihtimali, Türkiye’deki milliyetçi seçmen kitlesinin ortak hassasiyetlerinden ve köklü siyasi geleneğinden besleniyor.
Soğuk Savaş dönemi boyunca milli bünyeyi ve devletin bağımsızlığını koruma misyonunu üstlenen Türk milliyetçiliği, o günlerde üstlendiği devlet odaklı refleksi ve vatansever sorumluluğu bugün de sürdürüyor.
Geçmişten günümüze iç ve dış tehditler karşısında devleti müdafaa etme şuurunu temsil eden bu siyasal birikim, parçalanmış gibi görünen milliyetçi partilerin kritik dönemlerde ortak paydada buluşmasını seçmen nezdinde doğal bir gereklilik haline getiriyor.
Milliyetçi partilerin birleşme ihtimali üzerine sahadan izlenimler

Şimdilik bu tabloyu bir "buluşma ihtimali" olarak ifade ediyorum; nitekim henüz bu ihtimalin netleşmesini ve sınanmasını sağlayacak bir seçim sathı mailine girilmediği için, zemin son derece uygun ve olasılık yüksek görünmektedir.
Şüphesiz bazı okurların, milliyetçi partilerin ortak bir paydada buluşma iradesini gösterip gösteremeyeceği hususunda derin kaygılar taşıdığının farkındayım. Hatta kimi okurlar, ifade ettiğim bu parametrelerin şahsi temennim veya kişisel görüşüm olduğunu da düşünebilir.
Ancak ben burada yalnızca sahada bizzat şahit olduğum; kimi zaman bir çiftçi, bir esnaf ya da emekli bir memur; kimi zaman bir taşmedreseli, bir akademisyen, bir öğretmen veya emekli bir asker; kimi zaman da dinamik vizyonlarıyla yarını temsil eden üniversite öğrencileri ve serbest meslek mensuplarıyla yaptığım görüşmelerden edindiğim izlenimleri aktarıyorum.
Gelişen olaylar ekseninde milliyetçi partilerin ve liderlerinin verdikleri tepkiler ile gösterdikleri reflekslerden yaptığım okumaları sizlerle paylaştığımı belirtmekle yetineyim.
Farklı partilerde temsil edilen milliyetçi kadroların seçim işbirliği arayışları; ortak geçmiş, teşkilatlar arasındaki ilişkiler ve tabandan yükselen birlik talepleri etrafında şekilleniyor.
Bu çerçevede gündeme gelen modeller arasında partilerin kendi kimliklerini koruyarak seçim ittifakı oluşturması, ortak adayları desteklemesi ve aynı seçim listesinde buluşması bulunuyor.
Milliyetçi siyasette kurumsal merkez ve Bahçeli’nin liderlik kıdemi

Dr. Devlet Bahçeli’nin genel başkanlığını yürüttüğü Milliyetçi Hareket Partisi; kuruluşu, tarihî mirası, teşkilat yapısı ve üstlendiği misyon itibarıyla Türkiye’de milliyetçi siyasetin en köklü kurumsal merkezi.
Alparslan Türkeş liderliğinde şekillenen siyasi gelenek, yıllar içerisinde yetiştirdiği kadrolar ve oluşturduğu teşkilat kültürüyle farklı kuşaklara ulaşıyor.
İlk paragrafta adı geçen partilerin genel başkanları arasında yaş ve siyasi kıdem bakımından öne çıkan Bahçeli’nin uzun yıllara yayılan liderliğiyle hareketin hafızasında ve kurumsal devamlılığında önemli bir yeri mevcut.
Diğer siyasi partilerin kurucu kadrolarının, liderlerinin ve teşkilat hafızalarının önemli ölçüde MHP ve ülkücü hareket geçmişine dayanması, bu siyasi havzanın köklerindeki ortaklığın kanıtı.
BBP’nin Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının öncülüğünde oluşması, Millî Yol Partisi’nin kuruluşunda Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlarının yer alması, İYİ Parti ile Zafer Partisi’nin kurucu kadrolarındaki MHP geçmişi ve Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu’nun aynı siyasi gelenekle bağlantıları, bu sürekliliğin farklı halkaları.
Partiler arasındaki ayrışmalar, aynı teşkilatlarda görev yapmış, benzer siyasi eğitimden geçmiş ve ortak mücadele yürütmüş kadrolar arasındaki köklü bağları bütünüyle ortadan kaldırmıyor; aksine bu ortak hafıza, kritik eşiklerde iletişim kanallarını açık tutarak yeniden aynı zeminde buluşma kapısını daima aralık bırakıyor.
Milliyetçi siyasetin farklı adresleri arasında kullanılan ortak kavramlar, tarihî şahsiyetlere yapılan göndermeler ve millî meselelerde ortaya konulan hassasiyetler de bu bağları canlı tutuyor.
Ortak hassasiyetler ve tabandaki bütünleşme eğilimi
Bu partilerin hitap ettiği seçmenler açısından sığınmacı ve göçmen politikaları, sınır güvenliği, millî egemenlik, üniter Devlet yapısının muhafazası ve ekonomik koşulların yol açtığı sosyal güvensizlik başlıca gündemler arasında.
Millî kimliğin korunması, vatandaşlık anlayışı, Türkçenin kamusal ve toplumsal hayattaki yeri, terörle mücadele ve Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısındaki tutumu da ortak hassasiyet alanları.
Seçmen nezdinde millî kimlik ve devlet vurgusunun güçlü olması, partiler arasındaki fikir ve oy geçişkenliğini canlı tutarken millî meselelerde dayanışma beklentisini da artırıyor.
Bu doğrultuda parçalanmış milliyetçi oyların sandıkta erimesini önlemek, parlamentodaki temsil gücünü artırmak ve seçmen desteğini tek potada toplamak adına ortak liste veya seçim ittifakı arayışları öne çıkıyor.
Bu kapsamda partilerin, kendi teşkilat yapılarını koruyarak belirli seçim hedefleri doğrultusunda stratejik bir iş birliği yürütmesi gündeme geliyor.
Her lider ayrı telden mi çalıyor aynı şeyi mi söylüyor?
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Ümit Özdağ ve Yavuz Ağıralioğlu’na yönelik birlik çağrısı, milliyetçi siyasette ortak hareket konusunu yeniden gündeme taşımıştı.
Dervişoğlu, fikrî ayrılık bulunmuyorsa siyasi ayrılıkların da giderilmesini isteyerek İYİ Parti’nin kapılarının açık olduğunu belirterek, milliyetçi kadroların aynı çatı altında buluşmasına yönelik teklifini kamuoyuyla paylaşmıştı.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof Dr Ümit Özdağ ise seçim ittifakı ile partilerin birleşmesi arasındaki ayrıma dikkat çekmişti. Partilerin kendi siyasi kimliklerini ve tüzel kişiliklerini koruyarak ortak seçim mücadelesi yürütebileceğini ifade eden Özdağ, Atatürkçülerin, vatanseverlerin ve Türk milliyetçilerinin bir seçim ittifakında buluşması gerektiğini söylemiş, Zafer Partisinin bu yöndeki işbirliği için sorumluluk üstleneceğini de açıklamıştı.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun diğer liderlerle temasları ve “milletle ittifak” vurgusu da aynı tartışmanın başka bir boyutunu oluşturuyor. Ağıralioğlu, partisinin teşkilatlanmasını ve kararsız seçmene ulaşmasını öne çıkarırken ülkenin temel meseleleri konusunda diğer siyasi aktörlerle görüşmelerini sürdürüyor.
Milliyetçi siyasetteki birlik arayışları böylece hem liderler arasındaki temaslar hem de kamuoyuna yönelik açıklamalar üzerinden devam ediyor.
Bahçeli’nin birlikte saf tutma çağrısı ve Anıtkabir’deki dayanışma
Devlet Bahçeli’nin 20 Ekim 2026 tarihli TBMM Grup Toplantısı'nda "Kendisini Türk milliyetçisi addeden ülküdaşlarıma diyorum ki; orada burada vaktinizi heba etmeyin! Geleceğimizi şekillendirdiğimiz bir dönemde yanlış yönde saf tutmayın! Gelin bir olalım, diri olalım..." sözleriyle yenilediği birlik çağrısı, milliyetçi siyasetteki sembolik dayanışmanın en somut yansımalarından biri olarak öne çıkıyor.

Nitekim Anıtkabir’deki 29 Ekim töreninde Müsavat Dervişoğlu’nun sendeleyen Devlet Bahçeli’nin koluna girmesi, resmi tören inceliğinin ötesinde aynı kökten gelenlerin kriz anındaki refleksini gösteren canlı bir örnek olarak dikkat çekti.
Bu refleksin ardından gelen eleştirilere yanıt veren Dervişoğlu, duruşunu "Siyasette sorumlu bir makamdayım diye karakterimi değiştiremem. Benim birinin koluna girmem değil mesele; koluna girdiğim kişi Devlet Bahçeli olduğu için bu tartışılıyor. Bugün olsa yine aynısını yaparım" sözleriyle savunarak, siyasi rekabetin insani ve beşerî ilişkilerin önüne geçemeyeceğini vurguladı
“Devlet’in ve Milletin Bekası” ülküsü ve müesses nizamın rolü
Aralarındaki geçmiş dönemsel anlaşmazlıklara, üslup ve yöntem farklılıklarına rağmen “DEVLET’in ve milletin bekası” ülküsü, milliyetçi liderlerin ortak hareket arayışında temel birleştirici başlık olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu bölgesel tehditler, sınırlarının çevresindeki çatışmalar, göç hareketleri ve uluslararası güç mücadeleleri, milliyetçi siyasi aktörlerin gündeminde.
Bu çerçevede millî egemenliğin korunması, ülke bütünlüğünün muhafazası, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve Türkiye’nin dış baskılar karşısında ortak bir siyasi irade ortaya koyması, birlik arayışının başlıca dayanaklarından.
Siyasi partilerin kendi aralarındaki rekabeti sürdürürken millî meselelerde ortak hareket etmesi ve seçim döneminde bu yakınlaşmayı kurumsal bir işbirliğine dönüştürmesi üzerinde duruluyor.
Başkentte dile getirilen iddialara göre müesses nizam, devlet aklının ve millî birliğin pekiştirilmesi amacıyla milliyetçi siyasi aktörlerin ortak bir zeminde buluşmasına yönelik çağrıda bulundu.
Türkiye’nin içerisinden geçtiği kritik jeopolitik ve bölgesel konjonktürün yanı sıra iktidar partisinin çalkalandığı fon skandalları, liyakatsizlik ve giderek derinleşen idari basiretsizlik, milliyetçi siyasi birikimin toparlanmasını bir tercihten ziyade zorunluluğa dönüştürüyor.
Siyasi ve idari kadroların yetersizliği sebebiyle ortaya çıkan bu yönetim krizine karşı, dağınık haldeki Türk milliyetçiliğinin ortak hedefler etrafında birleşmesi ve güçlü bir seçim iş birliğiyle alternatif bir irade ortaya koyması bu çağrının ana çerçevesi.
Formül tek çatı değil ortak irade

MHP’nin tarihsel birikimi, ülke genelindeki teşkilat yapısı ve Bahçeli’nin siyasi kıdemi, bu kapsamda gündeme gelen ortak yapılanmanın kurumsal merkezinin belirlenmesinde öne çıkıyor.
MHP’nin önderliğinde ve öncülüğünde geliştirilecek bir işbirliği modelinde, diğer partilerin kendi kimliklerini ve teşkilatlarını koruyarak ortak seçim hedefleri etrafında hareket etmesi üzerinde duruluyor.
Buradaki kısmi birleşme yaklaşımı, bütün partilerin hukuki varlıklarını sona erdirerek tek partiye dönüşmesinden farklı bir çerçeve içeriyor.
Partilerin kendi programlarını, amblemlerini ve yönetimlerini muhafaza etmesi; buna karşılık aday belirleme, seçim listeleri ve ortak siyasi hedefler konusunda birlikte hareket etmesi gündeme geliyor.
Böylece kurumsal bağımsızlıkla seçim dayanışmasını bir araya getiren esnek bir işbirliği modeli ele alınıyor.
Stratejik birlik ve seçim işbirliği
Türk milliyetçiliğinin kentli ve seküler çizgiden muhafazakâr ve alperen geleneğine kadar uzanan farklı toplumsal kesimleri, adı geçen partilerin seçmen tabanlarında var.
MHP’nin tarihsel kapsayıcılığında ve liderliğinde oluşturulması gündeme gelen ortak stratejik zemin, işte bu farklı kesimlerin aynı seçim hedefleri etrafında buluşmasını amaçlıyor.
Böyle bir yapılanmada liderlik kadroları arasındaki iletişim kadar teşkilatların çalışma biçimi de önemli. Nasıl olmasın?
Çünkü İl ve ilçe düzeyindeki ilişkiler, adayların belirlenmesi, seçim çalışmalarının koordinasyonu ve ortak söylemin oluşturulması, işbirliğinin pratik başlıklarını meydana getiriyor.
Partilerin kendi tabanlarıyla kurduğu bağı koruması ve ortak listeyi bu tabanlara anlatması da hazırlık sürecinin parçaları arasında bulunuyor.
Ortak hareket arayışı, milliyetçi ve Türkçü seçmenlerin taleplerini daha güçlü biçimde siyasi temsile dönüştürmeyi hedefliyor. Millî kimlik, üniter devlet yapısı, güvenlik, adalet, ekonomik refah ve toplumsal dayanışma başlıklarında kurulacak müşterek zemin, bu seçim iş birliğinin temel programını oluşturuyor.
Stratejik açıdan bakıldığında bu zemin, Türk milliyetçiliğini yalnızca Cumhur İttifakı’nın bir bileşeni olmaktan çıkarıp doğrudan iktidara taşıma vizyonunun anahtarını sunuyor.
Milliyetçi siyaseti bir ittifak ortağı konumundan kurtarıp idareyi doğrudan devralacak ana güce dönüştürmeyi hedefleyen bu proje, aynı zamanda Devlet Bahçeli’nin sıkça vurguladığı "Yasamada MHP" hedefinin teoriden pratiğe geçmesini sağlayacak en kritik eşiği teşkil ediyor.
Dağınık haldeki milliyetçi iradenin ortak bir program ve stratejide buluşması, hem meclis aritmetiğinde kilit rolü pekiştirecek hem de milliyetçi siyasi birikimi doğrudan iktidar odağı haline getirecektir.
Sosyolojik dip dalga ve konjonktürel dayatma ekseninde milliyetçi siyasette tarihsel birliktelik
Liderlerin ve teşkilatların ortak hedefler doğrultusunda esnek iş birliği modellerini benimsemesi; farklı partilerde yer alan kadroların siyasi geçmişlerini ve kurumsal kimliklerini muhafaza ederek aynı seçim listelerinde buluşmasını gündeme getiriyor.
Ancak bu arayış, yalnızca masa başında yapılan dönemsel bir siyasi hesaplaşmanın ya da liderler arası bir uzlaşının sonucu değildir. Türkiye’nin bölgesel denklemde karşı karşıya olduğu jeopolitik tehditler ve riskler, iç siyasetteki yönetim krizleri ve derinleşen kurumsal aşınma bu birlikteliği kaçınılmaz bir konjonktürel zorunluluk haline getirmektedir.
Bunun da ötesinde, parçalanmış siyasi tablodan rahatsızlık duyan ve artık sandıkta tek bir irade görmek isteyen siyasal milliyetçiliğin sosyolojik tabanı, bu kenetlenmeyi kadrolara adeta dayatmaktadır.
Tabandan yükselen bu güçlü dip dalga ve tarihsel konjonktürün dayattığı gerçeklik karşısında MHP’nin tarihsel konumu ile Bahçeli’nin liderliği, milliyetçi siyasi birikimin ortak bir merkez etrafında toparlanması ve bu sosyolojik talebin somut bir siyasi güce dönüşmesi bakımından anahtar bir rol oynamaktadır.
İlgili Kaynakça
https://www.milliyolpartisi.org.tr/remzi-cayir/
https://www.aa.com.tr/tr/politika/milliyetci-hareket-partisi-56-yasinda/3476289
https://www.kozatv.com.tr/haber/anahtar-parti-nin-kiminle-ittifak-yapacagini-acikladi
https://www.haberturk.com/video/haber/izle/dervisoglundan-bahceli-aciklamasi/921730
https://www.haberturk.com/video/haber/izle/dervisoglundan-bahceli-aciklamasi/921730
https://artigercek.com/politika/bahcelinin-koluna-giren-musavat-dervisoglundan-aciklama-352180h
https://24sondakika.com/gundem/bbp-lideri-mustafa-desticiden-cumhur-ittifakina-devam-mesaji-111238