İçeriğe geç
2 Kasım 2026 Pazartesi
Ömür ÇELİKDÖNMEZKöşe Yazarı

İran ve Husiler Çaresiz Değil Hürmüz’ün Altındaki Fiber Optik Kabloların Bir Makaslık İşi Var!

Giriş: 44 okunma24 dk okuma
İran ve Husiler Çaresiz Değil  Hürmüz’ün Altındaki Fiber Optik Kabloların Bir Makaslık İşi Var!
Paylaş

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

ABD–İran savaşını sona erdirmek amacıyla Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler sürerken Hürmüz Boğazı, müzakerelerin merkezindeki yerini koruyor. İran heyeti, muhtemel bir anlaşmanın ardından boğazın iki gün içinde yeniden açılmasını öngören öneriyi değerlendiriyor.

Trump’ın 3 Kasım’daki ABD ara seçimleri öncesinde yeni saldırı düzenlemeyeceğini açıklaması diplomasiye zaman kazandırırken seçim sonrasındaki askerî müdahale ihtimali devam ediyor. Bu belirsizlik, Körfez’in enerji yollarıyla birlikte denizaltı haberleşme altyapısının güvenliğini de öne çıkarıyor.

Hürmüz Boğazı, petrol ve doğal gazın yanı sıra telefon görüşmeleri, internet trafiği ve bankacılık işlemleri gibi dijital verilerin denizaltı fiber optik kablolar üzerinden Körfez ülkeleri ile dünyanın diğer bölgeleri arasında taşındığı stratejik bir geçiş noktası.

ABD ile İran arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı’nın petrol ve doğal gaz taşımacılığının ötesindeki stratejik önemini gündeme taşıyor. Körfez’de muhtemel bir savaşın etkilerinin; askerî üsler, enerji tesisleri ve tankerlerle birlikte deniz tabanındaki iletişim ağlarına da uzanması an neselesi.

Neden mi? Çünkü Körfez’i Umman Denizi’ne bağlayan bu geçit, bölge ülkelerinin uluslararası haberleşmesini taşıyan fiber optik kablolar için de stratejik bir koridor oluşturuyor. Dolayısıyla bu durum, sadece enerji güvenliğini değil, aynı zamanda küresel dijital iletişimin geleceğini de tehlikeye atmaktadır.

Submarine fibre-optic telecommunications cables/ denizaltı fiber optik haberleşme kabloları uluslararası telefon görüşmelerini, internet bağlantılarını, görüntülü iletişimi, finansal işlemleri, bulut hizmetlerini ve kurumlar arasındaki veri alışverişini taşıyor.

International Telecommunication Union ITU/ Uluslararası Telekomünikasyon Birliğine göre dünyadaki uluslararası veri trafiğinin yüzde 99’dan fazlası denizaltı kablolarından geçiyor.

Bu küresel ağın Körfez’e açılan kolları, bölgenin dijital ekonomisini uluslararası sistemle buluşturdğundan,  Hürmüz Boğazı, Körfez’in dijital ekonomisini ve uluslararası bağlantılarını etkileyebilecek stratejik bir geçit olarak önemli.

Körfez’i dünyaya bağlayan kablo sistemleri

Hürmüz güzergâhıyla ilişkili başlıca sistemler arasında Asia Africa Europe-1 (AAE-1), FALCON ve Gulf Bridge International (GBI) bulunuyor. Bu ağlar, Körfez ülkelerinin bölgesel bağlantılarını ve daha geniş uluslararası kablo sistemlerine erişimini sağlıyor.

Bölgedeki bir diğer önemli sistem Tata TGN-Gulf. Hindistan merkezli küresel bir telekomünikasyon ve dijital altyapı şirketi Tata Communications’ın işletmeye alma açıklamasına göre bu sistem; Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Suudi Arabistan’a bağlantı sağlayarak Körfez’i Hindistan’ın Mumbai kentine ve şirketin küresel ağına bağlıyor.

Sistemin sunduğu hizmetler arasında geniş bant veri iletimi ve yüksek kaliteli ses iletişimi de bulunuyor. Böylece denizaltındaki aynı haberleşme omurgası, telefon görüşmelerinden şirketlerin uluslararası veri bağlantılarına kadar farklı ihtiyaçlara hizmet ediyor.

Bu kabloların stratejik değeri, taşıdıkları verinin ekonomik işlevinden kaynaklanıyor. Bankaların uluslararası işlemleri, şirketlerin uzaktaki sunuculara erişimi, görüntülü toplantılar ve gerçek zamanlı dijital hizmetler, yüksek kapasiteli bağlantıların sürekliliğine dayanıyor.

Aynı geçitte yoğunlaşan bağlantılar

Hürmüz’ün hassasiyetini artıran unsurlardan biri, farklı kabloların aynı coğrafi koridoru paylaşması. Nitekim TeleGeography’nin “Navigating Hostile Waters: Submarine Cable Infrastructure and the Strait of Hormuz” başlıklı analizi bu konuya değiniyor.

13 Mart 2026 tarihli  değerlendirmeye göre;  boğazdan geçen kablolar, İran’la ilişkili izin ve siyasi koşullar nedeniyle Umman sularında yoğunlaşıyor. Bu durum, ayrı sistemlerin aynı bölgedeki olaylardan birlikte etkilenebilmesi ihtimalini artırıyor.

Stratejik açıdan bakıldığında, farklı kablolara sahip olmakla farklı coğrafi güzergâhlara sahip olmak ayrı önem taşıyor. Aynı geçidi paylaşan bağlantılar, ortak bir risk alanına bağımlı kalabiliyor. France-IX de Hürmüz’deki kablo yoğunlaşmasını, coğrafyanın dijital altyapının dayanıklılığı üzerindeki belirleyici etkisi üzerinden  ele alıyor.

Bağlantı istasyonları ve alternatif çıkışlar

Denizaltı ağının stratejik halkalarından biri, kabloların karaya çıktığı bağlantı istasyonları. Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Füceyre, Hürmüz Boğazı’nın dışında, Umman Körfezi kıyısındaki konumuyla mühim.

Hint Okyanusu ve Umman Denizi yönünden gelen fiber optik kablolar, boğaza girmeden burada karaya ulaşabiliyor. SEA-ME-WE 4 gibi sistemler, Füceyre’yi Asya’ya ve Kızıldeniz–Mısır güzergâhı üzerinden Avrupa’ya bağlıyor.

e& şirketinin Füceyre SmartHub tesisi, denizaltı bağlantılarının kara ağları ve veri merkezleriyle buluştuğu merkezlerden biri. Buraya ulaşan veri, kara hatlarıyla Dubai ve Abu Dabi gibi şehirlere aktarılıyor. Böylece Füceyre, Hürmüz’deki kesintilere karşı alternatif erişimi var.

Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz bağlantıları ile Bahreyn, Katar ve Kuveyt’in komşu ülkelere uzanan kara hatları da bölgenin güzergâh çeşitliliğini artırıyor. Bu seçenekler, kesinti sırasında trafiğin başka hatlara yönlendirilmesine imkân tanıyor.

Hizmetlerin sürekliliğini ise kullanılabilir yedek kapasite belirliyor. France-IX, kara bağlantılarının geniş çaplı bir denizaltı kesintisinde bütün trafiği karşılamaya yetmeyebileceğine dikkat çekiyor.

Onarım kapasitesi de stratejik gücün parçası

Hürmüz’de iletişim güvenliğinin bir diğer boyutu, hasarlı kablolara müdahale edebilme kapasitesi. Onarım gemilerinin gerekli izinleri alması, arızayı tespit etmesi ve çalışma boyunca belirli bir bölgede sabit kalması gerekiyor. Çatışma koşulları, bu sürecin güvenliğini ve süresini doğrudan etkileyebiliyor.

Dolayısıyla Hürmüz’de denizaltı iletişim hatlarının stratejik önemi; kablo güzergâhlarını, kıyıdaki tesisleri, alternatif bağlantıları ve onarım imkânlarını birlikte kapsıyor. Petrol akışını taşıyan deniz yolu ile dijital ekonomiyi taşıyan veri yolu, aynı coğrafyada birbirini tamamlayan iki stratejik unsur hâline geliyor.

İran’ın karşılık senaryosunda denizaltı kabloları ve veri merkezleri

Trump’ın tehditleriyle yeniden tartışılmaya başlanan saldırı ihtimali, İran’ın verebileceği karşılığın kapsamını da öne çıkarıyor. İran’ın yeniden saldırıya uğraması hâlinde Körfez’deki denizaltı internet kablolarını hedef alabileceği, onarım faaliyetlerini engelleyerek kesintiyi uzatabileceği yönündeki iddialar, savaşın dijital altyapıya yayılması ihtimaline işaret ediyor.

Devrim Muhafızlarının Hürmüz Boğazı’ndan geçen yedi ana kabloyu belirlediği ve Körfez’deki ABD bağlantılı veri merkezleriyle yapay zekâ tesislerini tehdit ettiği de ileri sürülüyor. Bu senaryo, enerji akışını durdurma kapasitesinin yanına veri akışını aksatma kapasitesini ekliyor.

Petrol sevkiyatındaki kesinti üretimi ve ulaşımı etkilerken veri bağlantılarındaki kesinti bankacılığı, ticari işlemleri, haberleşmeyi ve dijital hizmetleri doğrudan baskı altına alabilir.

“İnanılır gelmiyor ama bir makaslık hali var!..”

İran ve Husiler çaresiz değil. Körfez ülkeleri son yıllarda finans, lojistik, turizm, bulut bilişim ve yapay zekâ yatırımlarını büyüttü. Dubai başta olmak üzere bölgenin ekonomik merkezleri, uluslararası veri bağlantıları sayesinde dünyanın farklı noktalarıyla kesintisiz işlem yürütüyor.

Bu yapının deniz tabanındaki fiziksel altyapıya bağımlılığı, “Teknolojinin başkentleri bir anda kendilerini internetsiz, bankasız, 19. yüzyıl hayatına dönmüş bulabilir..” sözleriyle ifade ediliyor.

“İnanılır gelmiyor ama bir makaslık hali var!..” Bu çarpıcı benzetme, dijital ekonominin görünmeyen dayanaklarını hatırlatıyor. Ekranlarda saniyeler içinde gerçekleşen işlemler; denizaltı kablolarına, kıyıdaki bağlantı istasyonlarına, veri merkezlerine ve enerji tedarikine dayanıyor. Bu halkalardan birkaçının aynı anda zarar görmesi, kesintinin etkisini büyütebilir.

Dubai’nin finansal işlemlerinde yaşanabilecek aksamalar, bölgenin Avrupa ve Asya’yla ticaretine de yansıyabilir. Brüksel dâhil Avrupa’daki kurumlar ve şirketlerle yürütülen veri alışverişi, ödeme ve ticari koordinasyon süreçleri de bu bağlantıların sürekliliğinden etkilenebilir.

Telgraf savaşından dijital savaşa

Denizaltı iletişim hatlarının hedef alınmasının tarihî bir geçmişi bulunuyor. Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında Britanya’nın Alman denizaltı telgraf kablolarını kesmesi, haberleşmenin savaş gücü bakımından taşıdığı önemi ortaya koydu. Almanya’nın dış bağlantıları zorlaştı, alternatif iletişim kanallarına bağımlılığı arttı.

Kablolar üzerindeki mücadele, askerî haberleşmeyle birlikte diplomatik iletişimi ve istihbarat faaliyetlerini de etkiledi. Haberleşme güzergâhlarına hâkim olmak, karşı tarafın hareket alanını daraltmanın araçlarından biri hâline geldi.

Bir asır sonra benzer bir stratejik hesap, çok daha geniş bir ekonomik yapı üzerinde şekilleniyor. Telgraf mesajlarının yerini finansal işlemler, ticari veriler, bulut hizmetleri ve anlık iletişim aldı.

Deniz tabanındaki bir kesinti, binlerce kilometre uzaktaki şirketlerin faaliyetlerine ve insanların günlük hayatına yansıyabiliyor. Savaş yöntemlerinin tarih içindeki sürekliliği, bugün fiber optik ağlar üzerinden yeniden görünür hâle geliyor.

Akdeniz ve Kızıldeniz’in hatırlattıkları

Ocak 2008’de Akdeniz’de meydana gelen kablo kesintileri, Mısır’dan Körfez’e ve Hindistan’a uzanan geniş bir alanda internet bağlantılarını etkiledi. Aynı güzergâhlara bağımlı ekonomilerin ortak bir altyapı sorunundan birlikte etkilenebildiği görüldü.

Mart 2024’te Kızıldeniz’de birden fazla denizaltı kablosunun zarar görmesi de uluslararası veri trafiğinin hassasiyetini gündeme taşıdı. HGC Global Communications’ın o dönemde açıkladığı yaklaşık yüzde 25’lik etki, Asya–Avrupa ve Orta Doğu arasındaki ilgili veri trafiğinin karşılaştığı sorunun boyutunu gösteriyordu.

Husilerin saldırısının ardından batan Rubymar gemisinin sürüklenen çapasının kablolara zarar vermiş olabileceği ihtimali de tartışıldı. Böylece deniz ulaşımındaki bir savaş olayının, deniz tabanındaki haberleşme altyapısına uzanabilecek sonuçları ortaya çıktı.

Geçmişteki bu olaylar, Hürmüz çevresinde yaşanabilecek daha geniş bir çatışmanın veri bağlantılarına etkisini değerlendirmek açısından önem taşıyor.

Kesintiyi uzatabilecek ikinci darbe

Kablo hasarının ardından en önemli meselelerden biri, onarımın ne zaman ve hangi koşullarda yapılabileceği. “İlk darbeden sonra kabloları onarma veya veri trafiğini geri getirme girişimlerini de bombalayacaklar..” şeklinde dile getirilen senaryo, tehdidin onarım kapasitesine de yönelmesi ihtimalini anlatıyor.

Denizaltı kablolarının onarımı özel gemiler, teknik ekipler, gerekli izinler ve uygun deniz koşulları gerektiriyor. Savaş ortamında bunlara personelin can güvenliği, mayın tehlikesi, limanlara erişim ve gemilerin korunması gibi meseleler ekleniyor.

Onarım faaliyetlerinin tehdit altında kalması, teknik olarak giderilebilecek bir hasarın etkisini uzatabilir. Alternatif hatlara yönlendirilen trafik de kapasite baskısı, gecikme ve hizmet kalitesinde düşüşle karşılaşabilir.“Bunun hasarı hem çok ağır hem de uzun sürecek..” endişesinin arkasında, ilk hasarla birlikte müdahale imkânlarının da sınırlanması ihtimali yer alıyor.

Diplomasinin gündemindeki görünmeyen altyapı

“Aracılar, elçiler, mektuplar, telefonlar.. çetin pazarlıklar.. görüşmeler.. görüşmeler...” Gerilimin yükseldiği bir ortamda diplomatik temasların önemi, çatışmanın birbirine bağlı alanlara yayılma ihtimaliyle artıyor. Enerji tesislerinin, deniz ulaşımının, limanların ve iletişim altyapısının aynı krizden etkilenmesi, ekonomik sonuçların bölge dışına taşınmasına yol açabilir.

Körfez’de bağlantı sürekliliğinin korunması; bölge ülkeleriyle birlikte Avrupa ve Asya ekonomilerini, uluslararası şirketleri ve küresel finansal işlemleri ilgilendiriyor. Denizaltı kabloları bu nedenle diplomatik ve stratejik hesapların görünmeyen başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin jeopolitik rolü ve veri güzergâhları

Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki konumu, enerji taşımacılığının yanında veri taşımacılığı açısından da önem taşıyor. Alternatif kara ve deniz bağlantıları geliştirilmesi, bağlantı istasyonlarının korunması ve yedek kapasitenin artırılması, Türkiye’nin bölgesel rolünü güçlendirebilir.

Küresel denizaltı fiber optik kablolarının stratejik önemi ile Türkiye’nin jeopolitik konumu arasındaki ilişki, Hürmüz çevresindeki risklerle birlikte daha belirgin hâle geliyor. Güzergâh çeşitliliği, uluslararası veri akışının sürekliliğine katkı sunarken Türkiye’ye yatırım ve iş birliği imkânları da sağlayabilir.

Bu alandaki hazırlık; telekomünikasyon işletmecilerini, ilgili kamu kurumlarını, deniz gözetleme unsurlarını ve istihbarat birimlerini ilgilendiriyor. Fiziksel tehditlerle siber tehditlerin birlikte değerlendirilmesi, kritik altyapıların korunmasında önem kazanıyor.

Mekke ittifakında istihbarat paylaşımının başlangıç noktası

“Mekke ittifakının istihbarat paylaşımı bu konudan başlayabilir.” Denizaltı kablolarının ve bağlantı tesislerinin korunması, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında somut bir iş birliği başlığı olarak değerlendirilebilir. Tehdit bilgilerinin paylaşılması, şüpheli faaliyetlerin izlenmesi, sabotaj belirtilerinin değerlendirilmesi ve erken uyarı mekanizmalarının geliştirilmesi bu kapsamda ele alınabilir.

Askerî istihbarat, denizlerdeki faaliyetlerin ve çatışma risklerinin değerlendirilmesine; teknik istihbarat, iletişim altyapısındaki olağan dışı durumların anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Karşı istihbarat faaliyetleri de kritik tesislere yönelik sızma ve sabotaj hazırlıklarının tespitinde rol üstlenebilir.

Enerji jeopolitiğiyle veri güzergâhlarının kesiştiği bu alanda ortak risk değerlendirmeleri, alternatif bağlantı planları ve onarım koordinasyonu geliştirilebilir.

Gerilim yüksek...

Bu durum bir nimet olarak kabul edilmeli. Ankaralı Namık’ın “Yan cehennem yan, beş kamyon kömürle geliyom” sözlerini hatırlatan bir ruh hâliyle, Epstein dünyasının yanması için bütün dünyanın birlikte bedel ödemesi gerektiği düşüncesi öne çıkıyor; kurtuluşun başka yolu kalmadığı duygusu ağır basıyor.

Türkiye, İran ve Yemen’in yalnız bırakılmasına sessiz kalmamalı

İnsanlık, yaşananların bedelini yalnızca İran ve Yemen’in ödemesine göz yumarsa dünya bugünlerini bile arayabilir. Böyle bir sessizlik, Epstein İmparatorluğu olarak simgelenen küresel güç düzenine karşı direnen Rusya ve Çin’in de hareket alanını daraltır; Brezilya’dan Arnavutluk’a, Sırbistan’dan İspanya’ya kadar vicdanı kararmamış insanların adalet umudunu aşındırır.

Türkiye açısından da mesele, bu tabloda nerede duracağı? Küresel emperyalistlerin dümen suyunda hareket etmeyi sürdüren bir Türkiye’yi, doğacak sonuçlardan korumaya ne NATO ne Mekke ittifakı ne de Bedir Mutabakatı yeter?  Ey Türk titre ve kendine dön! Türk kal, Türk ol!

İlgili Kaynakça

https://www.iscpc.org/⁠

https://www.hgc.com.hk/

https://www.submarinecablemap.com/

https://iscpc.org/news/media-enquiries/⁠

https://encyclopedia.1914-1918-online.net/⁠

https://www.fiberatlantic.com/org/M6CLrmckRZgTVsfRLMWT

https://www.itu.int/itu-d/reports/statistics/global-connectivity-report-2025/⁠

https://www.submarinenetworks.com/en/systems/trans-atlantic/tgn-atlantic

https://www.franceix.net/en/news/latest-news/strait-of-hormuz-submarine-cables/

submarinecablemap.com/landing-point/fujairah-…

https://resources.telegeography.com/submarine-cable-infrastructure-strait-hormuz?hs_amp=true

https://www.dikgazete.com/yazi/kuresel-denizalti-fiber-optik-kablolarinin-stratejik-onemi-ve-turkiye-nin-jeopolitik-rolu-9510.html

https://www.reuters.com/world/middle-east/iran-has-detailed-plans-hit-gulf-undersea-cables-if-war-resumes-officials-say-2026-10-23/

https://www.tatacommunications.com/press-release/tata-communications-launches-tgn-gulf-cable-system-connecting-india-oman-uae-qatar-bahrain-saudi-arabia-onward

Paylaş
Bu yazı yazarın kişisel görüşüdür.

Ömür ÇELİKDÖNMEZ — diğer yazılar

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.