İçeriğe geç
8 Kasım 2026 Pazar
Doç.Dr.rer-nat.Gültekin KAVUSANKöşe Yazarı

Belediyeler;Türkiye'nin temel sorunu

Giriş: 3 okunma7 dk okuma
Paylaş

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

Osman Gazi döneminde pazar yerlerinden BAC diyerek vergi alınır ve onunla hem devlet işleri hemde yöredeki esnafın ve vatandaşın yol, su, çeşme, temizlik vb işleri, ihtiyaçları karş8lanırdı. Bu sistem aslında hem devlet giderlerini hem de ortak yaşam alanlarındaki gerekli işlerin yürütülmesi şeklinde Tanzimat’a kadar bazı değişiklerle ve toplum ihtiyacı nedeniyle ek hizmetlerin de karşılanması şeklinde devam etmiştir.
Tanzimat ile başlayan batılılaşma sürecinde sadece askeri alanda değil, sosyal ve toplumsal alanda da yeni düzenlemeler yapılmış ve payitahtın idari yapılanması, halkın ihtiyaçlarının karşılanması yönünde değişiklikler yapılmıştır. Ancak Kırık harbi sonrasında, özellikle Balkanlarda başlayan göçler nedeniyle artan İstanbul nüfusunun taleplerin de artması üzerine, Şehremini adı verilen bir y9netim oluşturulmuşve bunun kapsamıda, görevleri ile yetkilerinin belirlenmesinde batı, özellikle Fransa’daki ve Almanya’daki şehir yönetimleri esas alınmıştır.

1877 harbi yenilgisi sonrası İstanbul nüfusunun artması, ayrıca Anadolu ve Balkanlardaki başta Edirne olmak üzere bu artan nüfus nedeniyle bu şehremini sistemi gen8şletilmiş ise de buralarda bu y9netim şeklinin ne halk tarafından ne de atanan yöneticilerce yapılan icraatlar sahiplenilmemiş, istenen düzeyde başarılı olunamadığından kadük olmuştur.
Meşrutiyet ve ittihat terakki döneminde şehremini sistemi İstanbul’da artan sorunlar nedeniyle, günümüzdeki "büyük şehir belediye başkanlığı" şekline benzer biçimde Şehremaneti olarak yeniden düzenlenerek 14 bölge şehreminliğine bölünmüştür. Bunların yapacağı isler, şehrin güvenliği, pazarlarda ve dükkânlarda fiyat ve kalite kontrolü, su idaresi ve halkın çoğunluğuna göre çeşme yapılması ve arızalarının giderilmesi, ulaşım araçları için fiyat belirlenmesi, bazı semtlerdeki kanalizasyon tamiratı, çok sık yangınlar nedeniyle özellikle itfaiye hizmeti ile yangınların söndürülmesindeki tulumbacı hizmetleridir.
Cumhuriyet döneminde ilk defa belediye ve şehircilik hizmetleri ile ilgili olarak 1935 yılında bir toplantı yapılır ve hizmetlerin yapılmasını belediyelere bırakılarak, bir anlamda sahipsiz olan hizmetler sahiplendirilir. Burada önemli bir husus ise, bu tür hizmetlerin yöresel ve bir grup kişilere bırakılarak, merkezi yönetimin zekice işin içinden sıyrılarak, yükü yöredeki insanların üzerine yıkarken bir çeşit verginin bu hizmetler karşılığı şeklinde merkezi hükümete aktarılmasıdır.

1948-1960 arasında da bazı hizmetlerin, özellikle yeni yolların açılması gibi hizmetlerin yapılmasının belediye bütçesini ve gücünü aştığı için merkezi hükümet tarafından yapılmasıdır. Biraz daha özellikle su ve çöp konusunda kurumsallaşma olmuştur. Bu hizmetler nedeniyle halkın Demokrat Parti'ye olan sevgisi ve teveccühü artmıştır. 1960 ihtilali sonrasında, sular idaresi ve şehirlerdeki su idaresi hizmeti başta olmak üzere DP iktidarının temel esasları doğrultusunda yapılan icraatlar sürdürülerek, 1980 darbesine kadar devam ettirilmiştir, ancak bu süre içinde belediyecilik hizmetleri tümüyle siyasallaştırılmış ve iktidara karşı adeta muhalefetin, ya da tam tersi halkoyu ilebir“cepheleşme aracı” şekline dönüşmüştür.

Günümüz belediyeciliği, 1982 yılında hazırlanan ve hala temel esasları yürürlükte olan yeni belediyeler kanunu ile düzenlenmiş ve eski 1935 yılından beri uygulanan ve sürekli revizyona uğradığı için yamaları bile parça parça olmuş bu belediye kanunun yerine konmuştur.
Bu yeni kanun ile belediye seçimleri, adeta bir ön seçim mantığına tamamen büründürülerek, siyasi partilerin, muhalefetin veya başka güçlerin at oynattığı ve nasiplendiği bir finans kaynağı olmuştur. 1990'lı yıllardan sonra bu kanuna göre belediyeler, özellikle doğu illeri ve ilçelerinde seperatist Kürtçü grupların ve partilerin finans kaynağı durumuna bürünmüştür.
1985 sonrasında hizmet götürmede ortaya çıkan sorular bahanesiyle büyükşehir belediyeleri kurulmuş, bununla merkezi hükümet hem dolaylı vergi kaynağına kavuşmuş, hem de siyasi bir bölgesel güç kazanmıştır. Bu bölgesel güç daha sonra bölücülerce kullanılırken, AB kaynağı kullanmak kisvesiyle dış devletlerce yeni bir finansman kaynağı kazanmıştır.

15 Temmuz sonrası gelişmeler çok dehşet verici bir noktaya evrilmiştir, şöyleki merkezi hükümetin dolaylı maşası olarak görülen ve aslında " kazı bağırtmadan yolmak" prensibini ilke kabul eden ve cumhuriyetin kuruluşundan beri bu temel prensipten sapma göstermeyen ilke 2019 seçimlerinde zirveye taşınmıştır. Özellikle muhalefetin arka bahçesine dönüşmüş durumdaki konumundan, yoğun bir propaganda ile "belediye başkanlığı muhalefetin eline geçerse, iktidar düşecek imaj8 verilmiştir. Seçimler sonrasında seçilen muhalefet belediye başkanları adeta yeni bir “Paralel Devlet" edasına bürünerek, istedikleri şekilde belediyeleri yönetmiş, özellikle İBB başkanı İmamoğlu başkanlığında muhalif CHP'nin adeta “vergi toplama birimine” dönüşmüş, ihale ve rüşvet, irtikâp suç merkezleri olmuştur. Siyasi olarak Kürtçü partilerle işbirliği içerisinde PKK kökenli değişik bölücüleri de belediye personeli olarak çalıştırmıştır. Şehrin imar planından tutun, trafik lambalarının sinyalizasyon sistemine, ulaşım hatlarının -alt ve üst yapıların, hatta otobüslerin vardiya saatlerine kadar tüm bilgileri de yabancı kaynaklı birkaç şirkete düzenlemesi için verilmiştir.

Bazı CHP adayı olarak seçime girmiş belediyelerdeki başkanların ekseriyeti ihalelere fesat karıştırma, irtikâp ve rüşvet ve imar yasası kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmışlardır.

Şimdi gelinen nokta budur.

Çözüm:
En kısa zamanda modern ve çağdaş bir il ve ilçelerin yönetim sistemi kurularak, mevcut Belediyeler kanunu" ivedilikle lağvedilmelidir. Yeni kurulacak belediye hizmetlerinin büyük ve önemli bir bölümünün merkezi hükümet sistemine aktarılması ve belediye hizmetlerinin yeniden ve daha kapsamlı ama ucu açık ve basitçe bir yönetmelik ilan edilmesi ile kökten değişebilir bir nitelikte yeniden hazırlanması şarttır.
 

Paylaş
Bu yazı yazarın kişisel görüşüdür.

Doç.Dr.rer-nat.Gültekin KAVUSAN — diğer yazılar

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.