İçeriğe geç
8 Kasım 2026 Pazar
Doç.Dr.rer-nat.Gültekin KAVUSANKöşe Yazarı

CUMHURİYET AYDINININ 100 YILLIK EVRİLMESİ

Giriş: 7 okunma4 dk okuma
Paylaş

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban adlı kitabında kendi döneminin aydın ve entelektüellerini şöyle tarif ediyor.

"Türk entelektüeli, Türk aydını, Türk ülkesi denilen bu zengin ve ıssız dünya içinde bir garip yalnız bir kişidir. Bir münzevi mi? Hayır; bir acayip yaratık demeliyim. Öyle ya, bir insan tasavvur edin ki hangi ırktan, ne cinsten olduğu belli değildir. Kendi vatanı addettiği memleketin dibine doğru ilerledikçe kendi kökünden uzaklaştığını hissediyor. Hissetmese de bize etrafında hasıl olan boşluk, soğukve itici hava, ona her an kendi toprağından sökülmüş bir aykırı, bir acayip nebat olduğunu bildiriyor.”

******

Cumhuriyetin 100. yılında Türk aydını, Türk entelektüellerini her yerde görebiliyoruz. Televizyonlarda üstelik boy boy, sokakta, siyasette, üniversitelerde, gazetelerde, kitaplarında, sanat mekanlarındaki eserlerinde ..

Sapını, dalını, gövdesini, kökünü bilmeyen bir yaprağın nerden geldiğini ve ne için geldiğini, neden oksijen alıp karbondioksit verdiğinin sorgulayan, arayış içinde bir yaprak misali mi?

 

Kültür dediğimiz nedir ki? Resim, heykel, müzik, sahne sanatları, hikâyeler, romanlar, sosyal derinliği olan ve toplumun derinlemesine düşey kesiti olacak yazılı sözlü danslı çalgılı sahne sanatları ve müzikli eserler.. Toplumun diline dolanmaya başlayan ve düşey-yatay toplumsal gelişmeyi imgeleyen eserlerden başka “bir takım şeyler” işte.

 

Günümüzde baktığınızda, okuduğunuzda, kendi köklerine dayanan bir yaratıcılık yerine batıdan esen aslında çok zayıf bir yelin, esintisini, kasırga zannederek neredeyse batının kültürünün, batı toplumuna bile sanki ışık tutacakmış gibi önünde kurumuş yaprak gibi sürüklenmesini acı dolu olarak yaşamaktayız. Hatta öyleki bu kurumuş yaprakların süründükçe kurumuş hücrelerine kadar aşınmışlığını da Anadolunun çilekeş toplumu görmekte ve onlardan ilham alacağı yerde, onların bu hallerine gözyaşı bile dökememektedir.

******

Farkı, fark edemeniz mi? Yoksa ettiniz mi?

Benim için ister edin ister etmeyin. Somut olan bir şey var ki buna bir çeşit evrim diyoruz; daha açık yazayım “kültürde sosyal evrimleşme” diyorlar. Ama bizdeki tersine yönde giden bir durum.

Galiba daha başındayız!' 14 yüzyıldaki batının RÖNESANS dediği evrilmenin tıpkısının aynısı gibi, ya da 9-13 yüzyıllardaki dünyayı saran kasıp kavuran İslami kültürel bir çığ gibi…

Paylaş
Bu yazı yazarın kişisel görüşüdür.

Doç.Dr.rer-nat.Gültekin KAVUSAN — diğer yazılar

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.