Ömür ÇELİKDÖNMEZKöşe YazarıZamanın Ruhuyla Şekillenen Müesses Nizamda Devlet Bahçeli ve Milliyetçi İttifak Arayışı!

Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, yakın dönem Türk siyasi tarihinin önemli aktörlerinden. MHP’nin efsane lideri Alparslan Türkeş'in ölümünden sonra yapılan Kongrede , diğer adaylara rağmen seçilmesi, ana akım medyada ve hatta MHP tabanında şaşkınlıkla karşılanmıştı.
Kısa sürede partiyi toparladı, Bülent Ecevit ile birlikte koalisyon hükümeti kurdu. 2002 seçim depreminde partisi Meclis dışında kaldı AK Parti'nin iktidarında uzun yıllar en sert muhalefeti yaptı. Ve şimdi AKP iktidarınn Cumhur İttifakı’nın bileşenlerinden.
Bürokrasiden yargıya MHP’yi takip etmeden Türkiye snlaşılır mı?

Türk medyasında özellikle duayen gazeteciler; Türkiye siyasetinde rüzgârın nereden eseceğini, o çok konuşulan “devlet aklı”nın bir sonraki hamlesini ya da kilit anayasa ve yargı çıkışlarını önceden sezmek istiyorsanız, gözünüzü MHP’den ve Devlet Bahçeli’nin söylemlerinden bir an olsun ayırmamanız gerekir, der.
İsmail Saymaz ve kulisleri iyi koklayan pek çok kıdemli gazetecinin de sıkça hatırlattığı üzere; MHP bu denklemde sadece oy oranıyla ölçülebilecek sıradan bir ittifak ortağı değil, bürokrasiden yargıya uzanan kılcal damarlarda iktidarın rotasını çizen asıl merkezdir.
Dolayısıyla bugün Türkiye’de gündemi gerçekten okumak ve yarın ne olacağını anlamak isteyen her gazeteci için Bahçeli’nin grup toplantılarındaki her bir kelimeyi ve satır aralarındaki mesajları pür dikkat takip etmek
22 Ekim 2024 ile 22 Ekim 2026 tarihleri kapsayan iki yıllık kesitte; Devlet Bahçeli’nin ezberleri bozan çıkışlarını, yerleşik siyasi reflekslerin dışına çıkan tavırlarını ve Türkiye’nin gündem rotasını baştan çizen çıkışlarını kronolojik olarak sıralamak, siyasetin kilit dinamiklerini anlamak açısından ufuk açıcı olacaktır.
Son iki yılda Bahçeli’nin gündem oluşturan ve kamuoyunun ezberini bozan açıklamaları

22 Ekim 2024–22 Ekim 2026 arasındaki dönemde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye siyasetinde yeni tartışmalar başlatan ve partisinin alışılmış söylemlerinin dışına çıkan açıklamalar yaptı. Öcalan’a yönelik çağrıları, Demirtaş’ın tahliyesine ilişkin değerlendirmeleri, cumhurbaşkanı yardımcılığı önerisi ve milliyetçi çevrelere birleşme çağrısı bu dönemin dikkat çeken çıkışları arasında yer aldı.
22 Ekim 2024 — Öcalan’a Meclis çağrısı ve umut hakkı önerisi
Bahçeli, Öcalan’ın örgütün lağvedildiğini açıklamak üzere TBMM’de DEM Parti grubunda konuşmasını önerdi. Örgütün tasfiyesi yönünde irade göstermesi şartıyla umut hakkından yararlanmasının önünün açılmasını istedi. MHP’nin önceki söylemleri düşünüldüğünde bu açıklama, dönemin en belirgin siyasi kırılmalarından biriydi.
26 Ekim 2024 — Türklerle Kürtlerin birbirini sevmesini dinî ve siyasi farz olarak nitelemesi
Ziya Gökalp’i anma sempozyumunda Türklerle Kürtlerin tarihsel birlikteliğini vurguladı. Birbirlerini sevmelerini iki taraf için de dinî ve siyasi bir yükümlülük olarak tanımladı. Öcalan çağrısının hemen ardından gelen bu konuşma, yeni yaklaşımının toplumsal çerçevesini ortaya koydu.
5 Kasım 2024 — Erdoğan’ın yeniden adaylığı için anayasal düzenleme çağrısı
Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesini savundu ve bunun için gerekli anayasal düzenlemenin yapılmasını gündeme getirdi. Böylece yeniden adaylık meselesini Cumhur İttifakı’nın önündeki siyasi hedeflerden biri olarak açıkça ortaya koydu.
17 Nisan 2025 — CHP’ye kayyum atanmasına karşı çıkması
CHP’ye kayyum atanacağı iddiaları üzerine bunun hem doğru olmadığını hem de mümkün olmadığını söyledi. CHP’ye yönelik sert eleştirilerini sürdürürken partinin yönetimine kayyum müdahalesine karşı tutum alması dikkat çekti.
18 Mayıs 2025 — Süreç için 100 üyeli Meclis komisyonu önerisi
TBMM’de temsil edilen 16 siyasi partinin katılacağı, 100 üyeli Millî Birlik ve Dayanışma Komisyonu kurulmasını istedi. Önerisi, sürecin Meclis çatısı altında geniş siyasi katılımla yürütülmesi bakımından önemliydi.
18–21 Temmuz 2025 — Cumhurbaşkanı yardımcılarından birinin Alevi, diğerinin Kürt olabileceği önerisi
18 Temmuz’daki kapalı parti toplantısında dile getirildiği bildirilen öneriyi, 21 Temmuz’da yaptığı açıklamayla doğruladı. Cumhurbaşkanı yardımcılarının kimlikleri üzerinden yaptığı bu değerlendirme, MHP’nin alışılmış siyasi söyleminin ötesine geçen bir yönetim önerisi olarak tartışıldı.
4 Kasım 2025 — Demirtaş’ın tahliyesini olumlu karşılaması
Selahattin Demirtaş hakkında sorulan soruya, hukuki yollarla sonuca ulaştığını belirterek tahliyesinin Türkiye için hayırlara vesile olacağını söyledi. Daha önce ağır eleştiriler yönelttiği bir siyasetçinin serbest bırakılmasını destekleyen açıklaması güçlü yankı uyandırdı.
18 Kasım 2025 — Gerekirse kendisinin İmralı’ya gideceğini söylemesi
Meclis komisyonundan bir heyetin İmralı’ya gitmesi tartışılırken kimsenin ziyarete yanaşmaması durumunda üç arkadaşını yanına alarak kendisinin gidebileceğini açıkladı. Bu çıkış, Öcalan’la doğrudan temas konusundaki siyasi sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğunu gösteriyordu.
13 Ocak 2026 — Emekliler için sefalet ücreti eleştirisi
En düşük emekli aylığı alanların insanca yaşayabilecekleri bir gelir düzeyine taşınmasını istedi. Bunun için gerekirse gövdelerini taşın altına koymaları gerektiğini söyledi. İktidar ortağı bir liderin emekli gelirleri konusunda bu sertlikte konuşması, ekonomi yönetimine yönelik açık bir iyileştirme çağrısıydı.
24 Şubat 2026 — Öcalan’ın statüsünün tartışılmasını ve kayyum uygulamasının yeniden değerlendirilmesini istemesi
Öcalan’ın süreçteki konumunun nasıl düzenleneceğini gündeme getirdi. Aynı konuşmada kayyum meselesinin demokrasi sınırları içinde yeniden değerlendirilmesini, Ahmet Türk ile Ahmet Özer’in görevlerine dönmesini istedi. Böylece tartışmayı temas ve silah bırakma aşamasından hukuki ve siyasi düzenlemelere taşıdı.
5 Ağustos 2026 — Öcalan, Demirtaş ve görevden uzaklaştırılan belediye başkanları için birlikte çağrı
Öcalan’ın umut hakkına kavuşmasını, Demirtaş’ın evine dönmesini ve “Ahmetler” ifadesiyle işaret ettiği belediye başkanlarının görevlerine dönmesini birlikte savundu. Süreci bir DEVLET projesi olarak nitelendirdi. Bu açıklama, önceki ayrı çıkışlarını ortak bir siyasi çerçevede topladı.
6 Ekim 2026 — Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP formülü
Erdoğan’ın yeniden adaylığı için TBMM’nin seçimleri yenilemesi yolunu savundu. Gelecek döneme ilişkin siyasi formülünü yürütmede Erdoğan, yasamada MHP vurgusuyla açıkladı. Bu çıkış, MHP’nin ittifak içindeki ağırlığı ve Meclis’te üstlenmek istediği rol açısından yeni tartışmalar başlattı.
20 Ekim 2026 — Farklı siyasi adreslerdeki ülkücülere MHP’de birleşme çağrısı
Türk milliyetçiliğinin kurumsal kalesinin MHP olduğunu belirterek ülkücülere başka yerlerde vakitlerini heba etmemeleri çağrısı yaptı. “Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP” açıklamasının ardından gelen bu sözler, milliyetçi seçmeni ve kadroları MHP çatısı altında toplama hedefi bakımından dikkat çekti.
Müesses nizamın kilit anahtarı Devlet Bahçeli

Bahçeli'nin bu çıkışlarının kamusal ve toplumsal etkisi; hiç şüphesiz MHP'nin yerleşik müesses nizam içindeki tarihsel konumu, devlet mimarisindeki özgül ağırlığı ve üstlendiği stratejik siyasal rol ile doğrudan ilgilidir.
Parti, sadece seçmen oranına dayalı klasik bir ittifak ortağı olmanın ötesinde; yargıdan bürokrasiye, güvenlik doktrininden anayasal sınırların çizilmesine kadar sistemin ana eksenini koruyan ve yön veren bir "kilit aktör" işlevi görmektedir.
Bu kilit pozisyon nedeniyle Bahçeli’nin attığı her adım ve kurduğu her cümle, münferit bir parti politikası olmaktan çıkıp devlet mekanizmasının ve iktidar blokunun geleceğine dair doğrudan bir yön haritası, bir "devlet aklı" ilanı olarak algılanmakta ve toplumsal karşılığını da bu tarihsel misyondan almaktadır.
MHP’nin öncülüğünde Milliyetçi İttifakı yazmıştım Bahçeli'nin çağrısı ne anlama geliyor?
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, 20 Ekim 2026 tarihinde, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Benim asıl üzerinde durduğum nokta, Türk milliyetçiliğinin etnik şovenizme ve ırkçılığa indirgenemeyeceğini vurgulamasıydı.
Milliyetçiliği kültür, tarih ve medeniyet bilinciyle ele alan Bahçeli, bu düşüncenin kurumsal siyasi adresi olarak MHP’yi gösterdi ve farklı siyasi tercihlere yönelen ülküdaşlarına birlik çağrısı yaptı.
Bu çağrıyı, milliyetçi siyasetteki parçalanmayı aşma ve dağılmış siyasi gücü yeniden bir merkezde toplama arayışı olarak okuyorum. Bahçeli’nin geleceğin şekillendiği bir dönemde doğru safta bulunmayı öne çıkarması, çağrısına seçim hesaplarını aşan bir sorumluluk anlamı yüklüyor.
Ben bu ihtimali daha önce de gündeme getirmiştim. DikGazete’de yayımlanan “Millî Görüş’te birlik arayışı erken genel seçimin habercisi mi? Milliyetçi partiler ittifak yapabilir mi?” başlıklı yazımda, milliyetçi partilerin ortak millî ülkü etrafında buluşabileceğini belirtmiştim.
Liderlik rekabetlerinin, geçmiş ayrılıkların ve farklı siyasi konumların oluşturduğu engelleri ele almış; buna rağmen“öze dönüş” anlayışıyla bir birlikteliğin mümkün olabileceğini yazmıştım. Bugün Bahçeli’nin çağrısını dinlerken o değerlendirmemi yeniden hatırlıyorum.
Milliyetçi partilerin seçim ittifakı

Milliyetçi partiler arasında ortak aday, seçim iş birliği ve Mecliste güç birliği seçeneklerini başka yazılarımda da değerlendirdim. Millî kimlik, üniter yapı, sınır güvenliği ve terörle mücadele gibi ortak hassasiyetlerin, farklı siyasi adreslerdeki milliyetçi seçmenler arasında bir buluşma zemini oluşturabileceğine dikkat çektim. Benim üzerinde durduğum ihtimal, bu ortaklığın seçimlere yansıyabilecek bir siyasi iradeye dönüşmesiydi.
Yazar Gazetesi’nde 7 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan “Fon Krizi Sonrası Bahçeli’nin Önerisinde Erdoğan ve MHP Öne Çıkarken AK Parti Nerede Duruyor?” başlıklı makalemde ise bu meselenin iktidar denklemine uzanan boyutunu ele aldım.
Bahçeli’nin yönelimini, Erdoğan’ın yürütmedeki devamlılığı ile MHP’nin Mecliste artan ağırlığı arasındaki ilişki üzerinden değerlendirdim. Erdoğan’ın şahsına verilen desteğin, AK Parti’nin kurumsal geleceğiyle bütünüyle aynı anlamı taşımayabileceğini belirttim. Bununla birlikte, söz konusu yaklaşımın tek başına AK Parti’siz bir Erdoğan tasarımını kanıtlamadığını da özellikle vurguladım.
Şimdi Bahçeli’nin ülküdaşlarına yaptığı çağrıyı, bu siyasi yönelimin tabana uzanan adımı olarak değerlendiriyorum. “Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP” hedefi, Mecliste daha güçlü bir temsil gerektiriyor. Farklı partilere dağılmış milliyetçi ve ülkücü seçmenlerin desteğini kazanmak, bu hedefe ulaşmanın yollarından biri olabilir.
Benim daha önce tartışmaya açtığım milliyetçi ittifak ihtimali de burada önem kazanıyor. MHP öncülüğünde milliyetçi ve Türkçü bir seçim birlikteliği, ortak liste, belirli seçim çevrelerinde iş birliği veya doğrudan MHP çatısında buluşma gibi farklı biçimler alabilir. Bunlar, Bahçeli’nin son çağrısından hareketle değerlendirdiğim siyasi seçeneklerdir.
Ülküdaşlar eve dönmeye hazırlanıyor
Ancak çağrının doğrudan içeriğini de doğru okumak gerekiyor. Bahçeli henüz partiler arasında müzakere edilmiş bir ittifak modeli açıklamıyor; ülküdaşlarına MHP’yi adres gösteriyor. Dolayısıyla bugünkü açıklama, öncelikle MHP merkezli bir toparlanma davetidir. Bu davetin ileride partiler arası seçim iş birliğine dönüşüp dönüşmeyeceğini, siyasi temaslar ve tarafların tutumları gösterecektir.
Bahçeli’nin “ülküdaşlarım” hitabını kullanması da anlamlıdır. Farklı partilere yönelen insanlarla ortak geçmiş ve aidiyet üzerinden bağ kuruyor. Konuşmada belirli parti isimleri sayılmasa da çağrının milliyetçi siyasetin farklı kesimlerinde karşılık bulması amaçlanıyor olabilir.
Ben aylar önce milliyetçi partilerin ortak ülkü etrafında buluşabileceğini yazmıştım. Bugün Bahçeli, bu buluşmanın merkezine açıkça MHP’yi yerleştiriyor. Bu nedenle son açıklamasını, geçmiş ayrılıkların kapanmasına yönelik bir temenninin yanında, gelecek seçimlerde ve Meclis aritmetiğinde daha güçlü bir MHP oluşturma hamlesi olarak görüyorum.
Devlet refleksi ve MHP’nin birleştirici rolü

Türkiye’nin içine düştüğü/düşürüldüğü ekonomik kriz, hiçbir döneme benzemiyor. Düdüklü tencerenin kapağı nasıl açılacak? Fon soygunu ve bürokraside her gün medyaya servis edilen yolsuzluklar, içeride ve dışarıda ülkenin iyi yönetilmediği algısını güçlendiriyor.
Hangi atamalar yapılırsa yapılsın, hangi konuşmalar gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, bunlar halkın yönetime duyduğu güvensizliği gidermeye yetmiyor. Çünkü mızrak çuvala sığmıyor.
Bu nedenle, böyle durumlarda “Zeitgeist / Zamanın Ruhu” kapsamında ortaya çıkan DEVLET refleksi, “Tabiat gibi siyaset de boşluk kabul etmez.” sözüyle açıklanabilir.
MHP’nin müesses nizam içindeki tarihsel rolü ve DEVLET’in devamlılığını önceleyen siyasi anlayışı, Bahçeli’nin birlik çağrısının temel motivasyonu olarak okunabilir. Olağanüstü şartlarda millî güvenliği ve ülkenin bütünlüğünü korumaya yönelik DEVLET refleksinin devreye girmesi, farklı partilerdeki milliyetçi kadroların ortak sorumluluk etrafında yakınlaşmasını sağlayabilir.
Bu çerçevede İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti, Büyük Birlik Partisi ve Millî Yol Partisi gibi yapıların MHP öncülüğünde bir seçim iş birliğine yönelmesi, siyasi rekabeti aşan bir millî dayanışma arayışı olarak değerlendirilebilir. Benim daha önce gündeme getirdiğim milliyetçi ve Türkçü ittifak ihtimali de böyle bir zeminde karşılık bulabilir.
İlgili Kaynakça
https://www.dikgazete.com/yazi/haber-9008.html
https://www.bbc.com/turkce/articles/crx23gv7xdgqo.amp
https://tr.euronews.com/2025/07/21/bahceli-alevi-de-bizim-kurt-de-bizimdir
https://www.agos.com.tr/tr/haber/bahceli-100-uyeli-meclis-komisyonu-kurulmali-32640
https://www.haberege.com.tr/bahcelinin-tbmm-grup-toplantisinda-milliyetcilik-yaniti-4331254
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/politika/mhp-genel-baskani-bahceliden-onemli-aciklamalar-1823927
milligazete.com.tr/devlet-bahceli-ve-erdogan-…
https://www.odatv.com/siyaset/bahceliden-arinma-cagrisi-harama-el-uzatanlar-hesap-verecek-120167466
egelobisi.com/makale/milli-goruste-birlik-ara…