Ömür ÇELİKDÖNMEZKöşe YazarıTürkiye Keldanileri Ruhani Reisi Sabri Anar’ın Ölümü ve Uludere’den Paris’e Bir Göçün Hikâyesi

Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
Türkiye Keldanileri Ruhani Reisi ve Diyarbakır Keldani Başepiskoposu Sabri Anar, uzun yıllar Fransa’daki Keldani cemaatine hizmet verdikten sonra, 2023’te Türkiye’deki başepiskoposluk görevine getirilen bir din adamıydı.
Günümüz Şırnak ili Uludere ilçesi Bazyan köyünde başlayan hayatı, İstanbul ve Bağdat’taki dinî eğitimin ardından Paris’te devam etti. Keldani din adamı Sabri Anar, 17 Ekim 2026’da, 60 yaşında Fransa’da hayatını kaybetti.

Onun biyografisi, Güneydoğu Anadolu’daki Keldani köylerinden Avrupa’ya uzanan göçün de bir parçası ve hikayesidir. Ailesi Fransa’ya yerleşirken kendisi Bağdat’ta ilahiyat eğitimi görüyordu. Daha sonra Fransa’da, yerinden ayrılmış ailelerin inançlarını, dillerini ve toplumsal bağlarını korumaları için çalıştı. Başepiskopos olarak Türkiye’ye dönüşü ise bu yolculuğa yeni bir anlam kazandırdı.
Sabri adının kökeni

Sabra/Sabro/Sabri Anar, 1 Ocak 1966’da Uludere’nin Doğan, tarihî adıyla Bazyan köyünde dünyaya geldi. Doğu Süryanicesinde, Keldanilerin kullandığı biçimiyle “Sabra” (ܣܒܪܐ) kelimesi “umut, ümit” anlamına gelir. Kelimenin birinci tekil şahıs iyelik eki almış biçimi olan “Sabri” (ܣܒܪܝ) ise “ümidim” demektir.
Bu dilsel köken çerçevesinde Keldani toplumundaki “Sabri” adı, Arapçada sabırla ilişkilendirilen aynı yazılıştaki isimden farklı olarak, Süryanicedeki “umut” kavramıyla açıklanır. Doğu Hristiyan adlandırma geleneğinde kullanılan bu erkek ismi, Hristiyan ilahiyatında önemli bir yere sahip olan ümit anlayışını yansıtır.
Dağların Arasında Bir Köy: Bazyan
Baznaye yer adının lökeni ve kültürel anlamından kısaca söz edelim. Baznaye veya Baznayeh, tarihî Baz topluluğuna mensup kişileri ifade eden, “Bazlılar” veya “Baz aşiretinden olanlar” anlamında kullanılan bir addır.
Baz kabilesinden Asurlular, yalnızca köylerinde değil, aynı zamanda Musul ve Yukarı Mezopotamya'nın diğer büyük kasabalarında da çalışan ünlü marangozlar ve demir işçileriydi.
Baz adı, Orta Farsçada şahin veya doğan gibi avcı kuşları ifade eden “bāz” kelimesiyle ilişkilendirilir. Bu köken üzerinden ad, “Doğancılar” veya “Şahinciler” şeklinde de yorumlanabilir.
Süryanice/Keldanice adlandırma geleneğinde aidiyet bildiren çoğul biçim, bir bölgeye veya topluluğa mensup insanları tanımlar. Baznaye adıyla anılan topluluklar, tarihsel olarak demircilik, marangozluk ve yapı ustalığındaki becerileriyle tanınmıştır. Bu meslekler adın sözlük anlamını değil, topluluğun kültürel ve ekonomik özelliklerini yansıtır.
Uludere’nin bugün Doğan adıyla bilinen eski Keldani köyü de kaynaklarda Bazyan/Baznaye biçimleriyle anılır. Yer adının avcı kuş anlamındaki “bāz” kelimesiyle açıklanması, Türkçe “Doğan” adıyla anlam bakımından örtüşür.
Ancak Türkçe adın doğrudan tercüme yoluyla verildiğini gösteren bir belge henüz ortaya konulmuş değildir. Ayrıca Bazyan/Doğan, İşşi/Onbudak ve Herbol/Aksu aynı yerleşimin farklı adları değil, ayrı köylerdir.
Bazyan’ın beşeri cografyası

Sabri Anar'ın ailesinin Fransa'ya göç ettiği tarihte Uludere, Hakkâri’ye bağlıydı. İlçe, 1990’da Şırnak’ın il olmasıyla yeni ilin sınırlarına katıldı.
Irak sınırına yakın bu dağlık coğrafyada ulaşım, üretim ve kamu hizmetlerine erişim önemli güçlükler taşıyordu. Dar tarım alanları, hayvancılık ve yerel üretim, kırsal hayatın ekonomik çerçevesini oluşturuyordu. Yol ve pazar imkânlarının sınırlılığı, ailelerin geçimini ve gençlerin geleceğini doğrudan etkiliyordu.
Bazyan Köyü Mart Maryam Kilisesi tarihi

Uludere’nin Doğan/Bazyan köyündeki Keldani cemaatinin varlığı, 1913 tarihli kilise sayımında belgelenmektedir. Cizre Keldani Piskoposluğuna bağlı yerleşimleri gösteren tabloda köy, “Bazian” adıyla kaydedilmiş; 150 Keldani, bir kilise ve sıfır papaz bilgisine yer verilmiştir.
Daha sonraki dönemde de köyün ibadet yeri olan Mart Maryam Kilisesi’nde sürekli görevli bir papaz bulunmadığından, komşu İşşi köyü papazı Bazyan’a giderek pazar ayinlerini gerçekleştiriyordu. Böylece iki köyün dinî hizmetleri ortak bir papaz tarafından yürütülmekteydi.
Cumhuriyet döneminde Bazyan Köyü ve Doğan adını alması
Bazyan köyünün Cumhuriyet dönemindeki idari geçmişi, Beytüşşebap ve Uludere’nin geçirdiği değişikliklerle şekillendi. Uludere ilçe olmadan önce bölge, Beytüşşebap ilçesine bağlı Güyan/Kılaban nahiyesi içinde yer alıyordu. Beytüşşebap’ın 1936’da Hakkâri’ye bağlanmasının ardından bu idari yapı, Uludere’nin ilçe yapılmasına kadar devam etti.
19 Haziran 1957’de kabul edilen 7033 sayılı Kanun’la Uludere ilçesi kuruldu. İlçenin 1 Eylül 1957’de faaliyete geçmesiyle Bazyan, Hakkâri’nin Uludere ilçesine bağlı yerleşimler arasında yer aldı.
Cemaatin tarih kayıtlarına göre köyün Bazyan/ Baznaye adı, yer adlarının Türkçeleştirilmesi çalışmaları kapsamında 1958’de Doğan olarak değiştirildi. Bununla birlikte eski adı, köy halkının ve yurt dışına göç eden ailelerin kullanımında yaşamaya devam etti.
Uludere, 1990’da Şırnak ilinin kurulmasıyla Hakkâri’den ayrılarak yeni ile bağlandı. Böylece Doğan köyü de Şırnak’ın Uludere ilçesi sınırları içinde kaldı.
Fransa'ya göç öncesinde Bazyan/Doğan Köyü

Bazyan, Keldanilerle Müslüman Kürtlerin birlikte yaşadığı bir yerleşimdi. Osman Bilen ve Fevzi Rençber’in araştırmasına göre köy, 1970’te yaklaşık 60 aileden ve 350 kişiden oluşuyordu. Köydeki Mart Maryam Kilisesi, cemaatin ibadet hayatının merkezlerinden biriydi.
Yakındaki İşşi, bugünkü Onbudak köyüyle dinî ve toplumsal ilişkiler bulunuyordu. Bölgedeki kiliseler ve din adamları, küçük yerleşimlerin birbirleriyle bağlarını sürdürmesini sağlıyordu. Keldani aileler için köy; evlerin, tarlaların ve hayvanların yanında dilin, ibadetin ve aile hafızasının korunduğu bir dünyaydı.
Yedi Çocuklu Bir Aileden Fransız Ruhban Okuluna

Sabri Anar’ın babasının adı kaynaklarda Yeshua Tuma Anar, annesinin adı ise Kaspo Zia Yaqan olarak geçmektedir. Keldani Patrikhanesinin resmî biyografisi, Anar’ın yedi kardeşin dördüncüsü olduğunu belirtir.

İlkokulu köyünde tamamlayan Anar, ardından İstanbul’da Fransiskenlerin ruhban eğitimine katıldı.
Sabri Anar, köyündeki ilköğreniminin ardından İstanbul’un Beyoğlu/Pera semtindeki Saint-Louis Papaz Okuluna girdi.

Fransiskenlerin Kapüsen koluna mensup Fransız rahiplerin yönettiği okul, Saint-Louis-des-Français Kilisesi’nin bulunduğu Fransız Sarayı yerleşkesinde, eski Fransız Büyükelçiliğinin bahçesinde faaliyet gösteriyordu.
Farklı Katolik geleneklerinden gençleri kendi cemaatlerine din adamı olarak yetiştiren bu kurumda Keldani ruhbanlığına hazırlık eğitimi alan Anar, 1985’te Bağdat’taki Keldani Patrikhane Ruhban Okuluna geçti.

Bu geçiş, onun hayatındaki ilk büyük coğrafi değişimdi. Uludere’de aile ve köy kilisesi çevresinde şekillenen dinî hayat, İstanbul’da düzenli bir eğitime dönüştü. Daha sonra Bağdat’a uzanacak teolojik yolculuğun temeli burada atıldı.
Bazyan’da arazi anlaşmazlığından Fransa’ya uzanan göç
Keldani köylerinden ayrılışlarda ekonomik güçlükler, Avrupa’daki iş imkânları, yerel baskılar ve arazi anlaşmazlıkları etkili oldu. Bazı aileler geçimlerini sağlamak için göç ederken, bazıları can güvenliği kaygısıyla yaşadıkları topraklardan ayrıldı.
1982’de Bazyan’da Halit Ağa/Xalîtê Emer ile Keldani Oşana ailesi arasında bir tarlanın mülkiyeti konusunda anlaşmazlık çıktı. Oşana ailesinin mahkemeye başvurması üzerine yapılan keşfin ardından taraflar arasında kavga yaşandı.
Aktarılan tanıklıklara göre olayda Oşana ailesinden Daniel ile Halit Ağa’nın oğlu Süleyman öldürüldü. Köy muhtarı Hanna kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti, köy bekçisi Mixo ise ayağından yaralandı.
Bu olay, Keldani ailelerin güvenlik kaygılarını ağırlaştırarak köyü terk etmelerinde belirleyici oldu. Aileler, çocuklarını korumak ve hayatlarını güvenli koşullarda sürdürmek amacıyla önce İstanbul’a, ardından Fransa’ya göç etti.
Ailesi Fransa’ya giderken Sabri Bağdat’taydı
Sabri Anar, 1985’te Bağdat’taki Keldani Patrikhane Ruhban Okuluna girdi. Felsefe ve ilahiyat eğitimini 1990’a kadar burada sürdürdü.
Ailesinin göçüyle ilgili en önemli kayıt da bu dönemi anlatan resmî biyografide bulunur. Keldani Patrikhanesi, Anar’ın Bağdat’ta eğitim gördüğü sırada ailesinin, Türkiye’nin Irak sınırına yakın bölgelerinde yaşayan diğer Hristiyan ailelerle birlikte Fransa’ya göç etmiş olduğunu belirtir.
Bu bilgi, aile tarihini 1980’lerin göç hareketiyle ilişkilendirir. Ancak kesin ayrılış yılı, kullanılan ulaşım yolu ve Fransa’ya giriş işlemlerinin ayrıntıları açıklanmaz. Anar ailesinin İstanbul üzerinden mi gittiği, hangi belgelerle kabul edildiği ve ilk olarak hangi belediyeye yerleştiği henüz belirlenmiş değildir.
Bölgedeki diğer ailelerin anlatılarında ise köyden İstanbul’a, ardından Avrupa’ya uzanan bir güzergâh görülür. İşşi kökenli Peder Aziz Yalap’ın 1984’te İstanbul’a, 1993’te Fransa’ya gitmesi, bu aşamalı göçün belgelenmiş örneklerinden biridir.
Sabri Anar’ın Bağdat’taki eğitim merkezi: Aziz Petrus Ruhban Okulu

Sabri Anar’ın 1985’te girdiği Bağdat Keldani Patrikhane Ruhban Okulu, kaynaklarda Aziz Petrus Keldani Patrikhane Ruhban Okulu-St. Peter’s Chaldean Patriarchal Seminary adıyla anılır. Keldani Katolik Kilisesine rahip yetiştiren başlıca kurumlardan biriydi. Anar’ın burada 1985–1990 arasında felsefe ve ilahiyat eğitimi aldığı, Patrikhanenin resmî biyografisinde belirtilmektedir.
Kurumun geçmişi 1866’da Musul’da kurulan ruhban okuluna dayanır. Diyarbakırlı Keldani din adamı Raphael Petros Al Maziji’nin girişimiyle, Patrik VI. Joseph Audo döneminde oluşturulan okulun amacı, din adamlarına düzenli teolojik eğitim sağlamaktı. 1960’ta Bağdat’a taşındı ve başkentin güneyindeki Dora/Doura bölgesinde faaliyet gösterdi.

Okulda rahip adaylarına felsefe, ilahiyat, kilise tarihi ve kutsal metinler alanlarında eğitim veriliyor; akademik öğrenim, ibadet ve cemaat hizmetine hazırlıkla birlikte yürütülüyordu. Sonraki yıllara ait kurum tanıtımları, Keldani öğrencilerin yanında Süryani Katolik öğrencilerin de burada eğitim gördüğünü gösterir. Ancak bu tanıtımlardaki ders programını, 1985’in birebir müfredatı olarak kabul etmemek gerekir.
Anar’ın Bağdat’a geçişi, İstanbul’daki hazırlık eğitiminin ardından kendi kilisesinin ruhbanlık eğitimini ilerletmesi anlamına geliyordu. Eğitiminin ilk yılları, 1980–1988 İran–Irak Savaşı dönemine rastladı. Beş yıllık öğrenimin ardından 10 Kasım 1990’da Paris’te rahip olarak takdis edildi
Fransa’daki Kapıyı Kimler Açtı?
Fransa’daki yerleşik Keldani dinî teşkilatı, göç eden ailelerin kabulü ve yerleşmesinde önemli bir rol üstlendi. Cemaat tarihini anlatan kayıtlarda özellikle Monsenyör Francis Alichoran’ın adı öne çıkar. Alichoran’ın, Asuri-Keldanilerin sığınma hakkının tanınması için çalıştığı ve Fransa’daki yerleşimlerini desteklediği belirtilir.
Alichoran’ın 1987’deki ölümünden sonra görevi sürdüren Petrus Yousif, cemaatin dinî ve kültürel kurumlarının gelişmesine katkıda bulundu. Önceden yerleşmiş akrabalar ve hemşehriler de yeni gelen aileler için dayanışma çevresi oluşturdu.
Paris’in Kuzeyinde Yeniden Kurulan Köy Hayatı
Türkiye kökenli Keldanilerin başlıca yerleşim alanlarından biri, Paris’in kuzeyindeki Sarcelles ve çevresi oldu. Arnouville, Garges-lès-Gonesse, Villiers-le-Bel ve Saint-Brice-sous-Forêt gibi yerleşimler, topluluğun yeni hayatında önemli merkezlere dönüştü.
İşşi köyünün diaspora arşivi, Eylül–Kasım 1993 arasında yapılan bir araştırmaya dayanarak köy kökenli 1.367 kişinin 1.219’unun Fransa’da bulunduğunu kaydeder. Bu döküm resmî nüfus sayımı değildir; yine de bir köy topluluğunun ne ölçüde Fransa’da yoğunlaştığını gösterir.
Bağdat’tan Paris’e Teolojik Yolculuk
Sabri Anar, 10 Kasım 1990’da Paris’te rahip olarak takdis edildi. Töreni, Tahran Keldani Başepiskoposu Youhannan Semaan Issayi yönetti. Böylece İstanbul’da başlayan, Bağdat’ta felsefe ve ilahiyat eğitimiyle ilerleyen hazırlık dönemi, Fransa’da cemaat hizmetine dönüştü.

Anar, eğitimini Paris Katolik Enstitüsünde sürdürdü. Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulunun biyografisi, onun katekez, yani Hristiyan din eğitimi alanında yüksek lisans yaptığını belirtir.
Bu uzmanlık, göçmen cemaatin ihtiyaçlarıyla yakından ilişkiliydi. Çocuklara dinî bilgilerin aktarılması, ailelerin ibadet hayatına katılımı ve yeni kuşakların cemaatle bağlarını koruması, çalışmalarının önemli bir bölümünü oluşturdu. Patrikhane biyografisine göre Türkçe, Suretçe /Keldanilerin konuştuğu Yeni Aramice, Fransızca ve Arapça konuşuyordu.
Kiliseler Etrafında Toplanan Bir Cemaat
Anar, uzun yıllar Sarcelles’teki Saint- Thomas- Apôtre cemaatine hizmet verdi. Daha sonra Arnouville’deki Saint-Jean-Apôtre Kilisesinin sorumluluğunu üstlendi.
Bu kiliseler, göçmen aileler için ibadetin yanında karşılaşma ve dayanışma mekânlarıydı. Vaftizler, nikâhlar, cenazeler ve din eğitimi, köydeki ortak hayatın bazı unsurlarını Fransa’da yeniden kuruyordu.
Fransız Devleti onu çok sevdi en büyük nişanı verdi
Fransa Senatosu Başkanı Gérard Larcher’in Anar’a Légion d’honneur nişanı takdimi sırasında yaptığı konuşma, onun iki kilisenin hayata geçirilmesindeki katkısını ve Keldani cemaatinin topluma katılımındaki çalışmalarını vurgular. Anar’ın hizmeti, böylece kilise sınırlarını aşan bir toplumsal karşılık da buldu.
Légion d’honneur nişanı Fransa’nın en yüksek devlet nişanıdır. Sivil veya askerî alanlarda üstün hizmet gösteren kişilere verilir. Fransız vatandaşı olmak şart değildir. Fransa’ya kültürel, bilimsel veya ekonomik katkı sağlayan; insan hakları, basın özgürlüğü ve insani yardım gibi Fransa’nın desteklediği amaçlara hizmet eden yabancılara da verilebilir.
Başepiskopos Olarak Türkiye’ye Dönüş

Anar, 2017’de korepiskoposluğa yükseltildi. Keldani Sinodunun Diyarbakır Başepiskoposluğu için yaptığı seçim, 24 Mayıs 2023’te Papa Franciscus tarafından onaylandı. Başepiskoposluk takdisi ise 16 Temmuz 2023’te İstanbul’da gerçekleştirildi.
Uludere’de başlayan hayat, yaklaşık otuz yıllık Fransa hizmetinin ardından Türkiye’de yeni bir sorumluluğa ulaştı. Bu dönüşün cemaat açısından tarihî ve duygusal bir anlamı vardı.
DHA’nın 3 Mayıs 2024 tarihli haberi, Sabri Anar’ın öncülüğündeki yaklaşık 50 kişilik grubun Onbudak ve Doğan köylerini ziyaret ettiğini bildirir. Göçmen ailelerin yakınları eski evleri gezdi, fotoğraflar çekti ve ayine katıldı. Bazıları Avrupa’daki yakınlarına köylerini görüntülü görüşmeyle gösterdi.
Bir hayatın ardında kalan hafıza
Sabri Anar, 17 Ekim 2026’da, 60 yaşında Fransa’da hayatını kaybetti. SyriacPress, ölümünün uzun süredir mücadele ettiği kanserin ardından gerçekleştiğini bildirdi.
Onun hayatı, Güneydoğu Anadolu’dan Fransa’ya uzanan Keldani göçünün bütün ayrıntılarını tek başına açıklamaz. Ancak bu tarihin önemli bir bölümünü görünür kılar: köyde başlayan dinî eğitim, göç eden aileler, Fransa’da kurulan kiliseler ve ata topraklarıyla yeniden temas.
İlgili Kaynakça
https://glosbe.com/en/syc/hope
https://www.surethdictionary.com/
islamansiklopedisi.org.tr/bazname
https://www.familysearch.org/en/surname
https://www.ischy.fr/reperes_historiques.php
https://www.ischy.fr/quest_devenu_ischy.php
https://www.ischy.fr/assyro_chaldeens_france.php
i.ytimg.com/vi/yXNJSYC3Ap8/mqdefault.jpg
https://iletisim.com.tr/kitap/bizim-koyun-papazidir/844
youtu.be/iMtD8BmMIMw?si=xnVjVkjFQRr04G_o
youtu.be/yXNJSYC3Ap8?si=oQ_UWdr4gfK4ZrWy
https://cnewa.org/magazine/forming-a-few-good-men-30888/
https://isamveri.org/pdfdrg/G00028/2019_89/2019_89_ERTASK.pdf
https://cnewa.org/magazine/against-all-odds-preparing-iraqs-priests-30696/
https://www.nisanyanyeradlari.com/?t=q&y=Bazyan&ul=Hepsi&o=i&sd=asc
https://chaldeanpatriarchate.com/2023/05/24/مطران-جديد-في-الكنيسة-الكلدانية-لتركي/
https://makale.isam.org.tr/bitstreams/40d32c10-98f4-4fd1-b1ee-95c78c58a556/download
https://chretiensorientaux.eu/chaldeenne/mgr-sabri-anar-chevalier-de-la-legion-d-honneur
https://press.vatican.va/content/salastampa/en/bollettino/pubblico/2023/05/24/230524d.html
https://www.agos.com.tr/tr/haber/tek-dilegim-var-koyumun-kilisesinde-dua-edebilmek-4754
https://www.katolik-kilisesi.org/wp-content/uploads/2023/09/Presence-aout-septembre-2023.pdf