Ömür ÇELİKDÖNMEZKöşe YazarıBakü’nün Başörtü Politikası ve Kafkasya’da İstikrarsızlık Riski

Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
Azerbaycan’da devlet okullarında uygulanan üniforma düzenlemesi ve dolaylı başörtüsü kısıtlamaları, Bakü yönetiminin Sovyet geçmişinin de etkisini taşıyan katı laiklik anlayışını yansıtıyor.
Resmî gerekçeler, okul kıyafetlerinde birlik sağlanması ve eğitimin laik niteliğinin korunması üzerine kuruluyor. Ancak bu yaklaşımda, radikal dinî akımların siyasi rejime yönelik oluşturabileceği tehditleri önleme kaygısının da etkili olduğu söylenebilir.
Türkiye’nin geçmişteki başörtüsü yasaklarından hareketle dinî kimliğin kamusal alanda özgürce ifade edilmesini savunması, Ankara ile Bakü arasındaki yaklaşım farkını belirginleştiriyor.
Türkiye’deki protestolar ve medyada yapılan 28 Şubat benzetmeleri de tartışmayı Azerbaycan’ın sınırlarının dışına taşıyor. Konu, iki müttefik arasında doğrudan bir çatışmaya dönüşmese de dinî özgürlükler ile “iç işlerine müdahale” söylemi etrafında karşılıklı hassasiyetleri artırıyor.
Azerbaycan’da başörtüsü gerilimi ne anlama geliyor?

Azerbaycan’da öğretmen ve öğrencilere yönelik başörtüsü kısıtlaması, durup dururken ortaya çıkmış bir uygulama değil. Azerbaycan’da öğretmen ve öğrencilerin başörtüsü kullanımı üzerinden yaşanan gerilim, Eylül ve Ekim 2026’daki yeni kıyafet düzenlemeleriyle yeniden tırmandı. Tartışmanın odağında, resmi kararların metni ile okullardaki pratik uygulamalar arasındaki belirgin fark yer alıyor.
Hukuki Belirsizlik ve okullardaki uygulama

Öğrencilere yönelik sürecin dönüm noktası, Bakanlar Kurulunun 21 Eylül 2026 tarihli 309 sayılı kararı oldu. Karar, devlet okullarında üniforma bütünlüğünü bozan ve laiklik ilkesine uymayan ek kıyafet unsurlarını yasaklıyor. Öğretmenlerin kılık kıyafetini belirleyen 6 Ekim tarihli 325 sayılı karar da benzer bir çizgi taşıyor.
Her iki düzenlemede de "başörtüsü" ifadesi açıkça geçmiyor. Ancak laikliğe aykırı kıyafet tanımının muğlak bırakılması, okul yöneticilerinin başörtüsünü yasak kapsamında değerlendirmesine zemin hazırlıyor. Nitekim yerel basına yansıyan iddialara göre, bazı okullarda öğrenciler derslere alınmazken, öğretmenlerden başlarını açmaları veya istifa etmeleri isteniyor.
Gerilimin geçmişi ve güvenlik boyutu

Kıyafet kuralları üzerinden yaşanan bu kriz durup dururken ortaya çıkmış değil; temelleri 2010–2011 yıllarına dayanan ve yakın zamanda Mart 2026’da da benzer örnekleriyle karşılaşılan kronik bir sorun. Ancak son düzenlemeyle birlikte konu, iç politikanın ötesinde bir güvenlik meselesi olarak da ele alınmaya başlandı.
Resmi makamlar kararları laik eğitimi koruma amacıyla açıklarken, siyasi analistler ve medya olayın arkasında İran’ın dini/ideolojik nüfuzunu sınırlama düşüncesinin yattığını değerlendiriyor. Tartışmalar protestolara dönüşürken, İçişleri Bakanlığı okullarda aksamalara ve çatışmalara yol açtıkları gerekçesiyle 37 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.
Mevcut gerilimi üç ana unsur tırmandırıyor: yıllardır çözülemeyen kronik başörtüsü tartışması,
yönetmeliklerin yoruma açık ve belirsiz hükümleri,
konunun dış müdahale ve güvenlik söylemiyle ilişkilendirilmesi, Laik eğitimi koruma hedefinin pratikte nasıl uygulanacağı netleştirilmediği sürece, mevcut kural karmaşası eğitimden dışlanma krizini derinleştirme riski taşıyor.
Başörtüsü krizi Ankara–Bakü hattında siyasi gerilime dönüştebilir mi?
Azerbaycan’daki başörtüsü kısıtlamasının anında Türk kamuoyunda yankı bulması, Türkiye’nin kendi yakın tarihindeki başörtüsü mücadeleleri ve toplumsal hafızasıyla doğrudan bağlantılıdır.
Nitekim 28 Şubat sürecinin getirdiği kamusal kısıtlamalara ve tasfiyelere tepki olarak 1999 yılında İstanbul merkezli kurulan, İslami kimliği esas alan muhalif bir sivil toplum örgütü Özgür-Der’in; İstanbul’daki Azerbaycan Konsolosluğu önünde düzenlediği protestodaki "Azerbaycan’a 28 Şubat Gelmesin" sloganı, bu duygusal ve tarihsel bağın açık bir göstergesidir.
Türkiye'deki tepkilerin niteliği

Türkiye'deki tepkileri "tüm dinî cemaatlerin ortak tavrı" olarak genellemek doğru değildir; zira büyük cemaatlerin bu konuda kurumsal açıklamalarına rastlanmamaktadır.
Ses çıkaran ana aktör, sivil toplum kuruluşu statüsündeki Özgür-Der’dir. Bu yapı, başörtüsü meselesini sadece bir dinî özgürlük alanı olarak savunmakla kalmayıp, Bakü yönetiminin İsrail politikalarını da eleştirerek konuyu daha geniş bir siyasi çerçeveye oturtmaktadır.
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine etkisi

Başörtüsü kısıtlamasını Aliyev yönetiminin AK Parti’ye doğrudan bir tepkisi veya misillemesi olarak okumak kronolojik ve siyasi açılardan gereksizdir. Çünkü Azerbaycan'daki kısıtlama tartışmaları son dönemdeki siyasi gerilimlerden önce de (Mart 2026 ve öncesi) mevcuttu.
Bu konuda iktidar partisinin Aliyev yönetimine verdiği örtülü destekten söz edilebilir. Nitekim AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, iki ülke arasında politika farklılıkları olabileceğini ancak siyasi gerilime izin verilmeyeceğini belirterek sivil protestoları resmî devlet politikasından ayırmıştır.
Türkiye’deki başörtüsü mücadelesi deneyimi, Azerbaycan’daki muhafazakâr çevreler için söylem ve hafıza düzeyinde bir örnek sunmaktadır. Ancak bu durum, iki ülkede ortak bir örgütlenme veya süreç olduğu anlamına gelmez.
Ankara-Bakü hattında sivil çevrelerin tepkileri varlığını korusa da resmî düzeyde iki ülke ilişkilerini kökten bozacak bir siyasi krizden söz etmek mümkün değildir.
Azerbaycan’daki uygulama toplumsal muhalefeti örgütleyebilir mi?

Belirli bir hak talebi etrafında örgütlenme zaten başlamış görünüyor. Öğrencilerin dayanışması, ailelerin protestoları ve ders boykotları bunun işaretleri. Kommersant’ın aktardığına göre İçişleri Bakanlığı, olaylarla bağlantılı olarak 37 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bu gelişmeler, kıyafet tartışmasının okul yönetimiyle aile arasındaki anlaşmazlığı aşarak kamusal bir meseleye dönüştüğünü gösteriyor.
Bunun kalıcı ve geniş bir siyasi muhalefete dönüşmesi ise ayrı bir aşamadır. Analitik olarak, hareketin “çocukların eğitim hakkı ve öğretmenlerin çalışma hakkı” etrafında tutulması, başörtüsü kullanmayan kesimlerle de dayanışma kurulmasını kolaylaştırabilir.
Buna karşılık mezhepçi söylem, şiddet veya doğrulanmış dış örgütlenme bağlantıları, desteği daraltabilir. Gözaltılar da katılımı azaltabilir ya da yeni mağduriyetler üzerinden tepkiyi büyütebilir; bugünden hangi sonucun ağır basacağını söylemek mümkün değildir.
Üstelik eleştirilerin tamamı Aliyev karşıtlığı şeklinde gelişmiyor. Dolayısıyla başörtüsü krizi bir toplumsal itiraz zemini oluşturabilir; ancak henüz örgütlenmiş, ülke çapında bir siyasi muhalefet hareketinin oluştuğunu söylemek erken olur.
Azerbaycan’da başörtüsü kısıtlamasının kapsamı devlet okulları

Azerbaycan’da başörtüsü tartışmasına yol açan kıyafet düzenlemeleri, bütün kamu kurumlarını değil, devletin genel eğitim okullarındaki öğrenci ve öğretmenleri kapsıyor.
Bakanlar Kurulunun 21 Eylül 2026 tarihli, 309 sayılı kararı öğrencilerin; 6 Ekim 2026 tarihli, 325 sayılı kararı ise öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin kuralları belirliyor.
Başörtüsü bu düzenlemelerde açıkça adlandırılmasa da bazı okullarda kıyafet hükümlerinin başörtülü öğrencilerin derslere alınmaması ve öğretmenlerden başlarını açmalarının istenmesi şeklinde uygulandığı bildiriliyor.
Üniversiteler ve özel okullar bu kararların kapsamına kendiliğinden girmediği gibi, bakanlıklar, belediyeler, devlet hastaneleri ve diğer kamu kuruluşlarında aynı kısıtlamanın ülke çapında uygulandığını gösteren doğrulanmış bir düzenleme de bulunmuyor.
Bu nedenle mevcut durumu, bütün kamu kurumlarına yayılan genel bir başörtüsü yasağı şeklinde değerlendirmek yerine, şimdilik devlet okullarındaki kıyafet düzenlemelerinin bazı okullarda fiilî başörtüsü kısıtlamasına dönüşmesi olarak tanımlamak daha doğru.
Azerbaycan’daki başörtüsü krizi Rusya için bir baskı aracına dönüşebilir mi?

Rus istihbaratının Azerbaycan’daki başörtüsü düzenlemesinde veya protestoların örgütlenmesinde rol oynadığını söylemek için medyaya yansıyan bir bilgi mevcut değil.
Bununla birlikte Moskova’nın mevcut toplumsal hoşnutsuzluğu Bakü yönetimine baskı kurmak ve Ankara–Bakü ilişkilerinde güvensizlik oluşturmak amacıyla kullanmaya çalışması, ihtimaldir.
Böyle bir girişimin hedefi, başörtüsü özgürlüğünü savunmaktan çok dinî hassasiyetlerin oluşturduğu tepkiyi siyasi nüfuza dönüştürmek olabilir. Rusya'nın Azerbaycan üzerindeki nüfuzunun Sovyetler Birliği döneminden tevarüs ettiği söylenebilir.
Azerbaycan’daki başörtüsü krizinde İran’ın dinî ve medya etkisi

İran’ın Kum kentinde 30 Eylül’de Azerbaycanlı din adamları ve öğrencilerin başörtüsü kısıtlamasına karşı düzenlediği toplantı, meselenin sınır ötesinde gündeme taşındığını gösteriyor. Publika.az yazarı Asif Nerimanlı, bu toplantıyı İstanbul’daki protesto ve sosyal medya kampanyalarıyla ilişkilendirerek Tahran’ın dinî hassasiyetleri Bakü’ye karşı siyasi baskıya dönüştürdüğünü ileri sürüyor.
Yazar, 12 Ekim tarihli başka bir değerlendirmesinde okul müdürlerine yönelik hedef listeleri oluşturulduğunu ve protestoların Kum’dan başlayan kampanyayla yönlendirildiğini iddia ediyor. Bu suçlamalar, Azerbaycan’daki tartışmanın başörtüsü ve eğitim hakkından dinî ağların siyasi etkisine uzandığını gösteriyor.
Medya üzerinden etki tartışmasının somut örneği ise Sahar Azeri yayınıdır. Day.az’ın aktardığına göre İran devlet yayın kuruluşuna bağlı kanal, Diyarbakır’daki bir başörtüsü törenini Azerbaycanlı kadınlara destek gösterisi olarak sundu. Böyle bir sunuş, Türkiye’deki tepkinin daha geniş olduğu izlenimini yaratarak Bakü üzerindeki baskıyı artırabilir.
Meydan TV ise Azerbaycan’ın resmî medya ortamında öğrencilerin eğitimden dışlanması yerine laik devletin korunması ve dış müdahaleyle mücadele söyleminin öne çıktığını vurguluyor.
Böylece kriz, hem dışarıdan siyasi etki kurulabilecek hem de içeride güvenlik tedbirlerini gerekçelendirebilecek bir alana dönüşüyor; İran’ın protestoları yönettiği iddiası ise aktarılan yorum ve suçlamalara dayanıyor.
Başörtüsü kısıtlamaları Bakü’yü radikal örgütlerin hedefine taşıyabilir mi?
Hiç kimse kalkıp doğrudan hayır diyemez. Çünkü böyle bir itiraz, hiç şüphesiz cehaletin sonucudur. Transkafkasya’yadaki radikal dinî yapılanmaların bilinmediğini gösterir. Azerbaycan’daki başörtüsü kısıtlamaları, Transkafkasya’ya uzanan radikal Selefi-cihatçı ağların Bakü yönetimine karşı propaganda ve taraftar toplamak için kullanabileceği bir gerilim alanı oluşturabilir.
Bu tehdidin tarihsel örneklerinden Orman Kardeşleri, Dağıstan–Azerbaycan hattında faaliyet göstermiş; Sumgayıt ve Azerbaycan’ın kuzeyinde silahlı yapılanma girişimleriyle, 2008’de Bakü’deki Ebubekir Camisi’ne düzenlenen saldırıyla ilişkilendirilmiştir.
Kafkasya Emirliği ise esas olarak Kuzey Kafkasya merkezli olmakla birlikte, Dağıstan kolu üzerinden Azerbaycan’a uzanan bağlantılarıyla gündeme gelmiştir. Bu yapılar, Güney Kafkasya’daki güvenlik risklerinin kuzeydeki silahlı ağlardan bağımsız olmadığını göstermektedir.
Güncel tabloda IŞİD bağlantılı ağlar, Gürcistan’ın Pankisi Vadisi’ndeki hücre yapılanması iddiaları ve operasyonlarla gündemden düşmüyor. Diğer yandan IŞİD-Horasan (ISKP) yapısı, Azerbaycan’da eylem hazırlığı yürüttüğü iddialarıyla öne çıkıyor.
Nitekim Gürcistan güvenlik makamları 2026’da Pankisi’de IŞİD bağlantısı şüphesiyle üç kişiyi gözaltına aldıklarını, Azerbaycan Devlet Güvenlik Servisi de, 27 Ocak 2026’da Bakü’de bir yabancı elçiliğe saldırı hazırladığı belirtilen üç kişinin ISKP üyeleriyle bağlantı kurduğunu açıkladıı.
Bunları üst üste koyduğunuzda görünen köy kılavuz istemez. Bu gidişle başörtüsü tartışmasının, bu örgütler tarafından kullanılması an meselesidir. Bunun birinci sorumlusu bu yasağı uygulamaya koyan Aliyev yönetimidir. Dinî mağduriyet söyleminin rejim karşıtı radikalleşmeye dönüştürülmesi riskini de bu yasak büyütüyor.
Rus istihbaratı ve radikal selefi örgütler arasındaki taktiksel bağlantılar
Uluslararası güvenlik raporları ve kapsamlı araştırmalar, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) başta olmak üzere Rus istihbarat birimlerinin, IŞİD ve Kafkasya Emirliği gibi radikal İslamcı selefi örgütlerin militan ağlarıyla taktiksel nitelikte dolaylı bağlantılar kurduğunu gösteriyor.
Özellikle Reuters Soruşturması kapsamında elde edilen bulgulara göre Moskova, 2014 Soçi Kış Olimpiyatları öncesinde ülke içindeki güvenlik tehdidini azaltmak amacıyla Kuzey Kafkasya bölgesindeki yerel radikal militanların sahte kimliklerle ve tek yönlü uçak biletleriyle Türkiye üzerinden Suriye sahasına geçişlerini kasıtlı olarak kolaylaştırmış veya bu duruma göz yummuştu.
Uzman analizleri, Rusya'nın bu stratejiyle hem iç topraklardaki terör potansiyelini dışarıya ihraç etmeyi hem de Suriye'deki askeri ve jeopolitik varlığını meşrulaştıracak radikal bir muhalefet zemini yaratmayı hedeflediğini b ortaya koyuyor.
Bakü’nün istikrarsızlaşması kimin işine gelir?
Radikal Selefi örgütlerin Azerbaycan’ı hedef alması, belirli koşullarda Rusya ve İran’a jeopolitik avantaj sağlayabilir. Ancak bir saldırının sonuçlarından yararlanmak ile saldırıyı desteklemek farklıdır; mevcut kaynaklar bu ülkelerin başörtüsü tartışması üzerinden Selefi örgütleri yönlendirdiğini göstermiyor.
Rusya açısından Bakü’nün güvenlik sorunlarıyla uğraşması, Türkiye–Azerbaycan yakınlaşmasını ve Rusya’yı dışarıda bırakan ulaşım hatlarını yavaşlatabilir. Azerbaycan üzerinden geçen Orta Koridor’un güvenilirliğinin azalması, Rusya üzerinden işleyen kuzey güzergâhının göreli önemini artırabilir.
Azerbaycan gazının Avrupa’ya taşınmasında yaşanacak kesintiler Rusya’nın enerji rekabetinde yararlanabileceği bir boşluk oluşturacaktır. Aynı cihatçı ağların Dağıstan’a yayılması ise Moskova için de doğrudan güvenlik tehdididir. Dolayısıyla bu iki ucu pis değnektir.
Orta Koridor’un Rusya’ya alternatif niteliği ve Azerbaycan gazının Avrupa’nın kaynak çeşitlendirmesindeki yeri bu ikili hesabın temelini oluşturuyor. İran açısından temel mesele, Ermenistan sınırının korunması, transit konumunun zayıflamaması ve ABD’nin Güney Kafkasya’daki etkisinin genişlememesidir.
Tahran, Zengezur güzergâhının Ermenistan’ın egemenliğini aşındıracak biçimde kurulmasına karşı çıkıyor. Bakü’nün zayıflaması bu projeleri yavaşlatabilir ve İran’ın pazarlık gücünü artırabilir.
Fakat mezhep faktörü ters yönde işleyebilir. Şii İran ve Azerbaycan’ın Şii nüfusu, tekfirci Selefi örgütlerin de hedefidir. Dolayısıyla İran’ın koridor rekabetinden sağlayabileceği kazanç, cihatçı şiddetin yayılmasından doğacak tehlikeyle birlikte değerlendirilmelidir.
Ermenistan bakımından Bakü’nün askerî ve siyasi baskı kapasitesinin azalması, sınırların belirlenmesi ve ulaşım bağlantılarının hukuki statüsü konusunda geçici bir pazarlık avantajı yaratabilir.
Buna karşılık sınır ötesine taşan şiddet, Ermenistan’ın güvenliğini ve ticaret yollarının açılmasını da tehlikeye atar. Ağustos 2025’te barış anlaşmasının paraflanmasıyla oluşan normalleşme zemini düşünüldüğünde, istikrarsızlığın Erivan’a kalıcı kazanç sağlayacağını kimse söyleyemez.
Çin, Türkiye ve Azerbaycan gazını alan Avrupa ülkeleri ise ağırlıklı olarak kaybeder. Çin’in Kuşak ve Yol girişimiyle bağlantılı Trans-Hazar güzergâhı, Azerbaycan’ın güvenli bir lojistik merkez olmasına dayanıyor.
Türkiye hem enerji arzı hem Türk dünyasına ulaşım bakımından zarar görür. İtalya, Yunanistan ve Bulgaristan başta olmak üzere Avrupa’daki alıcılar açısından da Güney Gaz Koridoru’nun aksaması, alternatif tedarik ihtiyacını ve maliyetleri artırır.
ABD ve İngiltere gibi LNG ihracatçıları bazı koşullarda ek satış imkânı bulabilir; ancak bu ticari olasılık, Bakü’nün istikrarsızlaşmasının onların genel stratejik çıkarına olduğu anlamına gelmez. ABD’nin desteklediği bölgesel ulaşım ve normalleşme girişimleri de bundan zarar görebilir.
Bakü’nün istikrarsızlaşması Rusya’ya nasıl avantaj sağlar?
Bakü’nün istikrarsızlaşması, kısa vadeli jeopolitik avantaj bakımından en çok Rusya’nın işine gelebilir. En güçlü gerekçe, Azerbaycan üzerinden geçen ve Rusya’yı devre dışı bırakan Orta Koridor ile Güney Gaz Koridoru’nun güvenilirliğinin zayıflamasıdır.
Bu hatların aksaması, Avrupa’nın enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını ve Çin– Avrupa ticaretinin alternatif güzergâhını sekteye uğratarak Moskova’nın enerji ve transit alanındaki pazarlık gücünü artırabilir.
Azerbaycan okullarında başörtüsü yasağı kimin eseri?

Mevcut Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Emrullayev’in kıyafet düzenlemesini kamuoyuna duyurması söz konusu. Emrullayev, 14 Eylül 2026’daki basın toplantısında, öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin yeni kuralların yakında açıklanacağını söyleyerek süreci başlatan kişi.
Emin Emrullayev'in; kariyeri, Aliyev yönetimi içinde yükselen, Batı’da eğitim almış bir eğitim bürokratı profili gösteriyor. 30 Aralık 1982’de Bakü’de doğan Emin Emrullayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığına bağlı Devlet İdarecilik Akademisinde kamu yönetimi okudu. Budapeşte’deki Orta Avrupa Üniversitesinde siyaset bilimi, ABD’deki Columbia Üniversitesinde kamu yönetimi alanında yüksek lisans yaptı.
Columbia eğitimi, Azerbaycan devlet bursu ve Fulbright programıyla desteklendi. Bakanlıkta çeşitli yöneticilikler ve Eğitim Enstitüsü müdürlüğünün ardından 27 Temmuz 2020’de İlham Aliyev tarafından eğitim bakanlığına atandı.
Siyasi görüşü bakımından açıkça tanımlanmış kişisel bir ideolojik çizgisinden ziyade, Aliyev yönetiminin eğitim politikalarını uygulayan bir teknokrat olarak değerlendirmek daha doğru.
Rusya ile eğitim iş birliği görüşmeleri yürüten Emin Emrullayev, Temmuz 2025’te Rusça eğitim veren okul bölümlerinin kapatılmasının gündemde olmadığını söylemişti.
Ancak aynı açıklamada Emin Emrullayev'in öğrencilerin öncelikle Azerbaycan Türkçesine hâkim olması gerektiğini vurgulamasına rağmen bu tutumu, Emin Emrullayev'in Rusça eğitimin sürdürülmesini desteklediğini gösteriyor.
Azərbaycan Respublikasının Prezidenti İlham Əliyev, ülkesinin karışmasının önüne geçmek istiyorsa, öncelikle başörtüsü yasağı düzenlemesini gözden geçirmek olabilir.
İlgili Kaynakça
https://e-qanun.az/framework/62635
https://e-qanun.az/framework/62720
https://arab.az/az/turkiye/93059.html
https://www.indyturk.com/node/783326
https://www.kommersant.ru/doc/9024883
https://news.day.az/politics/1866400.html
https://ru.trend.az/azerbaijan/4233415.html
https://publika.az/news/nida_tehlil/642246.html
https://publika.az/news/nida_tehlil/643338.html
https://www.meydan.tv/ru/article/v-azerbajdzha
https://bbc.com.im/azeri/articles/cqj3dk31ze4vo
https://geghard-saf.am/az/895/baku-school-hijab
https://edu.gov.az/uploads/NK/2026/Nk-qerar-325.pdf
ozgurder.org/genel-merkez/ozgur-der-nedir-542h
https://www.azadliq.org/amp/mekteb-forma-deyisiklik/33860586.html
reuters.com/investigates/special-report/russi…
ne-iz-za-protestov-protiv-ogranichenij-na-hidzhab-arestovany-37-chelovek/
ordaf.org/rusyadan-suriyeye-cihat-ihracati-is…
https://bearr.org/regional-news/is-azerbaijan-banning-the-hijab-in-public-schools/
gaste.co/c/590070/azerbaycan-basortusu-yasagi…
https://elpress.az/gundəm/hicabla-bagli-qadaga-tasdiqlanibmi-resmi-qararlar-nəzərdə-tutur/
https://www.sozcu.com.tr/kardes-ulkede-basortusu-yasagi-ogretmenlere-uzandi-p367700
modern.az/az/tehsil/790332/muellimler-vahid-g…
https://oc-media.org/azerbaijan-reportedly-blocks-social-media-access-as-hijab-protests-continue/
middleeasteye.net/news/turkey-moves-defuse-az…