Abdulkerim AYİDAĞAKöşe YazarıATATÜRK: BAĞIMSIZLIKTAN MODERN TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE
Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103. yıl dönümünde, Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak, yalnızca geçmişte kazanılan zaferleri hatırlamak değil, bağımsızlığın hangi irade ve kararlılıkla kazanıldığını anlamaktır.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Anadolu işgal edilmiş, 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması’yla ülkenin parçalanması hedeflenmişti. Ancak Atatürk, Türk milletinin bu dayatmayı kabul etmesine izin vermedi. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla başlayan Millî Mücadele’yi örgütledi; Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla bağımsızlık mücadelesini millî iradeye dayandırdı.
Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz’da kazanılan zaferler, işgalin sona ermesinin önünü açtı. Lozan Antlaşması’yla yeni Türkiye’nin uluslararası alandaki konumu güvence altına alındı. Nihayet 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Böylece Atatürk’ün liderliğinde, parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir ülke bağımsız ve egemen bir cumhuriyete dönüştü.
Atatürk’ün büyüklüğü, yalnızca ülkeyi işgalden kurtarmasında değil, bağımsızlığın ardından modern bir devlet kurma hedefini ortaya koymasında da yatmaktadır. O, güçlü Türkiye’nin eğitimli insanlara, bilime, üretime ve sağlam kurumlara ihtiyacı olduğunu biliyordu.
Cumhuriyet’in gelişiminde eğitim, sanayileşme ve ulaşım altyapısı önemli yer tuttu. Okuryazarlığın artırılması, çağdaş eğitimin yaygınlaştırılması, yerli üretimin desteklenmesi ve demiryollarının geliştirilmesi, ülkenin ekonomik ve toplumsal kalkınması açısından değerli adımlardı. Kadınların toplumsal ve siyasi haklarının genişletilmesi de modernleşme sürecinin önemli unsurlarından biri oldu.
Bugün Atatürk’ün mirasını yaşatmak, yalnızca onun başarılarıyla gurur duymakla sınırlı kalmamalıdır. Türkiye; eğitim ve bilime daha fazla yatırım yapmalı, sanayi ve teknolojisini geliştirmeli, üretim gücünü artırmalı ve bütün vatandaşlarının hukuk karşısında eşitliğini güvence altına almalıdır.
Millî birlik, farklılıkları yok sayarak değil, ortak hukuk, adalet ve eşit vatandaşlık temelinde güçlenir. Devletin bütünlüğünü korumanın en sağlam yolu, vatandaşların devlete güvenini artırmak ve herkese ortak geleceğin eşit bir parçası olma imkânını sunmaktır.
Atatürk’ün tarihî mirası bize şunu hatırlatır: Bağımsızlık kararlılıkla kazanılır; eğitim, üretim, bilim, adalet ve güçlü kurumlarla korunur. Cumhuriyet’i gelecek kuşaklara daha güçlü bırakmak, bu ilkeleri kararlılıkla hayata geçirmekle mümkündür.
29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet, Türk milletinin kendi kaderini tayin etme iradesinin tarihî ifadesidir.
Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın millî egemenlik ve bağımsızlık!