Dr. Bestami GÜNDÜZKöşe YazarıMeyveden Korkmalı mıyız?
Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
Meyve Şekeri, Meyve Suyu ve Porsiyon Gerçeği
Yazar: Dr. Bestami Gündüz
“Hocam, meyvede de şeker var. Meyve yemesem daha mı iyi?”
Son yıllarda bu soruyu giderek daha sık duyuyoruz.
Şeker konusunda toplumda farkındalık arttıkça ilginç bir durum ortaya çıktı: İlave şekeri azaltmaya çalışırken bazı insanlar meyveden de korkmaya başladı.
Çünkü meyvenin içerisinde fruktoz, glukoz ve sakkaroz gibi şekerler bulunabilir.
Buraya kadar doğru.
Fakat buradan:
“Meyvede şeker var; o halde meyve ile şekerli içecek arasında fark yoktur.”
sonucuna varmak doğru değildir.
Çünkü beslenme biliminde bir molekülün adı kadar önemli başka bir kavram vardır:
O molekülün hangi besin yapısı içerisinde geldiği.
Bir portakal yalnızca şeker değildir
Portakalı düşünelim.
İçerisinde doğal şekerler vardır.
Ama yalnızca şeker yoktur.
Su vardır.
Lif vardır.
C vitamini, folat ve potasyum gibi mikrobesinler bulunur.
Ayrıca çeşitli bitkisel biyoaktif bileşikler içerir.
Daha önemlisi, portakalın fiziksel bir yapısı vardır.
Soyarsınız.
Dilimlerini ayırırsınız.
Çiğnersiniz.
Yutarsınız.
Sindirim sistemi bu yapıyı işler.
Şimdi aynı portakalı sıkalım.
Bir bardak meyve suyu hazırlamak için birden fazla portakal kullanabiliriz.
Ve birkaç dakikada, hatta birkaç yudumda tüketebiliriz.
İşte aynı meyvenin tüketim biçimi değiştiğinde beslenme davranışı ve fizyolojik yanıt da değişebilir.
Meyve suyu neden meyvenin kendisi değildir?
Meyve suyu hazırlanırken meyvenin lifli yapısının önemli bir bölümü kaybolabilir veya parçalanabilir.
Sıvı halde tüketim çok daha hızlıdır.
Bir oturuşta birkaç meyvenin suyunu içmek kolaydır.
Fakat aynı sayıda bütün meyveyi kısa sürede yemek çoğu insan için daha zordur.
Bu nedenle:
“İçinde yalnızca meyve var.”
cümlesi tek başına yeterli değildir.
Bütün meyve ile meyve suyu beslenme açısından eşdeğer kabul edilmemelidir.
Özellikle günlük sıvı ihtiyacımızın temel kaynağı meyve suyu değil, su olmalıdır.
Fruktoz gerçekten zararlı mı?
Burada bilimsel bir ayrım yapmak gerekiyor.
Fruktozun özellikle yüksek miktarlarda ve ilave şeker kaynaklarıyla fazla tüketilmesinin metabolik etkileri uzun süredir araştırılmaktadır.
Fakat bu bilgiyi alıp bütün meyvelere uygulamak doğru değildir.
Çünkü meyvedeki fruktoz, meyvenin doğal yapısı içinde su, lif ve diğer besin bileşenleriyle birlikte gelir.
Şekerle tatlandırılmış bir içecekte ise kısa sürede yüksek miktarda serbest şeker tüketmek mümkündür.
Bu nedenle beslenme biliminde:
“Hangi molekül?”
sorusu kadar,
“Hangi besinden ve ne miktarda?”
sorusu da önemlidir.
Kurutulmuş meyve neden farklıdır?
Bir üzümü düşünün.
Şimdi suyunun önemli bir bölümünü çıkarıp kuru üzüm haline getirelim.
Meyve küçülür.
Fakat içindeki doğal şeker ve enerji daha küçük bir hacimde yoğunlaşır.
Bir avuç kuru üzümü yemek, aynı sayıda taze üzüm tüketmekten çok daha kolay olabilir.
Aynı durum kuru kayısı, incir, hurma ve diğer kuru meyveler için de düşünülebilir.
Kuru meyveler besleyici olabilir.
Fakat:
“Meyvedir, istediğim kadar yiyebilirim.”
düşüncesi doğru değildir.
Besin sağlıklı olabilir; porsiyon yine de önemlidir.
“Gece meyve yenmez” doğru mu?
Saat sekiz oldu.
Elma birden zararlı hale gelir mi?
Elbette hayır.
İnsan metabolizmasının sirkadiyen bir ritmi vardır ve yeme zamanının metabolik etkileri bilimsel araştırmaların konusudur.
Ancak bu gerçek:
“Akşam belirli bir saatten sonra meyve doğrudan yağa dönüşür.”
şeklindeki kesin bir kurala dönüştürülemez.
Kişinin günlük toplam enerji alımı, metabolik durumu, uyku düzeni, fiziksel aktivitesi ve beslenmenin bütünü önemlidir.
Gece geç saatlerde sürekli ve fazla miktarda yemek ayrı bir konudur.
Bir porsiyon meyvenin saat 20.00'den sonra “zehire dönüşmesi” ise ayrı bir iddiadır.
Bilim bu ikisini birbirine karıştırmamalıdır.
Diyabeti olan insan meyve yiyebilir mi?
Diyabet tanısı alan bazı insanlar ilk olarak meyveyi hayatlarından çıkarıyor.
Oysa diyabet yönetiminde amaç bütün karbonhidrat kaynaklarını ortadan kaldırmak değildir.
Karbonhidratın miktarı, kalitesi, porsiyonu ve gün içerisindeki dağılımı önemlidir.
Meyvenin türü ve miktarı; kullanılan ilaçlar, insülin tedavisi, fiziksel aktivite ve kişinin kan şekeri kontrolüne göre değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla:
“Diyabet hastası meyve yiyemez.”
şeklinde herkese uygulanabilecek bilimsel bir kural yoktur.
Ancak “meyve sağlıklıdır” diyerek sınırsız tüketmek de doğru değildir.
Yine anahtar kelimeye dönüyoruz:
Porsiyon.
Smoothie meselesi
Son yıllarda sağlıklı yaşam görüntüsünün vazgeçilmezlerinden biri de büyük bardaklarda hazırlanan smoothie'ler oldu.
İçine muz…
Elma…
Hurma…
Bal…
Süt…
Fıstık ezmesi…
Biraz da yulaf…
Her malzeme tek başına besleyici olabilir.
Fakat hepsini aynı bardağa koyduğumuzda oldukça yüksek enerji içeren bir içecek ortaya çıkabilir.
Burada önemli bir beslenme yanılgısı vardır:
Sağlıklı besinlerin toplamı sınırsız miktarda sağlıklı kalori anlamına gelmez.
Enerji yine enerjidir.
Miktar yine önemlidir.
Meyveyi nasıl tüketelim?
Çoğu insan için en sade yaklaşım en iyilerinden biridir:
Mümkün olduğunca bütün meyveyi tercih etmek.
Meyvenin suyunu içmek yerine kendisini yemek.
Çeşitlilik sağlamak.
Porsiyona dikkat etmek.
Ve meyveyi bir ilaç gibi değil, dengeli beslenmenin doğal parçalarından biri olarak görmek.
Her gün yalnızca tek bir “mucize meyveyi” aramak yerine mevsimine uygun farklı meyveleri tüketmek daha anlamlıdır.
“Hangi meyve en sağlıklı?”
Bu soru da sık sorulur.
Elma mı?
Nar mı?
Yaban mersini mi?
Portakal mı?
Kivi mi?
Aslında soru biraz yanlış kurulmuştur.
Çünkü beslenmenin gücü çoğu zaman tek bir yiyecekte değil, çeşitlilikte ortaya çıkar.
Farklı meyveler farklı miktarlarda lif, vitamin, mineral ve fitokimyasallar sağlar.
Bu nedenle soframızda sürekli “en sağlıklı meyveyi” aramak yerine farklı renkleri görmek daha anlamlı olabilir.
Kırmızı…
Turuncu…
Sarı…
Yeşil…
Mor…
Doğa bazen beslenme çeşitliliğini bize renklerle anlatır.
Çocuklara meyve suyu mu, meyve mi?
Çocuk beslenmesinde de aynı farkındalık önemlidir.
Bir çocuğun eline meyvenin kendisini vermek yalnızca besin içeriği açısından değil, yeme davranışı açısından da değerlidir.
Çocuk görür.
Dokunur.
Isırır.
Çiğner.
Dokusunu tanır.
Tokluk hissini öğrenir.
Beslenme eğitimi bazen vitaminleri anlatmakla değil, gerçek yiyecekle ilişki kurmayı öğretmekle başlar.
Son söz
Meyvenin içinde şeker vardır.
Bu doğru.
Ama meyve yalnızca şeker değildir.
Tıpkı insan bedeninin yalnızca kan şekerinden ibaret olmadığı gibi.
Beslenme konusunda yaptığımız en büyük hatalardan biri yiyecekleri tek bir moleküle indirgemektir.
Yumurtayı kolesterole…
Ekmeği karbonhidrata…
Meyveyi fruktoza…
Eti proteine…
Oysa yiyecekler birer molekül değil, karmaşık besin yapılarıdır.
Bu nedenle bir sonraki meyvenizi yerken şekerden korkarak bakmayın.
Ama “sağlıklı” diyerek sınırsız da tüketmeyin.
Meyveyi sıkıp hızla içmek yerine mümkün olduğunca kendisini yiyin.
Çeşitlendirin.
Miktarı fark edin.
Ve besin farkındalığının şu temel cümlesini hatırlayın:
Bir besini sağlıklı yapan yalnızca içinde ne bulunduğu değil; ne kadar, ne sıklıkla ve hangi biçimde tüketildiğidir.