Akif GASIMOVKöşe YazarıAzerbaycan’a Karşı Black PR Algı Operasyonu İddiaları: HÜDA PAR, Özgür-Der, Akit TV ve Diğer Medya Çevreleri

Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
I. GİRİŞ
Son günlerde Türkiye'de faaliyet gösteren bazı kuruluşlar, onların tuzağına düşen bireysel kişiler ve Azerbaycan uzantıları, “din perdesi” adı altında ucuz bir şov yaparak kendilerini seçmenlerinin gözünde kahraman ve Müslüman hassasiyeti taşıyan kişiler olarak sunmaktadırlar.
Bunlar, daha çok iki koldan Azerbaycan'a saldırmaktadırlar:
1. İsrail-Filistin çatışması üzerinden yürütülen yöntemle,
2. Yeni uydurulan sözde başörtüsü yasağı üzerinden yürütülen yöntemle.
Şimdi bunları kademeli olarak inceleyelim.
II. FİLİSTİN ÜZERİNDEN SUÇLAMA
Birincisi, Azerbaycan, Filistin'i devlet olarak 14 Nisan 1992 tarihinde tanımıştır. Bu tanıma kararı, o dönemde Azerbaycan'ın çok ciddi uluslararası baskı altında olduğu; Ermenistan'ın ve ona destek veren dünya güçlerinin Karabağ'ı, çevresindeki bölgeleri ve Karabağ'la doğrudan bağlantısı olmayan sınır hattındaki Azerbaycan topraklarını işgal ettiği bir dönemde alınmıştır.
İkincisi, Azerbaycan'ın bu iyi niyetine karşılık Filistin, işgalci Hristiyan Ermenistan'ın yanında yer almış ve Karabağ meselesini Ermenilerin hak davası olarak nitelendirmiştir. Filistin aynı zamanda Müslüman KKTC konusunda Rumların yanında yer almış, sözde Ermeni soykırımını tanımış, işkence gören Müslüman Uygur Türkleri konusunda ise bunun Çin'in iç meselesi olduğunu belirterek Çin'in yanında yer almıştır.
Üçüncüsü, tüm bunlara rağmen Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev, İslam dayanışmasını sergileyerek Gazze'de yaşanan olaylardan duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş; İslam ülkeleri toplantılarında ve diğer siyasi platformlarda masum insanların yanında olduğunu her zaman ifade etmiştir.
Azerbaycan, bu desteği yalnızca sözlerle değil, fiilen de göstermektedir. Gazze'ye insani yardım, maddi destek, eğitim ve diğer alanlarda hâlen katkı sağlamaktadır.
Buna örnek olarak yaklaşık 2 milyon dolarlık maddi destek, Gazze'de devlet destekli okul inşası, sürekli insani yardımlar ve Gazzeli gençlerin diplomatik yollarla organize edilerek Azerbaycan üniversitelerinde eğitim almalarının sağlanması gösterilebilir. Bu kapsamda eğitim alanların sayısı 50'nin üzerindedir. Gazze'deki hastanelerde görev yapan doktorların önemli bir kısmı da Azerbaycan devletinin burs desteğiyle tıp üniversitelerinde eğitim almış kişilerdir.
Lakin maalesef kardeş Azerbaycan halkının ve devlet yetkililerinin Gazze konusundaki hassasiyeti, Türk ve İslam karşıtı çevreler tarafından tamamen farklı bir şekilde sunulmaktadır.
Özellikle trol hesaplar üzerinden Azerbaycan'ın İsrail'in yanında olduğu, İsrail ile ilişkilerinin bulunduğu, İsrail'e petrol sattığı ve İsrail'i dost olarak gördüğü yönünde iddialar dile getirilmektedir.
A)Belirttiğimiz gibi Azerbaycan, Gazze'deki masum insanların yanındadır ve bunu zaten fiilen de ortaya koymaktadır.
B) Evet, Azerbaycan İsrail ile olan ilişkilerini hiçbir zaman gizlememiş, bu ilişkilerin nedenlerini de kamuoyuna açık bir şekilde ifade etmiştir. Azerbaycan, Karabağ Savaşı sırasında ihtiyaç duyduğu modern silahları İsrail'den tedarik etmiş ve bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkiler önem kazanmıştır. Bu ilişkiler; silah ticareti, Ermeni ve Ermeni yanlısı lobilere karşı lobi faaliyetleri ve uluslararası medyada destek sağlanması gibi alanları da kapsamaktadır.
C) İsrail'e petrol satıldığı yönündeki iddialara gelince, Azerbaycan'ın yanı sıra Türkistan, Yakın Doğu ve diğer bölgelerdeki ülkelerin petrolü de BP gibi şirketler tarafından uluslararası piyasalara taşınmakta ve satılmaktadır. Ceyhan petrol terminalinde Azerbaycan, Türkistan, Rusya, İran ve Irak kaynaklı petrol de bulunmaktadır.
İnternette Türkiye'nin petrol ve doğal gaz hatlarının haritasına bakıldığında bu durum daha açık bir şekilde görülebilir. Türkiye'nin Ceyhan petrol terminaline SOCAR, Lukoil, Rosneft ve diğer şirketler aracılığıyla Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve diğer ülkelerden petrol ulaştırılabilmektedir. Buradan hareketle, İsrail'e satılan petrolün yalnızca SOCAR kaynaklı olduğunu ileri sürmek, Azerbaycan'a karşı yürütülen bir algı operasyonunun parçasıdır.
D) Azerbaycan'ın geçmişte İsrail'i dost olarak nitelendirdiği iddiası doğrudur. Türkiye de İsrail'i dost olarak nitelendirmiştir. İsrail bayraklarının Türk bayraklarıyla birlikte atlar üzerinde taşındığı görüntüleri de biliyoruz. Burada asıl mesele, ülkelerin dış politikalarının uluslararası siyasi dengelere ve bulundukları jeopolitik konuma göre şekillenmesidir.
1992'li yıllarda Azerbaycan dünya Ermeni lobisiyle karşı karşıya kaldığında, Karabağ ve çevresindeki topraklarımız uluslararası güçlerin desteğiyle işgal edildiğinde, bir milyondan fazla insanımız yerinden edildiğinde, 23 binin üzerinde şehit verdiğimizde ve 5 binin üzerinde vatandaşımız hâlâ kayıp olduğunda yaşananları unutamayız.
Yetmişten fazla camimiz yakılıp yıkılmış, dinî inanç mekânlarımız Ermeniler tarafından tahrip edilmiş, ABD tarafından yaptırımlar uygulanmış; buna karşılık Ermenistan, güçlü uluslararası aktörlerin desteğini almaya devam etmiştir. Rahmetli Ebulfez Elçibey'in üç adet helikopter talebinin dahi geri çevrildiği, Azerbaycan halkının İslam ülkeleri tarafından yalnız bırakıldığı, bazı İslam ülkelerinin ise Ermenistan'a buğday ve elektrik sağladığı bir dönem yaşanmıştır.
O dönemde bugün Azerbaycan'ı din üzerinden eleştiren çevrelerin yanımızda olmadığını da hatırlatmak gerekir.
Gerçek şu ki, hoşunuza gitse de gitmese de İsrail, Azerbaycan'a insani yardım sağlamış; ardından, başka ülkelerden silah tedarik edilemediği dönemde, Azerbaycan ile ilk silah tedariki anlaşmalarından birini gerçekleştirmiştir. O günden bu yana iki ülke arasındaki ilişkiler devam etmektedir.
Elbette bütün bunlar uluslararası ticaret kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Türkiye de benzer şekilde uluslararası ticari ilişkiler yürütmektedir. İnternet üzerinden yayımlanan istatistiklere bakıldığında bu konuda çeşitli bilgilere ulaşılabilir.
Günümüz internet dünyasında devletlerin uluslararası ilişkilerini tamamen gizli tutmaları kolay değildir. Azerbaycan, ilişkilerini açık bir şekilde yürütmektedir. Bir taraftan din üzerinden şov yapan çevreler gibi görünürde farklı bir tutum sergileyip diğer taraftan gizli ticari ilişkiler yürütmek yerine, devlet politikalarını jeopolitik konumuna ve millî çıkarlarının korunmasına göre şekillendirmektedir.
III. AZERBAYCAN'A KARŞI BAŞÖRTÜSÜ SPEKÜLASYONLARI
Bu konuda kısaca şunu ifade etmek istiyorum: Azerbaycan ulusal bir devlettir. Anayasa'nın ilgili maddeleri bütün dinî inançlara karşı hoşgörüyü güvence altına almaktadır. Ülkede genel bir dinî yasaklama söz konusu değildir.
Ancak askerî kurumlar, polis teşkilatı, okullar ve benzeri alanlarda, belirli bir kıyafet standardının uygulanmasının zorunlu olduğu kurumlar bulunmaktadır. Bu kurumlarda onaylanmış tek tip kıyafet kuralları ve standartları uygulanmaktadır. Aynı zamanda geleneklerimize uygun şekilde, Türk millî başörtüsü ve bu modele yakın tarzların tercih edilmesi talep edilmektedir.
Benzer kararlar diğer kardeş Türk cumhuriyetlerinde de bulunmaktadır. Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Kırgızistan'da da bu tür uygulamalara rastlanmaktadır.
Ülke genelinde ise sokaklarda, evlerde ve insanların tercih ettikleri diğer yerlerde dinî özgürlük bulunmaktadır. İnsanlar istedikleri şekilde giyinebilirler.
IV. AZERBAYCAN'I HEDEF ALANLAR KİMLERDİR?
Azerbaycan'daki başörtüsü meselesini ve Filistin konusunu gündeme getirerek Azerbaycan'ı sanki İsrail'in yanında yer alıyormuş gibi sunan, bu BLACK PR algı operasyonunu başlatan veya yaygınlaştıran çevreler arasında Türkiye'deki bazı kuruluşlar, medya organları ve kişiler bulunmaktadır.
Bu kapsamda şu isimleri sıralamak istiyorum:
- HÜDA PAR
- Özgür-Der
- Türkiye Hizbullahı
- SEPAH bağlantısı olduğu ileri sürülen İran kökenli bazı kültürel merkezler
- Akit TV
- Doğru Haber
- İlke Haber Ajansı
- Rehber TV
- Haksöz Haber
- Özgür TV
- Ağ TV (Azerbaycan)
- İnzar Dergisi
- Kelhaamed Dergisi
- Söz Haber
- Akit Medya Grubu
- Koordinatör Muharrem Coşkun
- HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Faruk Dinç
V. SONUÇ
Tüm bu provokatif propagandalara rağmen Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşlik uzun bir tarihe dayanmaktadır. Dedelerimiz, Çanakkale Savaşı'ndan Karabağ Savaşı'na kadar bu yolda omuz omuza mücadele ederek bugünlere gelmiştir.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin önemli siyasi partilerinden biri olan AK Parti'nin geçmişte birçok çevreye kucak açarak sığınma ve faaliyet imkânı sağladığı bazı siyasi oluşumlar, medya organları ve sivil toplum kuruluşları, bu imkânları kötüye kullanarak Türkiye'nin kardeş ülkeler nezdindeki itibarını zedelemektedir.
Düşünüyoruz ki iktidardaki AK Parti ve devlet yetkilileri, bu konuyla ilgili gerekli hukuki adımları atacaktır.
Karabağ Savaşı Gazisi
Emekli Albay Akif QASIMOV