Akif GASIMOVKöşe Yazarı1925 ŞEYH SAİD İsyanı’nın Bastırılmasında Azerbaycanlı Subaylar

Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
GİRİŞ: TARİHİN UNUTULAN ASKERÎ HAFIZASI
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, yalnızca diplomatik belgeler, siyasi açıklamalar veya günümüzdeki stratejik ortaklıklarla açıklanabilecek kadar yeni değildir.
ASKERÎ KARDEŞLİK.
Çanakkale’den Bakı’ya, Millî Mücadele’den Cumhuriyet’in ilk yıllarına, Kafkasya’daki güvenlik mücadelelerinden 2020 Karabağ Zaferi’ne kadar uzanan tarihî süreç içerisinde Türk ve Azerbaycanlı askerler farklı cephelerde aynı stratejik hedeflerin ve ortak güvenlik anlayışının içerisinde yer almıştır.
1925 yılında meydana gelen Şeyh Said İsyanı da bu ortak askerî tarihin kamuoyunda yeterince bilinmeyen başlıklarından biridir.
Türkiye Cumhuriyeti, devlet otoritesini ve ülkenin toprak bütünlüğünü korumak amacıyla geniş kapsamlı bir askerî harekât yürütmüştür.
Bu harekât içerisinde görev yapan Azerbaycan kökenli subayların bulunması ise Türkiye-Azerbaycan askerî ilişkilerinin Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan tarihî derinliğini göstermesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır.
1. AZERBAYCANLI SUBAYLARIN TÜRK ASKERÎ YAPISINA KATILIMI
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 1920 yılında Sovyet işgali sonucunda ortadan kaldırılmasının ardından çok sayıda Azerbaycanlı subay ve asker Anadolu’ya geçmiştir.
Bu subayların bir bölümü Türk Millî Mücadelesi’ne doğrudan katılmış, Türk ordusunun çeşitli birliklerinde görev yapmış ve askerî tecrübelerini Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesinin hizmetine sunmuştur.
Bu askerlerin önemli bir bölümü Cumhuriyet’in ilanından sonra da Türkiye’de kalmış ve Türk ordusunda askerî hizmetlerini sürdürmüştür.
Dolayısıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk ordusunda görev yapan Azerbaycan kökenli subayların varlığı, tesadüfi bir gelişme değildir.
2. ŞEYH SAİD İSYANI VE DEVLETİN ASKERÎ CEVABI
1925 Şeyh Said İsyanı, Cumhuriyet’in henüz kurumsallaşma sürecinin devam ettiği bir dönemde ortaya çıkmıştır.
Devlet açısından mesele yalnızca belirli bir bölgede meydana gelen silahlı kalkışma olarak görülmemiş; merkezi otoritenin korunması, kamu düzeninin yeniden tesis edilmesi ve ülkenin toprak bütünlüğünün muhafazası açısından ciddi bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilmiştir.
Bu nedenle Türk ordusu bölgede kapsamlı askerî operasyonlar gerçekleştirmiştir.
Bu operasyonların komuta kademesinde ve çeşitli birliklerinde görev yapan subaylar arasında Millî Mücadele tecrübesine sahip Azerbaycan kökenli askerî personelin bulunması, iki ülke arasındaki askerî ilişkilerin tarihî boyutunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
3. AZERBAYCAN KÖKENLİ SUBAYLAR
Şeyh Said İsyanı döneminde Türk ordusunda görev yaptığı çeşitli kaynaklarda belirtilen Azerbaycan kökenli subaylar arasında şu isimler öne çıkmaktadır:
CİHANGİR BERKER
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ordusunda görev yaptıktan sonra Anadolu’ya geçerek Millî Mücadele’ye katılan Azerbaycan kökenli subaylardan biridir.
Türk ordusunda askerî hizmetini sürdüren Berker, ilerleyen yıllarda general rütbesine kadar yükselmiştir.
BABA BEHBUD
Şuşa doğumlu Azerbaycanlı subaylardan biridir.
Anadolu’ya gelerek Türk İstiklâl Harbi’ne katılmış, Cumhuriyet döneminde de Türk ordusunda görevini sürdürmüştür.
ASLAN HACIZADE
Azerbaycan askerî teşkilatında görev yaptıktan sonra Anadolu’ya gelen ve Millî Mücadele’ye katılan subaylardan biridir.
Cumhuriyet döneminde Türk ordusunda görev yapmaya devam etmiştir.
FERİDUN DARYAL
Millî Mücadele döneminde Türk ordusunda görev alan Azerbaycan kökenli subaylardan biridir.
Cumhuriyet döneminde de askerî hizmetini sürdürmesi, Azerbaycan kökenli askerî personelin Türk ordusundaki devamlılığını göstermektedir.
MEHMET AKPOLAT
Azerbaycan kökenli subaylar arasında gösterilen Mehmet Akpolat, Millî Mücadele sonrasında Türk ordusunda görev yapmış ve üst rütbelere yükselmiştir.
HÜSEYİN TURGUT
Azerbaycan kökenli askerî kadro içerisinde yer alan ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde general rütbesine kadar yükselen subaylardan biridir.
OSMAN KAZAK — OSMAN AĞA GÜLMƏMMƏDOV
Azerbaycan Xalq Cümhuriyyəti ordusunda görev yaptıktan sonra Türkiye’ye geçen Azerbaycanlı subaylardan biridir.
Türk ordusunda hizmetini sürdürerek albay rütbesine kadar yükselmiştir.
YUNUS HAZARLI VE MEHMET KAZAH
Bu isimler de Azerbaycan kökenli askerî personelin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemindeki askerî hizmetlerinin farklı örnekleri arasında değerlendirilmektedir.
4. 1.200 KİŞİLİK AZERBAYCANLI ASKERÎ DESTEK
Millî Mücadele döneminde Azerbaycan’dan Anadolu’ya gelen askerî personel konusu, Türkiye-Azerbaycan askerî tarihinin önemli başlıklarından biridir.
İstiklal Savaşı’nda Azerbaycanlı subay ve askerlerden oluşan yaklaşık 1.200 kişilik bir grubun, Kazım Karabekir Paşa’nın komutasındaki Doğu Cephesi birlikleri içerisinde yer aldığı belirtilmektedir.
Bu rakam, yalnızca bir personel sayısı olarak değerlendirilmemelidir.
Asıl önemli olan, Azerbaycan’ın Anadolu’daki Millî Mücadele’ye insan gücü ve askerî kapasite bakımından da katkı sunmuş olmasıdır.
Dolayısıyla Azerbaycan’ın Millî Mücadele’ye desteğini yalnızca siyasi ve ekonomik yardımlarla sınırlamak tarihî gerçekliğin önemli bir bölümünü göz ardı etmek anlamına gelir.
5. STRATEJİK DEĞERLENDİRME
Buradan ortaya çıkan stratejik sonuç son derece önemlidir:
- Türkiye-Azerbaycan askerî kardeşliği 1990'lı veya 2000'li yıllarda ortaya çıkmış yeni bir stratejik ilişki değildir.
- Bu ilişkinin askerî temelleri, 20. yüzyılın başındaki savaşlara ve Millî Mücadele dönemine kadar uzanmaktadır.
- Azerbaycanlı subayların Türk ordusunda görev almaları, bu ilişkinin yalnızca devletler arasındaki diplomatik temaslardan ibaret olmadığını göstermektedir.
- Burada insan kaynağı, askerî eğitim, komuta tecrübesi ve ortak güvenlik anlayışı üzerinden gelişen bir askerî bütünleşme söz konusudur.
6. TARİHÎ SÜREKLİLİK: ÇANAKKALE’DEN KARABAĞ’A
Türkiye-Azerbaycan askerî ilişkilerinin tarihî çizgisi tek bir olay üzerinden değil, uzun bir süreklilik içerisinde değerlendirilmelidir.
BU ÇİZGİ:
Çanakkale → Bakü → Millî Mücadele → Cumhuriyet dönemi Türk ordusu → 1925 Şeyh Said İsyanı → Kafkasya güvenliği → 2020 Karabağ Zaferi şeklinde okunabilir.
2020 yılında Azerbaycan’ın 44 günlük Vatan Savaşı sonucunda topraklarının önemli bölümünü işgalden kurtarması, bu tarihî askerî hafızanın günümüzdeki en güçlü örneklerinden biri olmuştur.
Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği siyasi, diplomatik ve askerî savunma sanayi destek ise iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın geldiği seviyeyi ortaya koymuştur.
7. TARİHİ BUGÜNÜN GÜVENLİK MİMARİSİYLE BİRLİKTE OKUMAK
Tarih yalnızca geçmişte yaşanan olayların kaydı değildir.
Tarih, devletlerin güvenlik kültürünü ve stratejik davranış biçimlerini anlamanın da önemli araçlarından biridir.
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki bugünkü stratejik ortaklığın arka planında, geçmişten gelen bu askerî hafıza bulunmaktadır.
Bugün iki ülke:
- savunma sanayii,
- askerî eğitim,
- ortak tatbikatlar,
- istihbarat ve güvenlik iş birliği,
- bölgesel güvenlik,
- Kafkasya’nın istikrarı
gibi alanlarda giderek daha kapsamlı bir iş birliği geliştirmektedir.
SONUÇ: ORTAK TARİH, ORTAK GÜVENLİK, ORTAK GELECEK
Şeyh Said İsyanı’nın bastırılması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde devlet otoritesinin ve güvenlik yapılanmasının karşı karşıya kaldığı önemli sınamalardan biridir.
Bu süreçte Azerbaycan kökenli subayların Türk ordusu içerisinde görev almış olması, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin askerî boyutunun ne kadar eskiye dayandığını göstermesi açısından dikkate değer bir tarihî veridir.
«Azerbaycanlı subaylar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun en kritik dönemlerinden birinde Türk ordusunun saflarında görev yapmış; devletin güvenliği, kamu düzeni ve toprak bütünlüğünün korunması için askerî sorumluluk üstlenmiştir.»
Bu nedenle Cihangir Berker, Baba Behbud, Aslan Hacızade, Feridun Daryal, Mehmet Akpolat, Hüseyin Turgut, Osman Kazak, Mehmet Kazah ve Yunus Hazarlı gibi isimler, yalnızca Azerbaycan askerî tarihinin değil, Türkiye-Azerbaycan ortak askerî tarihinin de unutulmaması gereken şahsiyetleridir.
✔️Dün Azerbaycanlı subaylar Türk ordusunun saflarında Türkiye’nin yanında görev yaptı.
✔️Bugün Türkiye ve Azerbaycan, ortak güvenlik ve stratejik çıkarlar temelinde aynı istikamette yürümektedir.
🇦🇿🇹🇷✊️Bu nedenle Türkiye-Azerbaycan ilişkisini yalnızca “İKİ DEVLET, TEK MİLLET ” sloganıyla değil; aynı zamanda “ortak tarih, ortak askerî hafıza ve ortak güvenlik” perspektifiyle de değerlendirmek gerekir.
STRATEJİK HÜKÜM
Bu tarihî gerçek bilinmeden bugünkü Türkiye-Azerbaycan stratejik ortaklığının derinliği tam olarak anlaşılamaz.