İçeriğe geç
7 Ekim 2026 Çarşamba
Behruz FARUKOĞLUKöşe Yazarı

Yedi Akbaba ile Bir Başka Anlatış Aziz ve Büyük Türk Milletim

2 okunma10 dk okuma
Paylaş

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

Bundan önceki yazımda yedi sayının gizemli  mifik simvol oluşundan ve İstanbulun fethinden sonra Sultan Mehmet Fatih in  ulaştıgı bilgeler, sırlar konusunda yazımın devamını   söz vermişdim. 

Bu gün Yedi Akbaba ile  yeni bir yazımı sevimli okuyucularıma bilgi vermeyi düşündüm.

İlk önce demek istediyim şu – Bazan destanlar da, eposlarda bizlere söylenenlerin tarihde  olmuş hadiselerin 1000 yıller dilden dile keçerek destanlara dönüşünü  görürük.

Amma bu gün artık 21 yüz yıl elim ve tehnalojinin bu kafer hızlı süretle  irelilemesi yapay zekanın  ortaya çıkmasıyla bazi tarihi tapıntıların, yazıların, bilinmeyen .ifrelerin çözülmesiyle bir çok bilgilere ulaşa bilir insanlık.

Göbekli Tepe te tapılan Akbaba heykelleri nin aynı  okşarları nın da dünyamızın bir çok bölgelerinde tapılması ilm ve tarih akademisyanları nda bir çok suallar ortaya çıkardır. Bu Yedi akbaba kuşu İstanbulun Fatthi den sonra Sultan Mehmet Fatih terefinden  İstanbulun tarihini  araşdırmak  için  toplanan belgelerden, eski Helen  dilinde  yazılmış bir parşomenden  çevrilen bir  yazı.

Başlayak.

Yedi akbaba çoktanrılı  efsanelerin Anka  Kuşu  na ( Phoenix) denktir  ve sonsuzlugu  simgeler. Akbabalı kubbe  teması , dünyan ın başlangıcından beri akıp giden  zamanı ölçen  evrensel  bir saat ın İstanbulun derinliklerin de  bir yerde oldugunu öne sürer.

,,, Konstantiniyye  ilk degildir. Sen ne sanmakdasan magrur Sezar  Costantinus ?

Sen ne ilksen ne de son. Konstatineyyi kurmadan önce bura ya iki kent kuruldu.

İsa dan daha önceydi. Bir zorba  hükümdar  Trakya üstündeki soguk diyardan geldi, adı Yanko bin Medyan. Trakya  üstü topraklar Yanko bin Medyan zamanından önce buzluktu. Onun halkı, her canlıyı öldürmüş buzlar gittikden sonra dogdu, çogaldı. O, halka yüksek akıl verildi. Topragı işlediler. Keskin taştan baltalar, kargılar, bıçaklar yaptılar.

Yanko güclenince halkı nı toplayarak Trakya ya endi.

Trakyadan bu gün Konstatiniyye nin oldugu  topraga  geldi.

,, Burası  Vatanimiz  olacak ‘’ dedi.  Bizans diye kent  yoktu. Bizans dedigin Yanko bin Medyan ın ogluydu, tam adı Bizantin idi, kenti adına sonradan koyacaktır.

Konstantiniyye o zaman yoktu sonradan dogacaktır.

İki yanlı arazisi insan görmeyen toprakları  buluşlardı.

Ortadakı bogazdan deniz akar giderdi.

Öyle bogaz ki eskiden yokmuş, oralar toprakmış. Dünya ters döndügünde aşagıdan gelen deniz orayı yarmış, şelale yapmış. Bogaz iki deniz arasında suları alır verirmiş.

Zorba bin Medyan bogazın yanında kent kurmaya karar vermiş. 200 000 irgat  getirrdi. Binalar için hendekler kazmaya başladılar. Toprakdan 40  arşın çapında  bir kubbe çıktı ki, hepsi  şaştılar.  Kubbe ki, kazmayı küregi kendine çeker, bir acayip . Binasını bulub acayıbı almak için 20 arşin daha kazdılar. 14  demir mezar çevresindeydi.  Acayib binanın kapısını bulub girdiler ki,  içeride canlı yokdur, kubbe nin içinde ne gördüler, dört (4)  yerde dört   akbaba  var. Dörtünün de başı yok.

Birde bakdılar beşinci bölüm var, Beşinci bölümde  bir akbaba  daha var ki, kafası tamamdır. Altıncı bölümde bir akbaba daha var  ki, siyahtır ( kara)  kafası tamdır. 

Yedinci  (  yine  7  sayı karşımıza çıkır)  bölüm vardır ki, o bölüm boş.

Akbabalar  elmazla ölrtülmüş kubbenin altında, demiri çeken taban ın üstünde dururlar. Mucevherle  kaplanmıştıt akbabaların üzerleri.

Her akbabanın önünde bir levhe vardır.  Levheler ne şöyler anlayamadılar. Her şeyi bilen bilgeler de bilemediler şu işaretleri.

Dedilere :  Dünya var oldugundaban  beri bilinen işaretlerden asla anlardık. Degilse bunlar biizim bildigimiz zamandan degildir. Çunki biz her bir işareti biliriz.

Dediler :  Bu acayib bina , öncesi ve de sonrası olmayan zamanlardandır.

O. zamanı ve işaretleri biz bilmeyiz. Taifelerin işidir.

Bir de üstünde resimler  olan levheler  vardır.

Birinci resimde kubbenin  üstünde bir kent oturulmuştu. İkinci resimde kent ters dönmüş kubbenin altına düşmüştü. Üçüncü resimde kent suya batmış.

Birde bir levha vardır üzerinde kiçik yazlılar vardır o yazılarıda sökebilmediler ne de cevherleri.

Bilgeler : Bin Medyana bu kübbenin üzerinde kent yapma, ugursuzluk olmasın dediler.

Bin Medyan bilgeleri dinlemedi.

Bilgeler – bak resme kent tepe üstü  gözüken kent var, yapacagın kent  yıkılacaktır.  Emegini başka yere ver, dediler.

Bin Medyan dinlemedi, ,, Yıkaram kubbeyi kafanıza ‘’ dedi.

Bir tek mücevher kopartıb apara bilmedi.

Bin Medyan o zamana kadar  yapəlanların hepsinden böyük kent yaptı.

Kentin dairesini duvarla çevirdi. 40 burgaz yaptı, 60 tane  kapı yaptı, her kapıtan giriş çıkışta harac aldı. 1000 mabet, 60 000 ev, 100 hamam yaptılar.  Çevredeki köylerden insanları tarlasındanevinden kopmaya mecbur etdib kente yerleşdirdiler. Zemginler  halka zülm etdi. Halk onlara beddua etti. Halkın her biri Bin Medyan a ve kente ,, Batsın ‘’ diye lanet okudu.

Bin Medya kente kenti ismini verdi, kentin meydanında göklere delen 500 arşın kule yaptırdı, ustünede at a binmiş kendi heykelini koydurdu.

Yılda bir defe halkı zorla getirib, kendisi  kulenin üstüne çıkar güneşe tapınardı halkıda buna mecbur ederdi.

Tapmayanları askerlere öldütdürerdi.

Yanko bin Medyan Akbabalı kubbeyi yok ederek üstünde bina koyacaktı. Bilgelere karşı çıktı.

Dediler:   yapma, Denizin iki yakasından 92 temiz su deresi akar, bina yapmak onların önünü keser. Suyun otun vardır hikmeti. Topragı, suyu, agacı, otu yaradan en böyük güce karşı gelme.  Yok edib  taş duvar dikme.  Dengeyi bozma. İnsanları zorla topladın, suyu, topragı kirlettin, yasak yere kent kurdun. Akbabalı kybbeye dokunma, bilmezsen vardır kubbenin bir sirri.’’’

Bin Medyan yine onlara alay etdi. ,, Böyük güc benem, benden böyük güc yok.  Benim işaretim gelince kazmalar başlayacak.’’

Çanlar hepsi birden çalacak dedi bin Medyan.

Çanlar çaldı amma bin Medyan  ın ilahi gücünden çalmadı . Deprem başlamışdı.

Kent le birlikde ne varsa hepsi yok oluşa gitdi, bin Medyan ve heykelide halkıda kentide hepsi suların altında yok oldular.

Kurtulan çok az insan deniz kıyısına kulübeler yaparak köy kurdular.  Deniz kıyısından köye  bin Medyan ın oglu Bizanti de  geldi.

Bu olaydan 40 yıl keçdi. Bin Medyan ın oglu Bizantin Engürü ye gitmişdi.Oradan Bosna ya , Roman ya ya  gitti. Engürü de Krallık kurub  sonradan babasının  batan kenti üstüne  kent kurdu.

Aynı babası bin Medyan kimi halka zülm etdi.

Halk Bizanti i ve kenti LENETLEDİ.

Sonu yine DEPREM OLDU. Bizans kenti yıkıldı, yerle bir oldu, sular altında kayboldu. Bizantin öldü, hazinesi topraga karıştı, kimse bulamadı.

Bu olay  İsa peygemberden çok önce oldugu söylenilir. Konstantiniyyeden önce kutulan ikinci kentin hikayesi de budur.

Kükümdarlar halkını düşünmez, imperator olmak ister ki, daha çok halkı zülmle çalışdırıb kendisine altın kazandırsınlar. Halkın hakkını çalar, hazinesine dizer. Kulelere, kentlere, parklara , anıtlata kendi adını koyarlar.

Halkın leneti bitmez Bin Meydana, Bin Bizanti ne Konstantiniyyeye .

Bilgeler, kahinler dediler : ,, Halkın erettigi halka paylaşılmayıb çalındıkca, oraya kurulacak bütün hükümdarlık kentleri lanetli olacaktır, hepsi bir gün batacaktır’’.

 Efendile bu yazılı levheler size bu günlerimizi hatırlatmırmı?

Bu gün dünyamlızdakı Hükümdarlar ormanları, köyleri yıkıb insanları böyük şeherlere toplamırlarmı? , otları, ormanlardakı bulakları sulıarı  kirlederek beton binalar ucaltmırlarmı?

Hepsi daha çok halkın devletin malını, varını hırsızca çalmırlarmı?.

Evet aynen.

Bu  hikaye de insanlık için bir  ibretlik ders vardır.

Benim bu yazımı  yazmakda  , bu tarihi Lebhelerde yazıların  mesajları  sahiblerine  aittir.

Bu yazıtlarda hikmet  sahibleri için bir ders, bir bilgi vardır.

Türk Töremiz de : ,, Halkını ac koyan, faskir burakan amma kendi saraylarında eş, işret içinde kef çekenlerden  Bey olmaz, Han da olmaz, Hakanda  olmaz.’’

Ey Türk Töre ne dön, budununa  sahib ol, Bey Efendi ol.

Saygılarımla  Bahruz Farukoglu. Reis Difai.

Kaynaklar : Tefik Yener – 7 Akbaba. Dogan kitap , 2009.

Araştırmacı yazar: Hüseyin Hakkı Kehveçi, 2021.

Paylaş
Bu yazı yazarın kişisel görüşüdür.

Behruz FARUKOĞLU — diğer yazılar

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.