İçeriğe geç
5 Kasım 2026 Perşembe
Roza KURBANKöşe Yazarı

KAZAN TATARLARINDA KADIN KONUSU ve KIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİMİ

Giriş: 1 okunma14 dk okuma
Paylaş

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

Tatar yazar ve siyasetçi Gayazİshaki (1878–1954): “Her milletin yarısı kadınlar, her milletin ruhunu koruyan kadınlar, her milletin dilini, telaffuzunu, şivesini koruyan kadınlar, yarın baba olacak erkekleri, anne olacak kızları terbiye edenlerin kadınlar olduğu herkese malumdur” demiştir. Hayatımızın her anında ve her alanında kadınların önemli yeri vardır. Kadın bir anne, bir eş, bir abla, bir kardeş olmanın yanı sıra toplumun bir bireyidir. Kadınlar tarih boyunca siyasi, sosyal ve diğer alanlarda önemli görevler üstlenmişlerdir. “Vatan anası”, “millet anası” gibi tabirler boş yere ortaya çıkmamıştır. Toplumun en küçük birliği olan ailelerde kadınlar ailenin temeli, ana dilinin bekçisi, gelenek göreneklerimizin koruyucusu, milletin geleceği olan çocukların eğiticisidir.           

Kadınlar ailenin, toplumun, ülkenin ve nihayetinde dünyanın mimarıdır. Geleceği şekillendirecek olan kadınların ilk önce kendilerinin özgür bir birey olması gerekiyordu. Özgür bir birey olmak için de kadınların haklarının korunmasının temel bir zorunluluk olduğu XX. yüzyıl başlarında açıkça konuşulmaya başlanmıştır. Siyasetçi, eğitimci, yazar ve tarihçi Hadi Atlasi (1876–1938) kadın haklarını gündeme taşıyan ve kız çocukları için okul açan Kazan Tataraydınlardan birisidir. 1903 yılında Bögelme vilayetinin Elmet köyüne (şimdi Elmet şehri) imam müderris olarak atanan Hadi Atlasi, çağdaş değer ve yeniliklere önem vermeyen gericilerin birçok engeli ile karşılaşsa da dünyevi derslerin okutulması konusunda mücadele vermekle birlikte kız çocuklar için okul açmıştır. 1917 yılının 1–17 Mayıs tarihlerinde Moskova’da gerçekleşen Birinci Rusya Müslümanları Kongresi’nde yaptığı konuşmasındaAtlasi,Tatar kadınlarının konusunu gündeme getirmiştir: “Muhterem efendiler! Bizim Müslüman kadını gibi baskı altında tutulan hiçbir milletin kadını yok. Bu baskı bize tarihten gelen bir şeydir. Hindistan’da kadınları ateşte yakma adeti vardı. Araplar doğan kızlarını diri diri yere gömüyorlardı. Çünkü kız çocukları uğursuzluk sayılıyordu. Hindistan’da kadınları ateşte yakıyorlar; ama biz kadınları evlerde ateşsiz yakıyoruz. Bizim kadınlarımız dört duvar arasında yanıyor. Araplar kızlarını diri gömüyorlarsa, biz de kadınlarımızı dört duvar arasında ebedi azaba tabii tutuyoruz. Bizde kadın-kız hiçbir hukuka malik değil. Onlar bizim “ücretsiz” hizmetçilerimiz. Kadın kızlarımızın kendilerine münasip bir pahası var, onlar otuz tenkege[1] satılıyor. Biz onların satın alıcısıyız. Artık yeter bu satın almalara. Yeter artık bu kadar eziyetlemelere. Yeter artık onları hizmetçi olarak kullanmalara. O bize bir ibdeş değil, bir davar gibi. Onu bir davar gibi satın alıyoruz. Faydalanıp birisi eskiyince atıp ikincisini satın alıyoruz. Kadın her millette davar. Ruslarda da davar yerinde ve hükmünde. Ama onlarda kadınlar hiç olmazsa güneşten faydalanıyorlar. Ama bizde o da yok. Sert hava, açık hava, güneşli hava, şer’i hak da yok. Tabii bütün Tatar kadınları hukuksuz yaşamıyor. Kırım’da Tatar milletinin bitmesine kadın-kızların çaresiz ve hukuksuz durumları sebep oldu. Bugün, biz onlarınistedikleri haklar üzerinde pazarlık yapmayalım, hemen kendilerine verelim. Hepimiz evvelce Rusların kulu idik, ama kadınlarımız biz kulların kulu idiler. Şimdi biz azat olduk, hür olduk, onları da azat ve hür edelim. Teklif ediyorum: Kadınları azat edelim, tam hürriyetlerini verelim.” (Atlasi 2004: 15–16).Atlasi bu konuşması ile tüm kadınların sesi olmuştur. Kadınların özgür ve aydın olması Kazan Tatarlarının geleceğinin teminatı olacağını Hadi Atlasi iyi kavramış, bu bağlamda tüm hayatı boyunca mücadelesini sürdürmüştür. 

Kazan Tatar aydınları, kız çocuklarının eğitimi konusunu Tatarlar yaşayan her yerde gündeme getirmiş ve ellerinden geldiği kadar kız okulları açmaya çalışmışlardır. Eğitimci, âlim ve filozof Gabdulla Bubi (1871–1922) da kız çocukları için okullar açan, açtığı okullarda eğitim veren, ders kitapları yazan birisidir. İj-Bubi Medresesi dönemin en ünlü medreselerinden birisi olmuştur. Medrese adını köy adından almış, aynı zamanda GabdullaNigmetullin da köyün adını soyadı yapmıştır. Gabdulla Bubi’nin babası medresenin imamı olmuş, daha sonra çocukları da bu medresede öğretmenlik yapmıştır. 1902 yılında İj-Bubi köyünde kız ve erkek çocukları için ayrı okul-medrese açılmıştır. Medresede 300 civarında kız çocuğu eğitim almıştır. Bubi kardeşler eski eğitim programını değiştirmiş, eskiden medrese eğitiminde kullanılan 30 kitabın ancak 4’ünden yararlanmıştır. Medresede yeni dersler okutulmaya başlamıştır.1905–1907 eğitim yılında Gabdulla Bubi kız ve erkek çocuklar için iki yıllık Öğretmen Okulu açmıştır. Öğretmen Okulu mezunları ilkokulda öğretmenlik yapma hakkına sahip olmuştur. Ancak çağdaş eğitim veren İj-Bubi medresesi Rusları rahatsız etmiş ve 1911 yılının başlarında jandarma okula baskın düzenlenmiştir. Başta Gobeydulla ve Gabdulla Bubi kardeşler olmak üzere 10 muallim tutuklanıp yargılanmıştır.

1911 yılında İj-Bubi Medresesi’ne bağlı Kız Okulu Çarlık hükûmetince kapatıldıktan sona Muhlise Bubi GabdrahmanEhmerov’un daveti üzerine Orenburg vilayetine bağlı Troitsk şehrine taşınmıştır. Burada 1910 yılında kurulan Süyümbike Kız Okulu’nda hem müdürlük hem de öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Kız çocuklarının eğitiminin önemini her fırsatta dile getiren Muhlise Bubi’nin 20 Nisan 1913 tarihinde Troitski’de Kız Okulu imtihanından önce yaptığı konuşmadaki mesajları günümüz için de geçerli olan çok önemli tespitler içermekte olup şöyledir: “Milletin çocukları, atalarının elinde değil, analarının elinde terbiye ediliyor, yetiştiriliyor, insan oluyor. Çocuk eğitimi demek söylenmesi kolay olsa da onu yerine getirmek zor bir iştir. Çocuk eğitimi sırf çocukların karnını doyurmaktan ibaret değildir, en önemlisi onun sıhhat, nezafet, ahlak ve karakterini oluşturmak ve içtihadını bunların ihlâs çaresine sarf etmekten ibarettir. Böylece çocuk eğitimi için ahlak ve hıfzıssıhha, ruh ve eğitim, din ve diyanetten ne kadar malumatı tahsil etmek, çocuk eğiten kadınların zimmetine farzdır.”

Altı ay hapis cezasına çarptırılan Gabdulla Bubi, 1913 yılında Doğu Türkistan’a gitmiş ve Gulca şehrinde zenginlerin yardımıyla okul yaptırmıştır. “Gabdulla Bubi ilk olarak kız çocukları için okul açmak istediğini belirttiğinde bu fikre karşı çıkanlar olmuştur. Bubi kız okulu açma fikrini şöyle savunmuştur: “Erkek çocuklar için okul her zaman açılabilir, “millet analarına” eğitim veren kızlar okulu açıldığında erkek çocuklar okulu hiçbir yere gitmez.” (Gosmanov 1996: 66). Kız çocukları için açılan bu okula “Mektebi Nur” adı verilmiştir. Kazan’da yayımlanan Söyembike dergisinde okul ile ilgili şunlar yazılmıştır: “Gulca halkı arasında ilim-marifet alanında büyük bir hareketlenme oluştu, yani kızları erkeklerden daha fazla okutma ve eğitme isteği. İşte bu kutsal amaçla sekiz sınıflı kızlar okulu yapılacakmış… Gulca Tatarlarının bu kutsal işleri kutlamaya değer. Gayret edin efendiler! Belki size özenerek bizim İç Rusya’da (Tatarların oturduğu yerlerde) büyük sınıflar için de kız okulları açılır.” (Çanışev 2007: 62). 1914 yılının sonbaharında eğitim hayatına başlayan kız okulunda Gabdulla Bubi, eşi Hösnifatima ve kardeşi Möhlise Bubi (1869–1937) de öğretmenlik yapmıştır. İlkokulun ders programında Tatar elifbası, hesap, inşa, edebiyat, din, ahlak terbiyesi, doğa bilimleri, beden eğitimi, müzik ve el işleri dersleri olmuştur. Ortaokulda dil-edebiyat, cebir, geometri, kimya, botanik, zooloji, hıfzısıhha, tarih, coğrafya, astronomi, ahlak, Arap dili, beden eğitimi, şiir ve din dersleri okutulmuştur. Kızlar okulda, beyaz yakalı kahverengi elbise, işlemeli beyaz önlük, inci ile işlenmiş millî başlık olan kalfak ya da tübeteyden ibaret olan forma giymişlerdir. “O dönem için “Nur Okulu” yalnız Sincan’da değil belki de Orta Asya’da Türk dilli tüm milletler arasında ilk açılan, çağdaş bilim veren ve millî okul formasını kullanan yegâne okul olmuştur.” (Çanışev 2007: 63). Gabdulla Bubi okulun önemi ile ilgili şunları yazmıştır: “Bugüne kadar Gulca halkının rüyasına dahi girmeyen ve başka bir yerde de Müslümanlar arasında çok nadir rastlanan sekiz sınıflı kızlar okulunu yaptılar. Bu bina bugün Gulca’nın en iyi binalarından sayılmaktadır. Çatısı sac, aydınlık, koridoru geniştir. Şimdi burada seksenden fazla kız eğitim alıyor.” (Kurban 2021: 46–47).

Gabdulla Bubi Gulca’da kızlar için açtığı okulun başka yerlerde de açılıp çoğalmasını istemiş ve nihai isteği olarak şunları yazmıştır: “Ben canı gönülden inanıyorum ki, Tarancılar ve Döngenler arasında da okullar açılır, terbiyeli ve bilgili analar yetişir… Ben bunu bekliyorum. Bunun olacağına 2 kere 2 dört gibi inanıyorum. Ve bu ümit ve imanım sayesinde tüm zorluklara dayanıp her engeli aşıp içtihat ediyorum. Kim bilir? Bir ihtimal, belki bu Türk ve Tatarların asıl vatanı da güneşi görür, kendi hukuklarını tekrar elde ederek eski zamanlardaki gibi büyük şevket sahibi olacağı günler uzak değildir. Bize farz – içtihattır. Tevfik – Allah’tan.” (Gosmanov 1996: 67). 1917 yılında 7 kız öğrenciden oluşan ilk sınıf ortaokuldan mezun olmuş ve aynı okulda öğretmenliğe başlamıştır. Gabdulla Bubi her daim vatanına dönme, milletine yeniden hizmet etme hayali ile yaşamıştır. Hayallerinin arasında İj-Bubi’de tekrardan Kız Okulu açmak olmuştur. 1917 Şubat Devrimi’nden sonra vatanına dönen Bubi, ablası Möhlise Bubi’nin yöneticisi olduğu Kız Medresesi’nin yönetimini üzerine almıştır.

Kız çocukları, geleceğin millet analarının eğitimi başta Hadi Atlasi, Gabdulla Bubi olmak üzere tüm Kazan Tatar aydınlarının gündemindeki bir konu olmuştur. Ünlü Tatar şairi SegıytRemiyev (1880–1926) “Tan Vakti” adlı şiirinde uykuda olan Tatarları uyandırmaya çalışmış ve millete şöyle seslenmiştir:

            Doğ yeniden aydın anadan!

            Yoksa sen, ey Tatar,

            Bil, biteceksin! diyor, cahil.

            Bitme, cahil, doğ yeniden

            Aydın anadan!

Toplumun mimarı olan kadınların aydın ve eğitimli olması milletin terakki etmesinin en önemli anahtarıdır. Ancak eğitimli kızlardan aydın kadınlar, münevver analar olur. İleriye yönelik büyük başarılar elde etmek, bir milletin bekasını sağlamak için kadın konusu ve kız çocukların eğitimi her daim öncelik olmuş ve olmalıdır. Kadınların dünya üzerindeki etkisini ulu önder Mustafa Kemal Atatürk şu sözlerle ifade etmiştir:“Dünya üzerinde gördüğünüz her şey kadınların eseridir.”

 

Kaynakça:

1.Atlasi, Hadi, Kazan Hanlığı’nın Çöküşü ve Süyün Bike, Türkiye Türkçesine aktaran Hakan Çoşkunarslan, Konya 2004.

2. Gosmanov, Mirkasıym, Yabılmagan Kitap (Kapanmamış Bir Kitap), Kazan 1996.

3. Kurban, Roza, Doğumunun 150. Yılında Eğitimci, Âlim ve Filozof Gabdulla Bubi (1871–1922), Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Temmuz 2021, sayı 414, s: 44–49, İstanbul.

4.ATAM/Türk Dünyası Ansiklopedisi, “Muhlise Bubi”, Erişim: 20.02.2025 turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/78/Muhl…

Paylaş
Bu yazı yazarın kişisel görüşüdür.

Roza KURBAN — diğer yazılar

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.