İçeriğe geç
5 Kasım 2026 Perşembe
Akif GASIMOVKöşe Yazarı

İRAN’IN TÜRK DÜNYASININ NEFES YOLUNU KESME VE KAFKASYA’DA TÜRKİYE’NİN ETKİSİNİ ORTADAN KALDIRMA STRATEJİSİ

Giriş: 10 okunma4 dk okuma
İRAN’IN TÜRK DÜNYASININ NEFES YOLUNU KESME VE KAFKASYA’DA TÜRKİYE’NİN ETKİSİNİ ORTADAN KALDIRMA STRATEJİSİ
Paylaş

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

Stratejik Güvenlik Analizi

E.kur.Alb Akif GASIMOV
Türk DEGS Kafkasya Güvenlik Uzmanı

Zengezur Koridoru üzerinden yürütülen siyasi ve jeopolitik mücadeleyi hepimiz yakından takip ediyoruz. İran, bu koridorun açılmasına uzun süredir karşı çıkıyor. Ermenistan'ın Kapan şehrinde başkonsolosluk açması da Tahran'ın bölgedeki gelişmelere verdiği stratejik önemin açık bir göstergesidir.

Ancak İran'ın Türk dünyasının coğrafi bütünleşmesini engellemeye yönelik yaklaşımını yalnızca Zengezur üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Benzer bir nüfuz mücadelesinin Gürcistan'da da yürütüldüğünü düşünüyorum.

Özellikle Gürcistan'da faaliyet gösteren Dünya Ehlibeyt Kurultayı ve Uluslararası El-Mustafa Üniversitesine bağlı merkezlerin faaliyetleri dikkatle incelenmelidir. Gürcistan'da yaşayan yaklaşık 500 bin Azerbaycan kökenli Türk toplumunun dinî ve kültürel yapısı üzerinden Türkiye ve Azerbaycan'a karşı ideolojik yönlendirme, psikolojik etki ve örgütsel bağlantıların oluşturulması araştırılmalıdır.

Buradaki temel mesele dinî faaliyetler değil, dinî kurumların yabancı devletlerin siyasi ve stratejik hedefleri doğrultusunda kullanılması ihtimalidir.

İran'ın bölgesel nüfuz politikası Gürcistan'la sınırlı değildir. Rusya'da ve Türkiye'de faaliyet gösteren İran bağlantılı kuruluşların da aynı güvenlik perspektifiyle değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle SEPAH ve Kudüs Gücü ile bağlantılı olduğu ileri sürülen dinî, sosyal ve kültürel ağların finansman ve organizasyon yapıları araştırılmalıdır.

Benim değerlendirmeme göre Rusya ve İran'ın Kafkasya'daki bazı stratejik çıkarları, Türkiye'nin bölgesel etkisini sınırlandırmak ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini zayıflatmak noktasında kesişmektedir. Son dönemde iki kardeş ülke arasında yaşanan gerginliklerde dış kaynaklı propaganda ve istihbarat faaliyetlerinin rolü de ciddi şekilde araştırılmalıdır.

Maalesef Türkiye'de de yabancı devletlerin dinî kuruluşlar, bazı sivil toplum yapıları, medya ve farklı toplumsal ilişkiler üzerinden nüfuz oluşturma ihtimali göz ardı edilmemelidir.

Türkiye ve Azerbaycan Güvenlik Kurumlarına, Özellikle MİT ve İlgili Azerbaycan Güvenlik Birimlerine ÖNERİM ŞUDUR:

- Bu tür yapılanmalar yalnızca takip edilmemeli; 
- finansman kaynakları, kurumsal bağlantıları, faaliyet alanları ve olası dış istihbarat ilişkileri somut deliller üzerinden araştırılmalıdır. 
- Suç teşkil eden faaliyetler tespit edildiğinde gerekli hukuki süreçler kararlılıkla işletilmelidir.

Çünkü mesele yalnızca Zengezur Koridoru değildir. Mesele, Türk dünyasının birbirine bağlanması, Türkiye'nin Kafkasya'daki stratejik varlığı ve Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin geleceğidir.

Eğer bu bölgesel nüfuz mücadelesi zamanında doğru okunmaz ve gerekli tedbirler alınmazsa, ilerleyen dönemde çok daha ciddi siyasi ve güvenlik sorunlarıyla karşılaşabiliriz.

Sonuç olarak, 
1. Türk dünyasının nefes yolu açık kalmalı; 
2. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki stratejik kardeşlik hiçbir dış gücün hesaplarına kurban edilmemelidir.

Paylaş
Bu yazı yazarın kişisel görüşüdür.

Akif GASIMOV — diğer yazılar

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.