Yasemin TAŞKöşe YazarıÇocukluğun Sessiz Mirası Ebeveynlik
Çocukluğun sessiz mirası ebeveynlik, sevgi, güven, sınırlar ve aile ilişkileriyle şekillenir. Sağlıklı ebeveynlik, çocuğun geleceğine yön verir.

Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
Bir çocuğun hayatındaki en uzun yolculuk, çoğu zaman daha dünyaya geldiği ilk gün başlar. Çünkü çocuk, yaşamı yalnızca çevresini gözlemleyerek değil, anne ve babasıyla kurduğu ilişki üzerinden de öğrenir. Güvenmeyi, sevilmeyi, kendisini ifade etmeyi, sınır koymayı ve başkalarıyla ilişki kurmayı önce ailesinin içinde deneyimler. Bu nedenle ebeveyn tutumları, çocuğun yalnızca bugünü için değil, gelecekte nasıl bir yetişkin olacağı açısından da büyük önem taşır.
Bir bebeğin ihtiyaçlarının zamanında ve sevgiyle karşılanması, onun dünyayı güvenli bir yer olarak algılamasına yardımcı olur. Annenin sıcaklığı, dokunuşu, sesi ve çocuğun ihtiyaçlarını fark etmesi, yaşamın ilk dönemlerinde güven duygusunun temelini oluşturur. Ancak çocuğun gelişimini yalnızca annenin varlığı ve çabası üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Baba da çocuğun yaşamında önemli bir yere sahiptir.
Geleneksel aile yapılarında çocuğun eğitiminden, evin düzeninden ve ortaya çıkan sorunların çözümünden çoğu zaman annenin sorumlu tutulduğunu görüyoruz. Oysa çocuk yetiştirmek yalnızca annenin görevi değildir. Baba da çocuğuyla ilişki kurmalı, onun dünyasını merak etmeli, birlikte zaman geçirmeli ve çocuğunun hayatında yalnızca maddi ihtiyaçları karşılayan kişi olmaktan çıkmalıdır.
Çocuk, anne ve babasının birbirleriyle kurduğu ilişkiyi de izler. Ebeveynlerin birbirlerine nasıl davrandıkları, sorunları nasıl çözdükleri ve iletişim kurarken kullandıkları dil, çocuğun ileride kuracağı ilişkiler için önemli bir model oluşturur.
Bir başka önemli konu ise çocuğun bağımsızlaşmasına izin vermektir. Anne babanın çocuğun karşılaştığı her problemi onun yerine çözmesi, kısa vadede kolaylık sağlayabilir. Ancak çocuk, kendi sorunlarıyla baş etmeyi öğrenemezse ilerleyen yıllarda karar vermekte ve sorumluluk almakta zorlanabilir. Çocuğa yaşına uygun görevler vermek, hata yapmasına ve hatasını düzeltmesine fırsat tanımak, özgüven gelişimi açısından değerlidir.
Sağlıklı ebeveynlik, çocuğun her isteğini yerine getirmek anlamına gelmez. Sevgi kadar sınırlar da gereklidir. Çocuğu korkutmadan, baskı kurmadan sınır koyabilmek ve onu gerçekten dinleyebilmek gerekir. Bazen çocuğun ihtiyacı bir öğüt değil, yalnızca anlaşılmaktır.
Çünkü çocukların davranışları, çoğu zaman söyleyemedikleri duyguların dili olabilir.
Ebeveynlik kusursuz olmak değildir. Anne babalar da yorulabilir, yanlış tepki verebilir ve hata yapabilir. Asıl önemli olan, hatayı fark edebilmek, gerektiğinde özür dileyebilmek ve ilişkiyi onarabilmektir. Çocuk böylece yalnızca sevginin değil, sağlıklı bir ilişkinin nasıl sürdürülebileceğinin de örneğini görür.
Unutmamak gerekir. Çocuk bugün nasıl bir ortamda büyürse, yarın ilişkilerine çoğu zaman o ortamdan öğrendiklerini taşır. Sevilen çocuk sevmeyi, dinlenen çocuk dinlemeyi, sorumluluk verilen çocuk sorumluluk almayı öğrenir.
Bu nedenle ebeveynlik, yalnızca bir çocuğu büyütmek değil, geleceğin yetişkinine, geleceğin eşine, geleceğin anne babasına ve geleceğin toplum üyesine dokunmaktır.
Bir çocuğun geleceği bazen büyük sözlerle değil, evin içinde her gün kurulan küçük ilişkilerle şekillenir.