GÜVEN OLMAZSA HUZUR OLMAZ
Yazar Gazetesi okuyucularım tekrar merhaba.
Bu Gazetede geçmiş yıllarda yazdım ve aradan geçen bir kaç seneden sonra tekrar
yazmak nasip oldu. Evet dostlar, huzurlarınızda olmak çok güzel ve oldukça
heyecan verici. İnşallah bu köşede Ülkemizin ve Dünya’nın gündemine ve
Milletimizin ve insanlığın faydasına yazacağım ve görüşlerimi açıklayacağım. Önemli
gördüğüm hususlarda düşüncelerimi ve mesajlarımı paylaşacağım. Haydi hayırlısı.
Öncelikle Ülkemiz çapındaki tüm okuyucularıma ve bu köşede şahsıma yazma
fırsatı veren Trabzonlu Çetin Keydal Kardeşime ve tüm Trabzonlu Kardeşlerime
selam ve sevgilerimi sunuyorum. Bir Kahramanmaraşlı olarak Trabzon ile
Kahramanmaraş asırlardan bu yana Kardeş İkisi Şehirdir. Bu Kardeşlik Fatih
Sultan Mehmed Han ile Yavuz Sultan Selim Han’dan gelir. Vesselam.
Bu duygu ve düşüncelerimi böyle
açıkladıktan sonra, sizleri ilk yazım ile baş başa bırakıyorum.
Güven, 2 hece ve 5 harf. Bu 5 harflik kelime hayatımızın
temelinde, mihverinde yer alır.
Güven olmazsa, hayat olmaz. “Güven olmazsa hayat olmaz” derken kastımız, huzur olmaz. Yani güvensiz hayat yaşanılmaz. Güvensiz hayat insana zehir olur.
Şahsi ilişkilerde güven önemli olduğu gibi, toplum hayatında da güven çok önemlidir.
Güven ile ilgili bir darb-ı mesel çok mühimdir.
Bu darb-ı meselde dahi “güven” dediğimizde ne kadar önemli bir hususu anlattığımız anlaşılmaktadır.
İşte o darb-ı mesel. Ya da fıkra diyelim.
“Ateş,
su ve güven”, her üçü de ormanda yürüyüşe çıkmışlar. Yürüyüşün ilk başlangıç
kısmında kendi aralarında şöyle bir diyalog geçmiş. “Biz üçümüz
birbirimizi kaybedersek, nasıl bulacağız birbirimizi?” Ateş şöyle demiş:
“Nerede bir duman görürseniz, ben oradayım.” Su şöyle seslenmiş: “Nerede bir su
şırıltısı duyarsanız ben oradayım.” Sıra güven’e gelmiş ve ateş ile su
sormuş: “Seni kaybettiğimizde nerede bulacağız?” Güven şöyle cevap
vermiş: “Beni kaybettiğinizde bir daha asla bulamazsınız.”
Evet, çok bilinen bir fıkra ya da darb-ı
mesel böyle bitiyor.Güven çok mühimdir ve kayboldu mu bir daha geri gelmez.
Ben bunu toplum hayatında böyle müşahede
ettiğim gibi şahsi ilişkilerimde de bunu bizzat uyguluyorum. Bana ufak
bir yanlışlık yapan “güvenini yitirir.” Sonra özür dilese de eski
durum, bir türlü tesis edilemez ve o kişiye karşı her daim mesafeli dururum.
Şahsi
ilişkilerden genel duruma baktığımızda manzara şu. Genel olarak tüm Dünya’da
güven problemi var. Her toplumda da bu güven problemini yaşıyor insanlar. Artık
hatır gönül kalmamış ve menfaat var ise “görüntüde dostluk var.” “Görüntüde
dostluk”, dostluk sayılmaz.
Artık
güvensizlik hakim toplumlarda. Yani insanlar birbirilerine sırtını rahatlıkla
dönerek birbirlerine itimat edemiyorlar. Senetsiz, notersiz, yazılı sözleşmesiz
iş yapılmıyor. Hatta çoğu zaman senet, noter, yazılı sözleşme de işe yaramıyor.
Her
şey para, mal, mülk, her şey kapital olmuş. Çağ kapitalizmin en acımasız, en
vahşi çağı.
Para, mal, mülk araya girdiğinde baba oğlunu, oğlu babasını, ana
kızını, kız anasını tanımıyor. Bu durumdaki bir toplumda huzur olmaz, cinnet
olur, şiddet olur, cinayet olur. Zaten kapitalizmin en vahşi halinin yaşandığı
toplumumuzda, günümüzde cinnet, şiddet ve cinayet haberleri eksik olmuyor.
Maalesef.
Daha
dünkü bir haber şöyle: “Adana'da bir günde 6 kişi cinayet olaylarında hayatını
kaybetti.”Maalesef.
Bütün
bunların sebebi kapitalizmdir.
Bu
kapitalizm başımızın belasıdır. Allah kurtarsın.
Kapitalizm
Çağıdır bu çağın adı. Güvensizlik Çağıdır bu çağın adı. Huzursuzluk Çağıdır bu
çağın adı.
Bu
ahvalde şu şiiri yazdım.
GÜVENİYORUM
Dinle Kardeşim dinle, ruhunla koş bana.
Dünya malı, mülkü, serveti boş bana.
Rabbim'den gelen her şey hoş bana.
Ben o ilahi letafete güveniyorum.
İşim yok şüphe ile, işim yok güman ile.
Asla ve asla hareket etmem zan ile.
Allah'a teslim oldum, "Ya Zel Eman" ile.
Ben o ilahi emanete güveniyorum.
Kendimi hiç bir vakit yalnız hissetmem.
Vesvese verenlerden hiç hazmetmem.
Şikayet etmem, sızlanıp söz etmem.
Ben o ilahi hidayete güveniyorum.
Toprak, su, hava ve ateş, dört unsur.
Var mı nimetlerin devamında bir kusur?
Yaradanın nizamı, ruhumda huzur.
Ben o ilahi berekete güveniyorum.
Dünya dediğin ne ki, mü'mine sürgün.
Haksızlık, kötülük ile dolu her gün.
Eden ettiğini bulacak elbet bir gün.
Ben o ilahi adalete güveniyorum.
Ne yalanda, ne rüyada, ne hayaldeyim.
Ömrümün ahirinde, mecburi zevaldeyim.
Elhamdülillah, ümitvar bir haldeyim.
Ben o ilahi merhamete güveniyorum.
Ben o ilahi merhamete güveniyorum.
Vesselam.
Ahmet Sandal