Adıyaman bir kez daha sallandı… Ama bu kez yalnızca yer değil, vicdanlar da derinden sarsıldı. Çünkü bu felaket, sadece doğanın değil; yıllardır biriken ihmallerin, görmezden gelinen uyarıların ve sorumsuzluğun da bir sonucudur.
Deprem bir kader olabilir; fakat yıkımın bu kadar büyük olması asla kader değildir. Adıyaman’da yıkılan binalar, aslında çürük sistemlerin, denetimsizliğin ve “nasıl olsa bir şey olmaz” anlayışının enkazıdır. Yıllardır uzmanlar bağırdı: “Bu şehirler hazır değil.” Ama kim dinledi? Kim önlem aldı?
İmar aflarıyla göz yumulan kaçak yapılar, denetlenmeyen müteahhitler, kâğıt üstünde kalan yönetmelikler… Hepsi bugün karşımıza acı bir tablo olarak çıktı. İnsanlar sadece depremde değil, ihmaller zincirinde hayatını kaybetti.
Daha da acısı şu: Her felaketten sonra aynı sözler veriliyor. “Ders aldık”, “sorumlular hesap verecek”… Ama ne değişiyor? Aynı ihmaller, aynı umursamazlık devam ediyor. Adıyaman’ın yaşadığı bu acı, sadece bir şehrin değil, tüm memleketin utancıdır.
Bugün yapılması gereken, sadece yaraları sarmak değil; bu düzeni sorgulamaktır. Gerçek sorumlular ortaya çıkarılmadan, denetim mekanizmaları gerçekten işlemeye başlamadan ve insan hayatı rantın önüne geçmeden bu acılar bitmeyecek.
Adıyaman’ın enkazı altında sadece binalar değil; ihmalin, suskunluğun ve sorumsuzluğun ağır yükü de yatıyor. Ve artık bu yükü görmezden gelmek, yeni felaketlere davetiye çıkarmaktır.
Haber Kaynağı:
Bu özel haber, Ali Rıza Çalış tarafından hazırlanmıştır.
Ali Rıza Çalış, Yazar Spor’da Genel Koordinatör olarak görev yapmaktadır.
