İçeriğe geç
29 Eylül 2026 Salı

Bir Tarafta Devletin Büyük Mücadelesi, Diğer Tarafta Bitmeyen Para Hırsı

Çetin KEYDAL
Giriş:
Kaynak: Yazar Gazetesi33 okunma0 yorum7 dk okuma
Paylaş
Bir Tarafta Devletin Büyük Mücadelesi, Diğer Tarafta Bitmeyen Para Hırsı
Bir Tarafta Devletin Büyük Mücadelesi, Diğer Tarafta Bitmeyen Para Hırsı Fotoğraf: Yazar Gazetesi

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

Türkiye son 15 yılda birbirinden ağır sınavlardan geçti.

17-25 Aralık…

15 Temmuz…

Bölgesel savaşlar ve ekonomik dalgalanmalar…

Savunma sanayiinde bağımsızlık mücadelesi…

Ve 6 Şubat 2023’te yaşanan büyük deprem…

Her biri Türkiye’nin devlet kapasitesini, kurumlarını ve toplumsal dayanıklılığını sınayan dönemlerdi.

Bugün geriye dönüp baktığımızda bütün bu başlıkların ortak bir tarafı görülüyor:

Türkiye, her büyük krizden sonra kendi ayakları üzerinde daha güçlü durma arayışını sürdürdü.

17-25 Aralık’tan 15 Temmuz’a

17-25 Aralık 2013’te Türkiye, kamuoyuna yansıyan soruşturmalar ve ardından yaşanan siyasi krizle sarsıldı.

Aradan fazla zaman geçmeden 15 Temmuz 2016’da bu kez çok daha ağır bir tablo ortaya çıktı.

15 Temmuz gecesi Türkiye, darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı.

TBMM bombalandı.

Kamu kurumları hedef alındı.

Vatandaşlar sokaklara çıktı.

Ve 15 Temmuz, Türkiye’nin siyasi tarihinde derin bir kırılma noktası oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devletin yeniden yapılandırılması ve güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesi süreci hız kazandı.

Bu dönemi yalnızca siyasi tartışmalar üzerinden okumak eksik kalır.

Çünkü sonrasında Türkiye’nin özellikle savunma sanayiinde kendi teknolojisini geliştirmeye yönelik iradesi daha da belirginleşti.

Savunmada millî kapasite

Bugün Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerlileşme hamlesi yalnızca ekonomik bir başarı hikâyesi olarak görülmemeli.

Mesele, kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltmak.

Kendi teknolojini geliştirmek.

Kendi ihtiyaçlarını kendin karşılayabilmek.

Ve gerektiğinde kendi kararını verebilmek.

İHA’lardan SİHA’lara, hava savunma sistemlerinden deniz platformlarına kadar uzanan geniş bir alanda ortaya çıkan kapasite, yıllar süren yatırımların sonucudur.

Bu süreçte Erdoğan’ın siyasi iradesi ve savunma sanayiine verdiği öncelik belirleyici unsurlardan biri oldu.

Bir ülkenin askerî gücünü millîleştirmesi, aslında karar alma gücünü de millîleştirmesidir.

Sonra 6 Şubat geldi

Tam da bütün bu mücadelelerin üzerine 6 Şubat 2023 geldi.

Türkiye, tarihinin en ağır afetlerinden biriyle karşılaştı.

Şehirler yıkıldı.

On binlerce insan hayatını kaybetti.

Milyonlarca insan doğrudan etkilendi.

Ve devletin önüne devasa bir yeniden inşa görevi konuldu.

Bugün depremin üzerinden 3 yıl 7 ay geçti.

Yıkılan şehirlerin yerine yeni şehirler kuruluyor.

Konutlar yapılıyor.

İş yerleri teslim ediliyor.

Altyapı yeniden inşa ediliyor.

Hayatlar yeniden kuruluyor.

Bu sürecin henüz tamamlanmadığını söylemek başka, bugüne kadar ortaya konulan büyük yeniden inşa çabasını görmezden gelmek başka.

Devlet, Erdoğan’ın liderliğinde tarihi bir yükü taşımaya devam ediyor.

Bütün bunların bir ekonomik bedeli var

Bir ülke aynı anda;

Deprem bölgesini yeniden inşa edecek…

Savunma sanayiine yatırım yapacak…

Ekonomisini ayakta tutacak…

Sosyal devlet görevlerini sürdürecek…

Bölgesindeki savaşların ve krizlerin ekonomik etkilerini yönetecek…

Bütün bunları yaparken de vatandaşın refahını korumaya çalışacak.

Kolay mı?

Elbette değil.

Bu nedenle Türkiye ekonomisini değerlendirirken yalnızca günlük borsa hareketlerine veya tek bir ekonomik göstergeye bakmak yeterli değildir.

Büyük resmi görmek gerekir.

Ve bugün başka bir sınavla karşı karşıyayız

Tam da bu noktada finans piyasalarında yaşanan gelişmeler gündeme geliyor.

Milyarlarca liralık fonlar…

Yüz binlerce yatırımcı…

Büyük para hareketleri…

Ve kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturan iddialar…

Burada hukuk devletinin temel prensibi unutulmamalı:

Soruşturma başka, hüküm başka.

Henüz kesinleşmemiş iddialar üzerinden kimse suçlu ilan edilemez.

Ama soruşturulması gereken bir mesele varsa devlet de geri duramaz.

Çünkü milletin parasının söz konusu olduğu yerde devletin sorumluluğu başlar.

Devlet neşteri vurduysa…

Neşterin amacı intikam değildir.

Neşterin amacı sistemi temizlemektir.

Eğer hukuka aykırı işlem varsa ortaya çıkarılmalıdır.

Haksız kazanç varsa tespit edilmelidir.

Kamu zararı varsa tahsil edilmelidir.

Mağduriyet varsa giderilmelidir.

Ama en önemlisi:

Kim olduğuna bakılmadan.

En uzaktakine de en yakındakine de aynı hukuk uygulanmalıdır.

Çünkü devletin gerçek gücü, yalnızca güçlüye karşı güçlü görünmek değildir.

Kendi çevresinde de hukuku işletme iradesidir.

Milletin emeği yine millete

Bu ülkenin en büyük sermayesi yalnızca döviz rezervleri değildir.

Altın değildir.

Borsa değildir.

Milletin alın teridir.

İşçinin emeği…

Esnafın kazancı…

Çiftçinin üretimi…

Memurun vergisi…

Emeklinin birikimi…

Çocuğunun geleceği için para biriktiren ailenin umudu…

Bütün bunlar korunmalıdır.

Çünkü devlet bir taraftan deprem bölgesinde milletin evini yeniden yaparken, diğer taraftan milletin parasını da korumak zorundadır.

Milletin emeği yine millete harcanmalıdır.

Son söz

17-25 Aralık’tan 15 Temmuz’a…

15 Temmuz’dan savunma sanayiindeki yerlileşme hamlesine…

Oradan 6 Şubat’a…

Ve bugün ekonomide yaşanan yeni sınavlara kadar…

Türkiye kolay bir dönemden geçmedi.

Ama her kriz, aynı zamanda devletin kapasitesini ve milletin dayanıklılığını sınadı.

Şimdi yapılması gereken bellidir:

Devlet güçlü olacak.

Hukuk güçlü olacak.

Denetim güçlü olacak.

Milletin emeği korunacak.

Neşter gerekiyorsa vurulacak.

Ama hukukun gösterdiği yere.

Kim olursa olsun.

Yakın ya da uzak.

Çünkü mesele birilerini cezalandırmak değil.

Mesele milletin hakkını korumaktır.

Ve bugün verilmesi gereken en güçlü mesaj şudur:

Türkiye’nin gücü yalnızca ordusunun silahında değildir.

Türkiye’nin gerçek gücü; devletine güvenen, emeğinin karşılığını koruyan ve geleceğine inanan milletidir.

Milletin emeği milletindir.

Milletin hakkı milletindir.

Ve o hak, kimsenin kişisel hırsına teslim edilmeyecek kadar değerlidir.

Çetin KEYDAL

Kabine Beştepe'de Toplanıyor: Gündemde Kritik Başlıklarİlgili HaberKabine Beştepe'de Toplanıyor: Gündemde Kritik Başlıklar
Paylaş

Düzeltme ve cevap hakkı — bu haberde şeref ve haysiyetinizi ihlal eden ya da gerçeğe aykırı bir husus olduğunu düşünüyorsanız, yayım tarihinden itibaren iki ay içinde başvurabilirsiniz.

Çetin KEYDAL · Yönetim Kurulu Başkanı

Yazar Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olarak medya, haber, dijital yayıncılık ve teknoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Yazar Medya Grubu’nun büyüme, kurumsallaşma ve uluslararasılaşma vizyonuna liderlik etmektedir.

Profili ve tüm haberleri →

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Kalan: 500 karakter

Bu habere henüz onaylanmış bir yorum yok. İlk yorumu siz yazın; yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.

Bunlar da İlginizi Çekebilir