Son yapılan bir araştırma, yatmadan üç saat önce ışıkları azaltmanın ve akşam yemeğini erken yemenin, kalp hastalığı riski taşıyan yetişkinlerde tansiyon, kalp atış hızı ve kan şekeri üzerinde olumlu sonuçlar doğurabileceğini ortaya koydu.
Bilim insanları, gece boyunca aç kalmanın, bireylerin doğal uyku ve uyanma döngüsüne daha iyi entegre olup kalp sağlığını ve genel metabolizmayı nasıl etkileyebileceğini incelemek istediler.
Kötü bir metabolik durumun, tip 2 diyabet, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ve kalp hastalığı gibi kronik sağlık sorunları riskini artırdığı daha önce kanıtlanmıştı.
Yeni araştırmada, ABD'deki Northwestern Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden bilim insanları, günün son öğününün zamanlamasının en iyi kalp sağlığı ve metabolizma yararları için nasıl iyileştirilebileceğini inceledi.
Toplamda 7,5 hafta süren bu çalışmada, yatmadan en az üç saat önce yemek yemeyi bırakan 39 fazla kilolu birey, normal yeme alışkanlıklarını sürdürenlerle karşılaştırıldı.
Her iki grup da yatmadan üç saat önce ışıklarını kısmıştı; bu uygulamanın, vücudun sirkadiyen ritmini daha doğal bir ışık ve karanlık döngüsüyle uyumlu hale getirdiği daha önce tespit edilmişti.
Bilim insanları, katılımcıların kalori alımını azaltmaktan ziyade yalnızca yemek yeme zamanlarını ayarlamaya odaklandılar.
Son yemeklerinin zamanlamasını değiştirenlerin, gece tansiyonları ve nabız hızlarında kayda değer bir azalma yaşadığı ve daha sağlıklı bir düzene geçtikleri belirlendi.
Ayrıca, glikoz verildiğinde pankreasın daha verimli bir şekilde yanıt verdiği, bunun da insülin salınımını iyileştirdiği ve kan şekeri seviyelerinin daha stabil hale geldiği ifade edildi.
Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology dergisinde yayımlanan çalışmanın yazarı Daniela Grimaldi, "Oruç tutma süremizi vücudun doğal uyku-uyanıklık döngüleriyle uyumlu hale getirmenin, kalp, metabolizma ve uyku arasındaki koordinasyonu iyileştirebileceğini; bu unsurların birlikte çalışarak kardiyovasküler sağlığı koruyabileceğini" belirtti.
Araştırmacılar, daha erken yemek yemenin ve oruç süresini büyük ölçüde uykuya denk getirmenin, yüksek risk altındaki bireyler için ulaşılabilir ve pratik değişiklikler sunduğunu, beslenme düzenindeki değişikliklere alternatif bir müdahale yöntemi oluşturduğunu vurguladılar.
Dr. Grimaldi, "Yemek yediğiniz miktar kadar, uykuya göre ne zaman yediğiniz de kısıtlı zamanda beslenmenin fizyolojik yararları açısından son derece önemlidir" diye ekledi.
Araştırmacılar, benzer oruç yöntemlerinin avantajlarını daha geniş ölçekli çalışmalarda değerlendirmeyi planlıyorlar.