Alya, Cihan'ı ofiste bırakarak hastaneye döndüğünde, boşanma davasının yaklaşmasıyla Boran ile konuşma kararı aldı.
Alya'nın Boran ile hastaneden ayrıldığını öğrenen Cihan, hemen yola çıkmaya karar verdi.
Boran, yolda Alya'ya olan öfkesini sürekli artırırken, kontrolünü kaybetmeye başladı. Cihan, Alya'nın bulunduğu aracın uçuruma doğru gittiğini görünce kendini korumaya aldı.
Cihan'ın içinde bulunduğu araç uçurumdan aşağı düştü. Alya, kazanın ardından kendine geldiğinde Cihan'ı kurtarmak için elinden geleni yapmaya çalıştı, fakat Boran uzaktan sadece izlemekle yetindi.
Alya, Cihan'ı arabadan çıkarmayı başardı ve kısa süre sonra Sadakat, Kaya ve Nare olay yerine ulaştı. Sadakat, olan biteni Alya'dan dinledikten sonra öfkesini Boran'a yönlendirdi.
Cihan, hastaneye ambulansla kaldırıldıktan sonra ilk müdahalesi yapıldı. Doktorlar, Cihan'ın beynindeki anevrizma nedeniyle narkoz alamayacağını bilerek harekete geçtiler.
Boran'ı karşısında gören Alya, öfkesini kontrol edemeyerek isyan etti:
Ne kadar beddua edersen et, Cihan yaşayacak! Ailesi için, benim için Cihan yaşayacak!
Cihan'ın başarılı bir operasyon geçirdiğini öğrenen Alya, bu güzel haberi ailesine iletti. Bu arada Zerrin'in bebeği rahatsızlandı ve Demir hemen Zerrin'e durumu bildirdi, hastaneye gelmesini istedi.
Fidan, kızındaki değişikliklerin farkına vardıktan sonra gerçeği öğrendi:
Bebeğim yaşıyor, Demir onu kaçırmış!
Fidan, Zerrin'i yalnız bırakmayarak onunla birlikte hastaneye gitti.
Herkesin gitmesini fırsat bilen Sadakat, bir kez daha Alya'ya yüklenerek, "Sen benim için iki ucu keskin bir bıçaksın. Yarın mahkeme var. Bir tarafta oğlun, diğer tarafta oğlum..." dedi.
Konaktaki akşam yemeği oldukça gergin geçti. Kaya ile Boran arasındaki tansiyon geceye damgasını vurdu ve Sadakat, ilk kez güçsüzlüğünü hissetti.
Zerrin, annesiyle dertleşirken içinde bulunduğu çaresizliği anlattı ve ona kendisine söz vermesini istedi.
Mahkeme öncesi Alya'yı arayan Sadakat, ondan videoyu mahkemeye sunmasını talep etti.
Biliyorum ki Boran ile olmayacaksın... Sen Cihan'ın sadece sevdiği değil, eşi oldun, onun yoldaşı oldun. Herkes bunu kabul etmek zorunda.
Aynı zamanda Sadakat, gelinini velayeti kaybetme ihtimaline hazırladı.
Dava günü geldiğinde, Alya elindeki videoyu mahkemeye sundu. Vurgun'un da ifadesiyle desteklendiği duruşmada boşanma kararı çıktı ancak Cihan Deniz'in velayeti babaya verildi.
Cihan, hastaneden taburcu olmadan çıkıp Kaya'dan Alya'nın boşandığını duyduğunda derin bir nefes aldı, ancak Deniz'in velayetinin babaya geçmiş olması bu sevinci gölgelemişti.
Boran, hemen görevlilerle birlikte oğlunu almak için geldi. Alya, Deniz'i hazırlarken ona babasıyla kalacağını uygun bir dille anlattı.
Deniz'in konağa gideceğini düşünen Alya, jandarmanın gelişiyle Boran'ın planını öğrendi.
Konağa dönmüyorum, ben oğlumla birlikte babamın evinde kalacağım.
Çiftlik evine geldiğinde Deniz'in Ecmel ile gittiğini öğrenen Cihan, hemen Alya'yı yanına alarak yola çıktı.
Alya'ya Deniz'i çok yakında alacaklarının sözünü veren Cihan, Ecmel ile Boran'ın şikayeti üzerine polisler tarafından karakola götürüldü.
Şahin'in ifade vermek için içeri girmesini fırsat bilen Boran, nezaretteki Cihan'ın yanına gitti.
Cihan, Boran'ın kendisini kışkırtmasına izin vermeden, onun boğazına yapıştı.
İhanet eden herkese dokunurum... Beni geç, sen Alya'ya ihanet ettin!
Alya, Ecmel'in konağı önünde Deniz'in ateşlendiğini öğrenince büyük bir endişe yaşadı. Boran, hastaneye giderken Cihan da onun peşinden gitti.
Alya'ya verdiği sözü yerine getirmek isteyen Cihan, Şahin'e "Yapacaklarım için özür dilerim kardeşim, telafi ederim" dedikten sonra harekete geçti.
Önce Ecmel'in konağını ateşe veren Cihan, ardından kargaşadan faydalanarak Alya ve Deniz'i kaçırdı.
Savaşta... Bedelde... Kararda... Kaderde... Aşkta...