Sağlık

Unutkanlık masum mu, yoksa ciddi hastalıkların ilk sinyali mi? Uzmanlardan kritik uyarılar

7 Şubat 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Unutkanlık çoğu zaman yoğun tempo, stres ya da yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülüyor.

Bilim dünyası, bazı unutkanlık türlerinin ciddi nörolojik hastalıkların erken habercisi olabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle Alzheimer ve bilişsel gerileme üzerine yapılan son araştırmalar, erken fark edilen belirtilerin hastalığın seyrini değiştirebileceğini ortaya koyuyor.

Modern tıbbın en karmaşık sorunlarından biri olan Alzheimer, artık yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan kaçınılmaz bir tablo olarak değerlendirilmiyor. Uzmanlara göre hastalık, belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce beyinde sessizce ilerliyor ve bu süreçte yaşam tarzına yönelik müdahaleler büyük önem taşıyor.

Bilimde yeni dönem: Genetik yatkınlık kader değil

Son yıllarda yapılan kapsamlı çalışmalar, beynin kendini yenileme kapasitesi olarak bilinen nöroplastisite kavramının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle beyinde biriken amyloid plaklarını hedef alan yeni nesil tedaviler, Alzheimer’ın ilerleme hızını yavaşlatma konusunda umut verici sonuçlar sunuyor.

Harvard Tıp Fakültesi’nden Nöroloji Profesörü Dr. Rudy Tanzi, Alzheimer’ın belirtiler ortaya çıkmadan çok önce başladığını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Beyindeki hastalığa yol açan değişimler, ilk unutkanlık şikayetinden yaklaşık 20 yıl önce oluşmaya başlıyor. Bu dönemde yapılan yaşam tarzı değişiklikleri, genetik risklerin etkisini azaltabilir.”

Hangi unutkanlıklar riskli?

Uzmanlar, her unutkanlığın hastalık anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Ancak günlük yaşamı aksatan ve alışılmış davranışların dışına çıkan belirtilerin dikkatle izlenmesi gerektiği belirtiliyor.

Mayo Clinic’ten Dr. Ronald Petersen, normal yaşlanma ile hafif bilişsel bozukluk arasındaki farkı şöyle özetliyor:
“Anahtarını nereye koyduğunu unutmak olağandır. Ancak anahtarın ne işe yaradığını karıştırmak ya da çok iyi bilinen bir yolu bulamamak, ciddiye alınması gereken bir durumdur.”

Önlenebilir riskler sandığınızdan fazla

Lancet Komisyonu’nun yayımladığı güncel raporlara göre, demans vakalarının yaklaşık yüzde 40’ı değiştirilebilir yaşam alışkanlıklarıyla önlenebilir. Beslenme, fiziksel aktivite, uyku düzeni ve zihinsel egzersizlerin beyin sağlığı üzerinde belirleyici rol oynadığı vurgulanıyor.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. David Smith, özellikle B vitamini eksikliği ve yüksek homosistein düzeylerinin beyin sağlığı açısından risk oluşturduğunu belirterek, dengeli beslenmenin ve zihinsel aktivitelerin koruyucu bir kalkan görevi gördüğünü ifade ediyor.

Kendinize bu soruları sorun

Uzmanlar, bilişsel işlevlerde bir gerilemeden şüphelenildiğinde şu soruların dikkate alınmasını öneriyor:

  • Zaman ve mekân algısı: Tarihi ya da bulunduğum yeri hatırlamakta zorlanıyor muyum?

  • Günlük işler: Fatura ödeme, yemek yapma gibi adım adım ilerleyen işlerde sık hata yapıyor muyum?

  • Dil kullanımı: Konuşurken basit kelimeleri bulmakta zorlanıyor muyum?

  • Sosyal yaşam: İlgi alanlarımdan ve sosyal çevremden sebepsiz yere uzaklaşıyor muyum?

Uzmanlara göre bu tür belirtiler erken fark edildiğinde, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini korumak mümkün olabiliyor.