ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetiminde, dış politika alanında giderek daha belirgin bir rol üstlenen Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio’nun politikası, kişisel geçmişi ile derin bir bağa sahiptir.
CNN’in haberine göre, Rubio’nun çocukluğu, Miami’deki aile evinin ön verandasında, dedesinin anlattığı hikâyelerle biçimlendi. Puro dumanının arasında yükselen bu anlatımlar, sadece bir aile geçmişini değil; aynı zamanda Küba’nın kaybedilen özgürlüğünü, İspanyol sömürgeciliğine karşı direnişi, Jose Marti gibi ulusal kahramanları ve ailesinin geride bırakmak zorunda kaldığı hayatı da kapsıyordu.
Marco Rubio, çocuk yaşlarda kendisini Küba’nın tamamlanmamış mücadelesinin bir parçası olarak hayal etmeye başlamıştı. 2012 yılında yayımlanan anı kitabında, çocukluk hayallerini şu şekilde ifade ediyor: “Bir gün sürgünlerden oluşan bir orduya liderlik ederek Fidel Castro’yu devireceğimi ve özgür bir Küba’nın başkanı olacağımı gururla anlatırdım.” Aradan geçen yılların ardından, bu çocukluk hayallerinin kehanet niteliği taşıdığına inananların sayısı gün geçtikçe artıyor. Çünkü son dönemde ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı açıklamalar kafa karıştırdı.
Trump, Rubio’nun yakın zamanda yeni bir görev alabileceğini belirtti ve bu görevin Küba başkanlığı olabileceğini ifade etti. Trump’ın bu açıklaması, siyasi çevrelerde ve sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Trump, Truth Social üzerinden, bir kullanıcının Rubio’nun Küba’daki mevcut yönetimin çökmesi durumunda ülkenin başına geçebileceği yönündeki esprili paylaşımına “Bana da uygun geliyor” yanıtını verdi.
Şu anda 54 yaşında olan Marco Rubio, Amerika’nın Latin Amerika politikası açısından son yılların en sert ve tartışmalı hamlelerinden birinin merkezinde yer alıyor.
ABD ordusunun, Küba’nın uzun yıllardır en yakın müttefiklerinden biri olan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik beklenmedik operasyonunda Rubio’nun önemli bir rol oynadığı iddia ediliyor. Operasyonun ardından Trump, kamuoyuna Rubio’nun Venezuela’yı “yönetmeye yardımcı olacağını” belirtti. Washington’da alınan bu kararların ve sert dış politika adımlarının arka planını anlamak için, Rubio’nun geçmişine daha yakından bakmak gerekiyor.
Kübalı göçmen bir ailenin çocuğu olan Rubio, Miami’de, sürgün topluluğunun içinde büyüdü. Bu toplulukta Küba’ya dair anılar, kaybedilmiş vatan duygusu ve sosyalizme karşı derin bir korku, kuşaklar boyunca güçlü birer siyasi motivasyon kaynağı olarak aktarıldı. Bugün Rubio, müttefik ülkeleri bile tedirgin eden, Kongre’nin savaş yetkilerini zorlayan ve Batı Yarımküre’yi yeni bir belirsizlik dönemine sürükleyen Amerikan dış politikasının kamuoyundaki en belirgin temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor.
Marco Rubio’nun siyasi kariyeri, Venezuela’daki olaylarla paralel olarak ilerlemiştir. 1998’de Hugo Chavez’in iktidara gelmesi, Miami’deki Kübalı sürgünler arasında alarm zillerini çalmıştır. 2000-2010 yılları arasında Florida yasama meclisinde yükselen Rubio, eyaletin ilk Kübalı-Amerikalı Meclis Başkanı unvanını kazanmıştır. Aynı dönemde on binlerce Venezuelalı, Chavez ve sonrasındaki Maduro yönetiminden kaçarak ABD’ye yerleşmiştir.
2010’da Senato’ya seçilen Rubio, Venezuela’ya yönelik sert yaptırımların en güçlü savunucularından biri olmuştur. 2014’te Senato kürsüsünden yaptığı bir konuşmada, Maduro yönetimini “Küba’ya her geçen gün daha çok benzeyen” bir rejim olarak tanımlamıştır.
Venezuela’daki ekonomik ve siyasi çöküş, son on yılda ülke tarihinin en büyük göç dalgalarından birini tetiklemiştir. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2014 yılından bu yana yaklaşık 8 milyon Venezuelalı ülkesini terk etmiştir. Bu nüfusun 750 binden fazlası Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşmiştir ve gelenlerin neredeyse yarısı Rubio’nun memleketi olan Florida’ya gitmiştir.
Başkan Joe Biden döneminde, Venezuelalı göçmenlerin büyük çoğunluğuna ABD’de kalma hakkı tanıyan Geçici Koruma Statüsü (TPS) uygulanmış ve Rubio bu kararı açıkça desteklemiştir. Ancak Trump yönetimi geçen yıl bu korumaları sona erdirmiştir. Yönetim, Nicolas Maduro’nun devrilmesinin ardından bile, ABD’de yaşayan Venezuelalıların sınır dışı edilme riski ile karşı karşıya olduğunu kamuoyuna duyurmuştur.