Kültür-sanat

Tarihi Mezar Taşları Tek Tek Kayıt Altına Alınıyor

25 Ağustos 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.

İstanbul’un tarihi hazirelerinde bulunan mezar taşları, geçmişin sosyal, kültürel ve sanatsal izlerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla kapsamlı bir projeyle envantere dahil ediliyor. Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle yürütülen çalışma kapsamında taşların hem fiziksel özellikleri hem de üzerlerindeki kitabeler kayıt altına alınıyor.

Mezar Taşları Geçmişten Günümüze Bilgi Taşıyor

Mezar taşları yalnızca kişilerin isimlerini ve vefat tarihlerini gösteren unsurlar olarak değerlendirilmiyor. Üzerlerinde bulunan başlıklar, süslemeler ve kitabeler, kişilerin meslekleri, toplumsal konumları ve yaşadıkları dönem hakkında önemli bilgiler sunuyor.

Taşların işçilik ve süsleme özellikleri ise geçmiş dönemlerin sanat anlayışını ve estetik yaklaşımını ortaya koyuyor. Bu nedenle mezar taşları, tarih araştırmaları açısından önemli kültürel miras unsurları arasında gösteriliyor.

Çalışmalar İstanbul’da Başladı

"İslami Kitabeler ve Mezar Taşları Envanter Projesi" kapsamında Türkiye genelindeki tarihi mezar taşlarının kayıt altına alınması hedefleniyor. Projenin pilot uygulaması İstanbul’da yürütülürken, yaklaşık iki yıl önce başlayan hazırlıkların ardından aktif envanter çalışmaları Üsküdar’daki hazirelerde devam ediyor.

Akademisyenlerden oluşan ekip, çalışmalarını İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Pektaş’ın koordinasyonunda sürdürüyor.

Her Taş İçin Ayrıntılı Kayıt Oluşturuluyor

Hazirelerde görev yapan ekipler öncelikle mezar taşlarını belirli bir sistemle numaralandırıyor. Ardından her taşın fotoğrafları çekiliyor, ölçümleri yapılıyor ve bulunduğu noktanın GPS koordinatları belirleniyor.

Taşların biçimleri, başlıkları, süslemeleri ve kitabelerde kullanılan yazı karakterleri ayrıntılı şekilde inceleniyor. Kitabeler okunarak elde edilen bilgiler envanter sistemine aktarılıyor ve uzmanların kontrolünün ardından kayıt işlemi tamamlanıyor.

Toplanan verilerin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Müze Ulusal Envanter Sistemi’ne aktarılmasıyla tarihi mezar taşlarının ulusal ölçekteki envanter çalışmalarına dahil edilmesi amaçlanıyor.

Mezar Taşları Sanat Eseri Niteliği Taşıyor

Projenin İstanbul’daki çalışmalarını koordine eden Prof. Dr. Kadir Pektaş, mezar taşlarının yalnızca mezarların bulunduğu yeri gösteren işaretler olmadığını belirtiyor.

Taşlarda yer alan tarih, isim, kitabe ve süslemelerin birlikte değerlendirilmesi sayesinde hem kişilerin yaşamlarına hem de dönemin sanat anlayışına ilişkin önemli bilgilere ulaşılabiliyor. Özellikle Osmanlı döneminde kullanılan başlıkların, kişilerin meslekleri ve toplumdaki konumları hakkında ipuçları verdiği ifade ediliyor.

GPS ile yapılan kayıt sayesinde taşların bulunduğu konum da kesin şekilde belirlenerek gelecekte yaşanabilecek kayıp ve yer değişikliklerinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

Dönemin İnanç Ve Sosyal Hayatı Taşlara Yansıyor

Uzmanlara göre mezar taşlarında yalnızca kişisel bilgiler değil, dönemin inanç dünyası ve toplumsal yapısı da görülebiliyor. Başlıklarda, sembollerde ve süslemelerde dönemin kültürel özelliklerinin izlerine rastlanıyor.

Özellikle Osmanlı mezar taşlarında selvi ağacı ve çeşitli meyve motifleri gibi sembollerin yanı sıra ölüm ve sonsuzluk anlayışını yansıtan ifadeler de yer alıyor. 19. yüzyıldan itibaren ise Batılılaşmanın etkisiyle kitabelerde farklı ifadelerin kullanılmaya başlandığı belirtiliyor.

Mezarlıklar Dijital Ortama Aktarılıyor

Proje kapsamında mezarlıkların coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak haritalandırılması da gerçekleştiriliyor. Böylece hangi mezarlıkta hangi mezar taşının bulunduğu ve taşların özellikleri dijital ortamda görülebilecek.

Uzmanlar, zaman içerisinde bazı mezarların yerlerinin değiştiğini veya mezar taşlarının kaybolabildiğini belirterek, yapılan dijital haritalandırmanın bu tür kayıpların önlenmesine katkı sağlayacağını ifade ediyor.

Çalışmanın tamamlanmasıyla İstanbul’daki tarihi hazirelerin ve mezar taşlarının korunmasının yanı sıra, bu eserlerin taşıdığı tarihsel ve kültürel bilgilerin gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor.