Günümüzde resmi işlemler, çalışma hayatı, eğitim ve sosyal güvenlik sistemi gibi birçok alanda doktor raporları önemli belgeler arasında yer almaktadır. Doktor raporu, bireyin sağlık durumunu belgeleyen, hastalık, istirahat ya da tedavi gerektiren durumları resmi olarak ortaya koyan tıbbi bir dokümandır. Ancak bazı kişiler, çeşitli nedenlerle sahte doktor raporu düzenlemekte veya kullanmakta; bu da ciddi hukuki sonuçlara yol açmaktadır.
Bu yazıda, sahte doktor raporunun ne olduğu, hukuken nasıl değerlendirildiği, kullanan ve düzenleyen kişiler açısından sonuçları, iş hayatındaki etkileri ve yargı süreçleri ayrıntılı olarak incelenecektir.
Sahte doktor raporu, gerçeğe aykırı biçimde düzenlenmiş, resmi sağlık kurumlarından veya yetkili hekimlerden alınmamış ya da içerik olarak gerçek dışı bilgi içeren sağlık raporudur. Bu tür raporlar şu şekillerde olabilir:
Bu raporların amacı genellikle işten izin almak, sınavdan muaf tutulmak, askerlikten kaçmak, kamu yardımlarından yararlanmak ya da idari bir yaptırımdan kurtulmak olabilir.
Bir doktor raporunun sahte olup olmadığının anlaşılması çeşitli yollarla mümkündür:
Şüpheli durumlarda, işveren, eğitim kurumu ya da devlet kurumu tarafından hukuki süreç başlatılabilir.
Sahte doktor raporu kullanmak, Türk Ceza Kanunu ve diğer ilgili mevzuatlar çerçevesinde suç teşkil eder. Bu durum, kişinin amacına, eylemin niteliğine ve belge üzerindeki değişikliğe göre çeşitli yasal sonuçlara yol açar.
En yaygın karşılaşılan suç tipi “resmi belgede sahtecilik”tir.
Türk Ceza Kanunu Madde 204/1:
Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, sahte olduğunu bilerek kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, hem belgeyi düzenleyen kişi hem de bilerek kullanan kişinin ceza alabileceğidir.
Eğer sahte rapor kullanılarak kamu kurumundan maddi çıkar sağlanmışsa (örneğin mş, tazminat, sosyal yardım alınmışsa), bu durumda nitelikli dolandırıcılık suçu oluşur.
Bu suçun cezası 5 yıldan 10 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.
Eğer rapor bir sağlık personeli veya doktor tarafından kasten gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmişse, bu durumda kamu görevlisinin görevi kötüye kullanması suçu da gündeme gelir.
Ayrıca bu belgede sahteciliğe yardım eden, yönlendiren kişiler için de suça iştirak hükümleri uygulanır.
Sahte doktor raporu kullanmak sadece ceza hukuku açısından değil, iş hukuku bakımından da ciddi sonuçlar doğurur.
4857 sayılı İş Kanunu uyarınca, işçinin sahte evrak kullanması, işverene haklı fesih hakkı doğurur. Bu durumda:
Kamu kurumlarında çalışan memurlar açısından sahte rapor kullanımı, disiplin yönetmelikleri uyarınca “kademe ilerlemesinin durdurulması”, “uzaklaştırma” veya “devlet memurluğundan çıkarma” cezasına kadar gidebilir.
Sınavlara girmemek, devamsızlıkları gizlemek ya da derslerden muaf olmak için sahte doktor raporu kullanan öğrenciler, idari soruşturma ile karşılaşabilir. Özellikle lise ve üniversite düzeyindeki öğrenciler:
Bazı durumlarda okul, savcılığa suç duyurusunda bulunarak cezai süreç başlatabilir.
Eğer sahte rapor doğrudan bir hekim tarafından kasten düzenlenmişse, bu durumda mesleki ve cezai yaptırımlar birlikte doğar:
Sahte rapor düzenlediği ya da kullandığı iddia edilen kişi, kolluk kuvvetleri tarafından ifadesi alındıktan sonra Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma sürecine tabi tutulur. Bu aşamada:
Suç sabit görülürse mahkeme, ceza verir; ancak ilk suç olması, pişmanlık gibi durumlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gibi kararlar da çıkabilir.
Sahte doktor raporu kullanmak, kısa vadede avantajlı gibi görünse de uzun vadede ceza, işten çıkarma, sicil bozulması ve itibar kaybı gibi ciddi sonuçlara yol açar. Bu suça karışmak, hem bireysel hem kurumsal düzeyde güven ilişkisini sarsar. Ayrıca tıbbi belgelerin ciddiyetini zedeler, sağlık sistemine olan güveni azaltır.
Unutulmamalıdır ki, hukuka aykırı yollarla elde edilen her kazanç, sonunda daha ağır bir kayıpla sonuçlanabilir. Gerçek bir sağlık sorunu varsa, resmi yollardan doktora başvurmak en doğru ve güvenli yoldur.