Çelik, Türkiye’nin bölgesel krizlerde tutumunun “barış ve müzakere” eksenli olduğunu vurguladı.
Çelik, İslamabad’da yürütülen görüşmelere değinerek ilk turda sonuç alınamamasının normal olduğunu belirtti. Ateşkesin korunması gerektiğini ifade eden Çelik, “Türkiye barış görüşmelerinin sürmesini savunuyor” dedi.
ABD ve İsrail’in politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çelik, bölgede yaşanan gelişmelerin küresel güvenlik açısından ciddi riskler oluşturduğunu söyledi.
Çelik, mevcut krizlerin yalnızca bölgeyi değil, uluslararası ittifakları da etkilediğini belirterek NATO ve Batı ittifakında görüş ayrılıklarının derinleşebileceğine dikkat çekti.
İsrail’in Gazze, Lübnan ve Batı Şeria politikalarını eleştiren Çelik, Türkiye’nin bu süreçte barışın korunması için aktif rol oynadığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı’nın BM’deki çıkışlarını hatırlatan Çelik, Türkiye’nin uluslararası hukuk ve barıştan yana tavrının değişmediğini vurguladı. Türkiye’nin hem bölgesel hem küresel barış için diplomatik çabalarını sürdürdüğünü söyledi.
Çelik, DEM Parti’ye yönelik açıklamalar ve Meclis’teki “Terörsüz Türkiye” sürecine dair değerlendirmelerde bulunarak, sürecin devlet politikası olduğunu belirtti.
“Silah bırakma kritik eşiktir” diyen Çelik, sürecin devlet kurumları tarafından teyit edilmesi gerektiğini ifade etti.
Macaristan’daki seçim sonuçlarına da değinen Çelik, Türkiye’nin yeni yönetimle ilişkileri geliştirmeye devam edeceğini söyledi.
Bakanlıkların ayrılması ya da birleştirilmesine yönelik iddiaların MYK gündeminde olmadığını da net bir şekilde ifade etti.
Çelik’in açıklamaları, hem dış politika hem de iç siyasi süreçlere dair Türkiye’nin pozisyonunun “istikrar ve diplomasi” ekseninde devam ettiğini ortaya koydu.