İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Enflasyon niçin fazla düşmez?” başlıklı yazısında, Türkiye'deki enflasyonun sürekli olmasının bilinçli bir seçim olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, enflasyon ile büyümenin kolay bir çözüm olarak görüldüğünü de vurguluyor.
Eğilmez, enflasyonun siyasi bir açıklama bulduğunu, ancak büyümeden vazgeçmenin neden olduğu işsizliğin açıklanmasının zor olduğunu belirtiyor. Yüzde 5'lik enflasyon hedefinin, “mevcut siyasal-ekonomik tercihlerin değişmemesi durumunda” gerçekçi olmadığını da ekliyor.
Enflasyon, bir aydan diğerine genel fiyat seviyesindeki artış eğilimidir. Bu konuda en çok referans verilen endeks, tüketici fiyatlarına dayalı olan TÜFE'dir. TÜFE üzerinden hesaplanan enflasyona manşet enflasyon denilmektedir.
Büyüme, bir ekonominin bir çeyrekten diğerine reel olarak (enflasyondan arındırılmış fiyatlarla) ne kadar geliştiğini gösteren bir ölçüttür. Türkiye, son yaklaşık elli yıldır, dönemsel dalgalanmalar dışında, enflasyon ile onun desteklediği tüketim artışıyla büyüyen bir ekonomik modeli bilinçli olarak uygulamaktadır. 2008-2016 dönemi, bu modelin en uzun süreli istisnası olmuştur.
Grafik, enflasyon ile büyüme ilişkisini göstermektedir. Ekonomi, 2020 yılında pandeminin neden olduğu çöküşe bir yıl sonra sert bir toparlanma ile karşılık vermiştir. Ancak bu dönemde, kredi genişlemesi ve tüketim artışıyla birlikte enflasyon artışının da temelleri atılmıştır. 2021 yılının sonunda yükselen enflasyona rağmen başlayan faiz indirimleri, enflasyonu rekor seviyelere taşırken, büyüme potansiyel düzeyin (yüzde 5) etrafında kalmaya devam etmiştir.
Kırılmış trend çizgileri, büyümenin ivme kaybetmesine rağmen potansiyel seviyede kalmaya devam ettiğini, buna karşın enflasyonun artış eğiliminde olduğunu göstermektedir.
Türkiye'de enflasyonu belirli bir oran altında tutmak, teknisyenler için bir hedef olsa da, siyasetçiler için pek cazip değildir. Çünkü verimliliği artırmak, teknolojiyi geliştirmek veya dünya çında markalar oluşturmak zor ve zahmetli yollardır. Türk siyasetçisi, enflasyonu halka bir şekilde açıklayabilse de, ekonomik daralmanın yarattığı işsizlik artışını anlatmanın zorluğunun farkındadır. Ayrıca, yüksek enflasyon, GSYH'yi ve dolayısıyla kişi başına geliri, gerçekte olması gereken düzeyden daha yüksek göstererek siyasetçiye övünme fırsatı sunmaktadır.
Sonuç olarak, Türkiye'de enflasyonun yüzde 5 seviyelerine düşmesini ve bu seviyede kalıcı olmasını beklemek, mevcut siyasal-ekonomik tercihlerin değişmemesi durumunda gerçekçi değildir.