Engellilik, bireylerin fiziksel, zihinsel veya duyusal fonksiyonlarının bir ya da birden fazla alanda kısıtlanması durumunu ifade eder. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), engelliliği “bireyin yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle günlük yaşantısındaki aktiviteleri gerçekleştirmekte zorluk yaşaması” olarak tanımlar. Engellilik durumu, yalnızca sağlık sorunlarıyla ilgili bir kavram olmanın ötesinde, toplumsal yaşantıyı da doğrudan etkileyen bir olgudur. Engellilik oranı, bir toplumda engelli bireylerin sayısını belirlemek amacıyla kullanılan önemli bir ölçüttür ve engelliliğin toplumsal boyutunu anlamada yardımcı olur.
Engellilik oranı, engelli bireylerin toplumdaki toplam birey sayısına oranını ifade eder. Bu oran, engelliliğin toplumdaki yaygınlık derecesini ve engelli bireylerin yaşam koşullarını anlamak için oldukça kritik bir göstergedir. Engellilik durumu, doğuştan gelen ya da sonradan gelişen sağlık sorunları ile meydana gelebilir ve bu durum, bireyin yaşam kalitesini, eğitimini, iş olanaklarını ve sosyal hayatını büyük ölçüde etkiler.
Engellilik, pek çok farklı şekilde kendini gösterebilir. Bu engellilik durumları, fiziksel, zihinsel, psikolojik ve duyusal engeller olarak kategorilere ayrılabilir. Ayrıca, engellilik türlerinin birleşimi de sıklıkla görülebilir. Engellilik türleri şu şekilde sıralanabilir:
Engellilik oranı, çeşitli demografik faktörlere bağlı olarak farklılık gösterebilir. Ülkeler arasında engellilik oranları, sosyal ve ekonomik koşullar, sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği, erken tanı ve rehabilitasyon olanakları gibi etkenlere bağlı olarak değişir. Ayrıca, engellilik durumu genellikle yaşla birlikte artar. Yaşlı nüfusun arttığı toplumlarda engellilik oranı da yüksek olma eğilimindedir. Engellilik oranları, aynı zamanda cinsiyet, eğitim seviyesi, iş durumu ve sosyoekonomik faktörlerle de ilişkilidir.
Birçok gelişmiş ülkede engellilik oranı genellikle %10 ile %15 arasında değişmektedir. Ancak, engellilik oranı sadece tıbbi bir veri değil, aynı zamanda toplumsal bir göstergedir. Engelli bireylerin toplumdaki yeri, sosyal kabul, ayrımcılık, eğitim, istihdam gibi pek çok açıdan etkilenmektedir. Engelli bireylerin yaşadığı zorluklar, sadece engellilik durumlarından değil, aynı zamanda toplumun engellilere bakış açısındaki olumsuzluklardan kaynaklanmaktadır.
Türkiye’de engellilik oranı, yapılan son nüfus sayımları ve araştırmalara göre yaklaşık olarak %12 civarındadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2020 verilerine göre, engellilik oranı 12.29% olarak belirlenmiştir. Bu oran, Türkiye’nin farklı bölgelerinde değişkenlik gösterse de genel olarak toplumun önemli bir kısmını etkilemektedir. Türkiye’de engellilik oranı, eğitim seviyesi, yaş, ekonomik durum gibi etmenlere göre farklılık göstermektedir.
Engellilik oranının yüksek olmasına rağmen, engelli bireylerin karşılaştığı toplumsal engeller hala önemli bir sorun teşkil etmektedir. Engelli bireyler, genellikle eğitimde, istihdamda, sağlık hizmetlerine erişimde ve sosyal yaşamda daha fazla zorluk yaşar. Toplumun, engelli bireyleri daha iyi kabul etmesi, eşit haklara sahip olmalarını sağlaması ve onların potansiyellerini en iyi şekilde kullanabilmelerine olanak tanıması gerekmektedir.
Engellilik oranı, toplumun genel sağlık durumu ve tıbbi ilerlemelere bağlı olarak zamanla değişebilir. Engellilik oranının artmasına neden olabilecek bazı etmenler şunlardır:
Engelli bireyler, sadece fiziksel veya zihinsel engelleri nedeniyle değil, aynı zamanda toplumsal engellerle de mücadele ederler. Engellilik, toplumsal normlar, iş gücü piyasası, erişilebilirlik, sosyal etkileşim gibi pek çok alanda zorluklara yol açar. Engelli bireylerin karşılaştığı en büyük zorluklardan bazıları şunlardır:
Engellilik oranı, sadece bir istatistiksel veri olmanın ötesinde, toplumun sosyal yapısını, sağlık sistemini, eğitim ve istihdam politikalarını etkileyen önemli bir göstergedir. Engelli bireylerin toplumsal hayata tam katılımını sağlamak için erişilebilirlik, eğitim ve istihdam gibi alanlarda önemli düzenlemelere ihtiyaç vardır. Engellilik oranı, bir toplumun ne kadar adil ve eşit olduğunu da yansıtan önemli bir göstergedir. Engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmak, onları sosyal hayata tam olarak dahil etmek ve önyargıları aşmak, toplumların kalkınmasında önemli bir adımdır.