Dünya

İsrail, ABD’yi nasıl kaybediyor?..

14 Mart 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
1948 yılında İsrail'in bağımsızlığını duyurmasından yalnızca iki gün önce Beyaz Saray'da kritik bir toplantı gerçekleştirildi.

İsrail'in Kuruluşu ve ABD'nin Rolü

1948 yılında İsrail'in devlet olarak ilan edilmesinden yalnızca iki gün önce Beyaz Saray'da kritik bir toplantı gerçekleştirildi.

Oval Ofis'teki bu toplantıda, içişleri danışmanı Clark Clifford, kurulacak yeni İsrail devletinin tanınması gerektiğini savunurken, 2. Dünya Savaşı'nın generali ve ileride ABD Dışişleri Bakanı olacak George Marshall, tam tersine, İsrail'in tanınmaması gerektiğini ileri sürdü.

Başkan Truman, bu tartışmalara rağmen, İsrail'in ilanından sadece 11 dakika sonra devleti tanıma kararı aldı.

Bu karar birçok kişiyi şaşırttı çünkü Truman’ın geçmişte Yahudi karşıtı ifadelerde bulunduğu ve ailesinde Yahudi kökenli birinin bulunmadığı bilinmekteydi.

Gerçekler daha sonra ortaya çıktı; Başkan Truman, yakın bir dostunun tavsiyesi üzerine Siyonizm’in ruhani lideri Chaim Weizmann ile bir görüşme gerçekleştirdi ve bu görüşmede ikna oldu. Weizmann, daha sonra İsrail Devleti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

ABD-İsrail İlişkilerinin Gelişimi

Bu tarihi olayın ardından, ABD-İsrail ilişkilerinin doğuşundaki belirsizlikler ve tartışmalar gün yüzüne çıktı.

Sonrasında, sinema endüstrisinin etkisi, 6 Gün Savaşları ve ABD'deki güçlü Yahudi lobisi, İsrail'e büyük bir destek sağladı.

Bugün ABD ve İsrail, İran'a karşı birlikte hareket etmekte; Birleşmiş Milletler’in güç kullanma yasağına rağmen, uluslararası hukukun sınırlarını zorlamaktadırlar.

Beyaz Saray'da oturan Trump, İsrail'e en fazla destek veren Başkan olma iddiasında bulunurken, Netanyahu ile iyi geçinemeyen Biden, Gazze'deki çatışmalar sırasında İsrail'e 18 milyar dolarlık silah yardımı ve milyarlarca dolarlık nakit gönderen bir lider oldu.

Bu duruma rağmen, günümüzde "İsrail, ABD’yi kaybediyor" şeklinde yazmak mümkün hale geldi.

Bu yazı, dünya medyasını sürekli takip ederek ulaştığım bir sonuç üzerine kaleme alındı, gerçekler umudun peşinden koşmaktan ziyade gözlemlerimi yansıtıyor.

Medya ve Siyasi Değişim

Bir arama motoruna "İsrail, ABD’yi kaybediyor" yazdığınızda, karşınıza yüzlerce makale çıkacaktır.

Bu makaleler, New Yorker, Washington Post ve Politico gibi önemli ABD medya kuruluşlarında ve ABD'deki Yahudi gruplarının yaptığı araştırmalarda yer almakta.

İnanması zor ama şu anki Demokrat adaylar, Kasım ayındaki ara seçimler için ön seçimlerde rakiplerini İsrail ile olan ilişkileri üzerinden eleştirmeye başladı.

Örneğin, Illinois ABD Senatosu adayı Juliana Stratton, 2019’da İsrail’e yaptığı ziyaret ve o dönemdeki muhalefet lideri Tzipi Livni ile görüşmesi nedeniyle eleştiri oklarının hedefi oldu.

Michigan Senato yarışında ise Abdul El-Sayed, rakibi Temsilci Haley Stevens’ı İsrail'in açık bir savunucusu olduğu için eleştiriyor.

Bu iki örnek üzerinden genelleme yapmak mümkün değil, bu nedenle en dikkat çekici örneği en sona sakladım.

Finansman ve Siyasi Destek

ABD'deki seçim kampanyaları genellikle bağışlarla finanse edilir, ancak birçok siyasetçi artık Amerikan İsrail Kamu İlişkileri Komitesi'nden veya bu komiteye bağlı eylem komitelerinden bağış kabul etmeyeceklerini duyuruyor.

Değişim yalnızca adaylarla sınırlı değil; Demokrat Delaware Senatörü Chris Coons, Eylül ayından beri sürekli desteklediği İsrail’e karşı oy kullanabileceğini ifade etti.

Temsilciler Meclisi'nde Demokratların 212 üyesinden 178'i Batı Şeria'nın işgali konusunda Netanyahu'ya gönderilen mektubu imzaladı.

Bunlar alışılmadık gelişmeler ve ABD siyasetinde İsrail, kürtaj kadar keskin bir ayrım noktası haline geldi.

İsrail'in Geleceği ve ABD İlişkileri

Bu noktaya bir anda gelinmedi; 2016’da Demokratların neredeyse yarısı İsrail’i destekliyordu. Ancak son on yılda, Gallup ve PEW araştırmalarına göre, İsrail’e duyulan sempati yüzde 17 seviyelerine düştü.

Cumhuriyetçiler hâlâ İsrail’i destekliyor, ancak son iki yılda destek oranı 10 puan azalarak yüzde 70’e geriledi. Bu, 2004'ten bu yana görülen en düşük oran. Önemli olan, yaşlı Cumhuriyetçilerin İsrail'i koşulsuz desteklerken, genç Cumhuriyetçilerin daha fazla sorgulama eğiliminde olmaları.

Şu günlerde Washington’da Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonunun anti-semitizm üzerine düzenlediği bir konferans mevcut.

Dün Jerusalem Post’ta bu konferansa dair bir haberde, Başkan Yardımcısı Vance’in adının anılmaması dikkat çekti.

Trump’tan sonra Cumhuriyetçilerin Başkan Adayı olması beklenen Vance, İran operasyonuna karşı çıkan ve genel olarak ABD’nin iç meselelerine odaklanılması gerektiğini savunan bir siyasetçi. Trump da pazartesi günü ABC’ye verdiği röportajda, İran konusunda farklı düşündüklerini kabul etti.

Sonuç olarak, İsrail Cumhuriyetçi siyasi anlayışında sorgulanmaya başlandı.

Yardımlar devam edebilir ve siyasi destek sürebilir, ancak İsrail’in sorgulandığı bir dönem gelmekte.

Gerçekte, ABD’nin İsrail’e ne kadar destek verdiği, 20 yıl sonra çok da önem arz etmeyecek.

Bunu, ABD ekonomisinin döngüsüne dayanmaktan ziyade, ABD'nin kaybettiği temel özellikleri göz önünde bulundurarak ifade ediyorum.

ABD, Avrupa'nın güvenliğini göz ardı etti, Grönland için müttefiklerini tehdit etti, İran savaşında İsrail’i koruyor ama diğer Körfez ülkelerine karşı bir çaba göstermiyor. Bu yaklaşım, ABD’yi yalnızlaştıracak.

Gelecek 20 yılda yeni ittifaklar kurulacak ve mevcut ittifaklar ya dağılacak ya da yalnızca kâğıt üzerinde kalacak.

Bölgesel ittifakların küresel ittifakların yerini alacağı bir ortamda, Washington tek belirleyici olmayacak; İsrail’in bu durumu görmesi ve bölgedeki tüm ülkelerle dostane ilişkiler kurmaya yönelmesi gerekmektedir.