Politika

İmamoğlu'ndan Kesin Seçim Mesajı: Yetki Milletin Elinde!

13 Ocak 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
İmamoğlu, CHP'nin güçlü adaylar sunma potansiyeline vurgu yaparak, "Yetki halktan gelir ve yine halk tarafından alınır" ifadesini kullandı.

Ekrem İmamoğlu'nun Adaylık Açıklamaları

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, T24 yazarı Cansu Çamlıbel ile gerçekleştirdiği röportajda, adaylığını tehdit eden olası hukuki engeller hakkında görüşlerini paylaştı.

CHP'nin birçok nitelikli aday çıkarma potansiyeline sahip olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Yetkiyi millet verir, millet alır” ifadesiyle kendi adaylığının “kesin” olduğunu belirtti.

İmamoğlu, adaylığını etkileyen faktörlerin yanı sıra hükümete de Anayasa'daki dönem kısıtlaması üzerinden eleştirilerde bulundu. Ayrıca, AKP'yi erken seçim yapmaya davet etti.

Denizli'ye Teşekkür

İmamoğlu: “Onların vaktinin dolduğunu düşünüyorum! Hodri meydan...”

İmamoğlu'nun röportajının yer aldığı Cansu Çamlıbel'in yazısı, Türkiye'nin 2025 açısından en dramatik siyasi gelişmelerinden biri olarak İmamoğlu'nun tutuklanmasını vurguluyor. İmamoğlu, dokuz aydır Silivri'de tutulmakta; İstanbul'daki reklam panolarından fotoğrafları kaldırılmış ve sosyal medya hesabına birçok kez erişim engeli getirilmiştir. İktidar, CHP'ye yönelik siyasi mühendislik hesaplarının bir parçası olarak İmamoğlu'nun kaderine terk edilmesini gizleme gereği bile duymamıştır. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, son kurultayda 'Gölge Kabine'yi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'ne bağlayarak meydan okumuştur.

Bu süreçte İmamoğlu, kamusal tartışmalarda aktif olarak yer almaya devam etti. Geri planda kalmaya niyeti olmadığını her fırsatta gösteriyor. Genellikle günlük olaylar hakkında görüş bildiren siyasetçilere mülakat önerisinde bulunmak pek alışık olduğum bir durum değil. Ancak bu dönemde, duruşmalar başlamadan önce, dış politika ve Kürt sorunları hakkında derinlemesine bir mülakat yapmanın önemli bir kaynak oluşturacağına inandım. Nitekim, bu düşüncem doğru çıktı.

İmamoğlu, röportajında siyasi durumu ve görüşlerini açık bir şekilde ifade etti.

Ekrem İmamoğlu ile yazışırken, kendisiyle daha önce yüz yüze görüşme fırsatım olmadığına dikkat ettim. Eğer yüz yüze konuşabilseydik, çok farklı bir içerik ortaya çıkabilirdi. Ancak bu ilk mülakatta, kaleminin de belagati kadar güçlü olduğunu göreceksiniz.

Yanıt verdiği bazı soruların yanıtsız kaldığını fark eden dikkatli okuyucular olacaktır. Zaten bu konularla ilgili asıl yanıtları mahkemede vermek için hazırlık yaptığını da ifade ediyor.

Demokratikleşme ve Gelecek Vizyonu

İmamoğlu, küresel düzenin mevcut durumunu analiz ederken, siyaset bilimci Samuel Huntington’ın 'demokratikleşme dalgaları' tezine atıfta bulundu. “Tarih bir sarkaç gibidir. Bugün bu sarkaç insan doğasının karanlık taraflarının ön planda olduğu bir yere doğru gidiyor. Biz ve bizim gibi düşünenler sayesinde sarkaç yakın bir zamanda mutlaka yön değiştirecek” sözleri, sadece bir temenniden öte bir iddiayı da yansıtıyor.

Özgür Özel ile olan ilişkisini tanımlarken, İsmet Özel’in 'Mataramda Tuzlu Su' şiirine yaptığı atıf, karşı mahalleye bir taş atma olarak da yorumlanabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a benzetilmesine doğrudan karşı çıkmayan İmamoğlu, Erdoğan'ın kendisine tahammül edememesinin, aralarındaki farklılıkların değil benzerliklerin bir sonucu olduğunu düşünüyor.

Kürt sorununa dair önemli bir cümle kurarak, bu konunun partisi ve kendisi açısından önem taşıdığını vurguladı.

“Her vatandaşımızın dilinden kültürüne, inancından geleneklerine kadar eşit yurttaşlığı hissedeceği bir süreç, Türkiye’ye en büyük sıçramayı yaşatacaktır.”

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, adaylık konusunu şu sözlerle özetledi:

“Adaylığım kesin biçimde devam etmektedir.”

“İmamoğlu’nun yarışamadığı bir seçim, Cumhurbaşkanının meşruiyetinin sona erdiği bir seçimdir.”

“400 milletvekili hülyasına kapılırlarsa çok beklerler.”

Hukuki Engeller ve Siyasi Strateji

- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dokuz aydır sizin partinin cumhurbaşkanı adayı olduğunuzu ısrarla dile getiriyor, ancak bazı açıklamaları hukuken bunun mümkün olamayabileceğinin işaretini veriyor. Alternatif senaryolara değindiği bir açıklamasında, “Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olamaması durumunda en kuvvetli aday olarak Mansur Yavaş görülüyor; anketlerde Erdoğan’ı geçiyor” demişti. Siz de artık bir sonraki seçim için adaylığınızın zora girdiğini kabul ediyor musunuz? Bu soruyu Ergenekon davasının 6 yıl sürdüğünü hatırlatarak sormak isterim.

Öncelikle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye’deki en şeffaf, gördüklerini söyleyen ve milletimize karşı en açık olan siyasi parti olduğunu belirtmek isterim. Yani biz hiçbir şeyi “ele vermeyiz”, ülkemiz için bildiğimizi ve gördüğümüzü her daim milletimizle paylaşırız.

Diploma davası, hukuk tarihimizin en büyük kara lekelerinden biridir. Devlet kontenjan açıyor; belgelerimi eksiksiz sunuyorum ve yatay geçiş hakkı kazanıyorum. Bütün bunları yaparken devletin kurumlarına ve adaletine güvendim. 19 yaşında bir genç olarak, devletin ilanına, evraklarına ve onayına güvenmeyip kime güvenelim? Devleti her zaman güvenilir bildik; vatandaşını, gencini, yaşlısını korur diye öğrendik. Ancak maalesef ki bugün bir avuç muhteris, devletimizin yargısını ve kurumlarını istismar ederek 35 yıllık diplomamı almaya çalışıyor. Anlaşılan o ki Cumhurbaşkanı adayı olduğunuzda, helal olan haram edilmek isteniyor. Bu kumpas, net bir kara lekedir. Yalnız benim haklarım değil, devletin yargısının ve kurumlarının güvenilirliği de söz konusudur. Bu kara lekenin siyasi tarihimize ve hukukî değerlerimize sürülmesine izin vermeyeceğiz.

Adaylık meselesine gelince, ben kendi irademle değil, 15,5 milyon vatandaşımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayı oldum. Yetkiyi millet verir, millet alır. Diploma davası henüz sonuçlanmamıştır. Adaylığım kesin bir biçimde devam etmektedir. Ancak sonuç ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi, milletin iktidarını kurmak için üzerine düşen vazifeyi yerine getirecektir. Sayın Genel Başkanım Özgür Özel ve Sayın Başkanım Mansur Yavaş, Türkiye’nin önemli değerleridir. Cumhuriyet Halk Partisi, birçok Cumhurbaşkanı adayı çıkarabilecek kalitede bir partidir. İnanın, biz kim aday olacak gibi bir kaygı taşımıyoruz! Ancak iktidardakilerin Anayasa'mızdaki dönem şartını nasıl aşacağını çok merak ediyorum. Eğer adaylıkta ısrar ediyorlarsa, 15,5 milyon insanımızın iradesine halel getirmemeliydiler ve sandıkta karşıma çıkmaktan korkmamalılardı.

400 milletvekili hülyasına kapılırlarsa, çok beklerler. Milletin önüne referandum sandığının koyulacağı günü heyecanla beklediğimizi bilsinler. Ekrem İmamoğlu’nun katılamadığı, özgür bir şekilde yarışamadığı bir seçim, Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetinin bittiği bir seçim olur. On milyonların, Ekrem İmamoğlu yerine adaylaştığı bir seçime dönüşür.

İktidara Gelme Vizyonu

- Hakkınızdaki davaların sanıldığı kadar uzun sürmediği ve aklandığınız varsayımıyla devam edelim… 2028 seçimlerine (ya da olası bir 2027 seçimine) Erdoğan’a karşı yarışan bir aday olarak girebildiğiniz senaryosunda, halka somut vaatler verecek olsanız, bunlar ne olurdu? Bu vaadleri ne kadarlık bir zaman diliminde yerine getireceğinizi taahhüt edersiniz?

Öncelikle, 2023 seçimlerinde alınan sonuç sonrası, partim ve çalışma ekibimle birlikte işlerin eskisi gibi yürümesine seyirci kalmamaya ve hızlı bir şekilde bir sonraki seçimler için kapsamlı bir hazırlık yapmaya karar verdik. Bu çerçevede, partimizi 2028 seçimlerine hazırlamak için adımlar attık ve Türkiye’nin temel sorunlarının çözümüne yönelik politika önerileri geliştirmeye başladık. Partideki yönetim değişikliğinin ardından 2024 yerel seçimlerinde açık ara birinci parti olduk ve güvenilir kamuoyu yoklamalarına göre birinci parti olmayı sürdürüyoruz. Türkiye’nin nasıl yönetilmesi gerektiğine ilişkin çalışmalarımız, 2023 seçimlerinden hemen sonra başladı. Yüzlerce uzman ve akademisyenle bir araya gelerek kalıcı çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz. Tüm bu çalışmalar, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çatısı altında devam etmektedir. 2023’ten beri bu konularda çalışıyoruz. Türkiye’nin sorunlarını, nasıl yönetilmesi gerektiğini biliyoruz. Türkiye’yi yönetmeye hazırız. Sadece seçimleri bekliyoruz.

İktidara geldiğimiz ilk günden itibaren, özellikle dar gelirlileri, emeklileri, gençleri ve kadınları biraz olsun rahatlatacak adımlar atacağız. Ancak herkesin şundan emin olmasını isterim; Türkiye’nin zamanını, sorunlarımıza yalnızca pansuman yapmak için değil, kalıcı biçimde çözmek için harcayacağız. Sorunuza bu açıdan cevap verecek olursam, acilen ele almamız gereken, köklü reformlar yaparak kalıcı çözümler geliştirmemiz gereken alanların ilk üçüne adaleti, ekonomiyi ve eğitimi koyarım.

Bu çerçevede, iktidara geldiğimiz ilk günden, hatta ilk saatten itibaren, bu ülkede adaleti yeniden tesis etmek ve yargıyı bağımsız kılmak için harekete geçeceğiz. İktidara geldiğimiz ilk gün, yapacağım ilk konuşmada, hâkim ve savcılarımıza seslenip “Hukuk devletine, hukukun üstünlüğüne sahip çıkıyoruz. Kararlarınızı alırken, kanunlardan ve vicdanınızdan başka bir referansınız olmasın!” diyeceğim. Sadece konuşmakla kalmayacağız, yargıyı bağımsız, adaleti erişilebilir kılmak için HSK’nın yapısını değiştireceğiz ve davalar devam ederken hâkim ve savcıların görev yerlerini değiştirmeyeceğiz.

Ülkemizin en derin problemi yoksulluktur. Hiçbir vatandaşımız açlık sınırı altında yaşamayı hak etmemektedir. Bu nedenle, iktidara geldiğimiz ilk günden itibaren, emeklilerimizin, asgari ücretlilerimizin ve hiçbir ailenin açlık sınırı altında kalmayacağı bir vatandaşlık geliri programı oluşturmak için çalışmalara başlayacağız.

Yine iktidara geldiğimiz ilk günden itibaren sanayiyi yeniden refahın, istihdamın ve kalkınmanın omurgası yapmak, üretim ekonomisini canlandırmak için çaba göstereceğiz. Üretimi sadece canlandırmak değil, yenilikçi hale getirmek için de mücadele edeceğiz. Başta sanayi olmak üzere ekonominin tüm sektörlerini yenilikçi, verimli ve sürdürülebilir kılmak için Bilim, Teknoloji ve Yenilik Başkanlığı’nı, Türkiye Ulusal Kalkınma Fonu’nu ve Türkiye Atılım Ofisi’ni kuracağız.

Bugün herkes şunu kabul ediyor; bilgi ve bilim olmadan ülkeler güçlü ve dayanıklı olamaz. Buradan hareketle iktidara gelir gelmez ele alacağımız konuların ilk sırasında eğitim olacaktır. Eğitimde vaadimiz şudur: Türkiye’nin her yerinde nitelikli eğitimi parasız sunmak, parasız eğitimi nitelikli hale getirmek ve çocuklarımıza kaliteli, parasız ve bilgiyle birlikte beceri kazandıran bir eğitim vermek. Eğitimi ideolojik bir kavga alanı olarak görmeyeceğiz. Devlet okullarını yeniden ülkenin en iyi okulları haline getireceğiz.

Demokratik Değişim ve Türkiye'nin Geleceği

“Şu anda yaşadığımız demokrasinin üçüncü ters dalgası ama değişim uzak değil.”

“Türkiye, dünyadaki yeni demokrasi dalgasının öncülerinden biri olacak.”

- Hep demokratik, çoğulcu, kişisel hak ve özgürlükleri önceleyen bir yönetim anlayışınız olduğuna vurgu yaptığınız için sormak istiyorum. Değerlerin uluslararası düzeyde geçer akçe olduğu ön kabulüyle bir siyaset önermek ahlâken doğru olmakla birlikte 2020’lerin gerçeğiyle çelişmiyor mu?

Amerikalı siyaset bilimci Huntington’ın...