Magazin

Hollanda Ve Türkiye Ortaklığıyla 'Kadınlar Kültürde' Konusu Ele Alınıyor

14 Mart 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Beyoğlu'ndaki Hollanda Sarayı'nda, Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde “Kültürde Kadın Başarısı: Hollanda–Türkiye Bakış Açısı” konulu bir etkinlik gerçekleştirildi.

Dünya Kadınlar Günü Etkinliği: Kadınların Kültürdeki Rolü

Beyoğlu’nda bulunan Hollanda Sarayı, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen “Kültürde Kadın Başarısı: Hollanda–Türkiye Perspektifi” isimli etkinliğe ev sahipliği yaptı. Bu etkinlikte, kültürel ve sanatsal alanda faaliyet gösteren kadınların yaşadığı deneyimler ve karşılaştıkları yapısal zorluklar ele alındı.

Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu tarafından organize edilen programda çeşitli performanslar, paneller ve ağ kurma etkinlikleri yer aldı.

Açılış ve Panelin Detayları

Etkinliğin başlangıç konuşmasını Hollanda İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga gerçekleştirdi. Program, müzisyen Göksu Unur’un canlı performansıyla devam etti ve ardından bir panel düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü Asena Günal üstlenirken, kültür profesyonelleri Aslı Bildirici, Gül İçel ve İlkay Bilgiç konuşmacı olarak katıldı.

Panelin başlangıcında söz alan Günal, kültür sektörünün genellikle ilerici ve özgür bir alan olarak algılandığını ancak verilerin bunun tam tersini ortaya koyduğunu ifade etti. Günal, “Kültür sektörü bir yandan ilerici bir görünüm sergiliyor, ancak istihdam, terfi, kariyer gelişimi ve maaş konularında ciddi eşitsizlikler mevcut. 2017’de yayımlanan ‘Power and Culture’ raporu bu durumu net bir biçimde gözler önüne serdi. İKSV’nin 2022’deki cinsiyet raporu da ayrımcılık ve taciz olaylarının varlığını ortaya koyuyor,” açıklamasında bulundu.

Kültür sektöründe cinsiyet eşitsizliği, kadınların kariyerlerini olumsuz etkiliyor.

Kültür Alanında Görünmez Emek

Kültür yöneticisi ve film yapımcısı İlkay Bilgiç, kültür alanında görünmeyen emek sorununa vurgu yaptı. Bir festival, sergi veya performansın arkasında büyük bir emek ağı bulunduğunu belirten Bilgiç, “Bir etkinlik sadece sahnedeki sanat eserinden ibaret değil. İletişimi sağlayan, insanları bir araya getiren ve süreci yöneten birçok kişi var. Bu emeklerin büyük bir kısmını kadınlar üstleniyor ancak çoğu zaman göz ardı ediliyor,” dedi.

Bilgiç, kültür alanında temsil meselesinin de önemli bir konu olduğunu vurgulayarak, “Sahneye çıkabiliyoruz ama karar alma süreçlerinde ne kadar yer alabiliyoruz? Bu nedenle kendi alanlarımızı yaratma ihtiyacı hissediyoruz,” şeklinde konuştu.

Kadın müzisyenlerin performansları sırasında tacize uğrama oranı oldukça yüksek.

Müzik Sektöründeki Eşitsizlikler

Müzik sektöründe çalışan kültür profesyoneli Gül İçel, sektördeki eşitsizliklerin günlük iş deneyimlerine yansıdığını belirtti. İçel, özellikle sahne arkası prodüksiyon alanının erkek egemen olduğunu ifade ederek, “Çoğu durumda cinsiyetlendirilmek ve yaptığınız işin yanında cinsiyet temsili üzerinden kendinizi konumlandırmak zorunda kalmak ekstra bir yük oluşturuyor,” dedi.

İçel, UNESCO destekli bir araştırmadan da bahsederek, müzik sektöründe sahneye çıkma fırsatları açısından ciddi bir cinsiyet farkı bulunduğunu aktardı. İçel’in verdiği bilgilere göre, ayda iki veya daha fazla sahne alan kadın müzisyenlerin oranı yüzde 9, erkeklerde ise bu oran yüzde 44. Ayrıca, kadın müzisyenlerin yaklaşık yüzde 40’ının performansları sırasında tacize maruz kaldığı ifade edildi.

Sinema Sektöründe Kadın Yönetmenler

Sinemacı Aslı Bildirici, Hollanda’da çalışan bir Türk yönetmen olarak deneyimlerini paylaştı. Sinema sektöründe yönetmenliğin hala çoğunlukla erkeklerle ilişkilendirildiğini söyleyen Bildirici, “Başarılı yönetmenler denilince akla genellikle maskülen bir ‘deha’ figürü geliyor. Bu algı, kadınların yönetmenlik yapabileceğine dair güveni zorlaştırıyor,” dedi.

Bildirici, film setlerinin geleneksel olarak hiyerarşik yapılar olduğunu ancak bu çalışma biçiminin değişebileceğini belirterek, “Daha demokratik ve kapsayıcı üretim süreçleri oluşturmak mümkün. Birlikte çalıştığımız ekiplerin bu süreçte kendilerini iyi hissetmesi de önemli,” şeklinde ekledi.

Paneldeki konuşmacılar, kültür sektöründe eşitliğin sağlanabilmesi için dayanışma ağlarının kurulmasının ve kurumların uzun vadeli destek mekanizmaları oluşturmasının önemine dikkat çekti. Karar alma süreçlerinde daha kapsayıcı bir temsile ihtiyaç olduğunu belirten konuşmacılar, kültür politikalarının yalnızca görünürlük sağlamakla kalmayıp, sürdürülebilir destek mekanizmaları üretmesi gerektiğini vurguladı.