Kesinlikle tavsiye etmiyorum. Mide küçültme operasyonları ilk bakışta mantıklı görünebilir. Eğer yemek miktarı azalırsa, kilo kaybı da yaşanır. Ancak, mide küçültme işlemi geçiren bireylerin çoğu, 5 yıl içinde eski kilolarına geri döndüler.
Yalnızca çok az bir grup, kilolarını koruyabilmiştir. Çünkü problem, midenin boyutunda değil, vücudun biyolojisindedir. Mide küçülmesine rağmen hormonal sistem değişmemiştir. Stres tepkileri düzelmemiştir. Kas ve enerji üretimi de korunmamıştır. Vücut, sonunda eski dengesini bulmaya çalışır.
Obezitenin arkasında genellikle metabolizma yavaşlaması, insülin direnci, stres, uykusuzluk ve yanlış beslenme alışkanlıkları yer alır. Ameliyat bu sorunların hiçbirine çözüm sağlamaz. İnsan daha az yemek yer, ancak vücut yine de aynı şekilde işlev görmeye devam eder. Kısa bir süreliğine kilo kaybı yaşanır çünkü vücut mecbur kalır. Ancak vücut oldukça zekidir ve bir noktada yeni duruma uyum sağlamayı öğrenir. Sonuç olarak, az yiyerek kilo almayı da öğrenir.
Psikolojik faktörler önemli bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Ameliyat olan pek çok kişi, yeme alışkanlıklarını değiştirememektedir. Sadece miktar değişir. Ancak stresle yeme ve duygusal yeme alışkanlıkları devam eder. Sıvı kaloriler devreye girer. Tatlılar, yumuşak gıdalar ve atıştırmalıklar... Mide küçülmüş olabilir, ancak kalori miktarı büyük kalır. Ayrıca, kas kaybı da önemli bir sorundur. Ameliyat sonrası hızlı kilo kaybı sırasında kaslar da kaybedilir.
Tüp mide ameliyatı, ciddi bir cerrahi işlemdir ve her ciddi cerrahinin kendine özgü riskleri bulunmaktadır. Bu işlemde midenin büyük bir kısmı kesilip çıkarılır. Yani geri dönüşü olmayan bir müdahale gerçekleştirilmektedir. Bu durum, vücudun önemli sindirim ve hormon merkezlerinden birinin kalıcı olarak devre dışı bırakılması anlamına gelir.
Mide, yalnızca bir yemek torbası değildir. Aynı zamanda hormon üretimi yapar ve açlık-tokluk dengesini sağlar. Ameliyatla bu hormonal denge bozulur. Başlangıçta iştah azalır, ancak zamanla vücut yeni yollar geliştirir. Açlık hissi geri döner ve daha düzensiz bir şekilde hissedilir. Mideyi küçülttüğünüzde, yalnızca porsiyonu değil, dengeyi de kaybetmiş oluyorsunuz.
Kısa süre içinde bu kadar yoğun bir yağ kaybı, biyolojik olarak pek mümkün değildir. Gerçekte olan, yüz hatlarının çökmesi ve cildin hızla yaşlanmasıdır. Bu durum, estetik bir sorun olmaktan ziyade metabolik bir çöküşe işaret eder. Bedenin temel kuralı şudur: Glikoz yoksa, protein yakılır. İştah kontrol altına alındığında, vücut yeterli glikozu bulamaz.
Enerji için kas ve kolajene yönelmesi, kas erimesini, kolajen kaybını ve metabolik çöküşü hızlandırır. Yani kilo kaybı yaşanır, ancak beden ağır bir bedel öder.
Zayıflama iğneleri herkes için uygun değildir. Bu iğneleri, mide ameliyatına gerçekten ihtiyaç duyan ancak cerrahi risk taşıyan bireyler için bir alternatif olarak değerlendirebilirim.
Yani, "Biraz kilo vereyim", "Yaza fit gireyim" veya "İki beden inceleyim" gibi amaçlarla kullanılmamalıdır. Bu iğneler, tıbbi bir araçtır ve kozmetik bir çözüm değildir. Zayıflama iğneleri masum değildir. "Kolay kilo verdiriyor" gibi sunulsa da, vücutta ciddi mekanizmaları etkiler. İştah merkezine müdahale eder, sindirim hızını değiştirir ve hormonal dengeyi etkiler. Yani bu, sıradan bir vitamin iğnesi değildir; ciddi bir müdahaledir.
Bu iğneleri herkes kullanabilir mi? Kesinlikle hayır. Bu iğneler keyfi bir şekilde kullanılmamalıdır. Doktor kontrolü olmadan, kan tahlili yapılmadan ve metabolizma değerlendirilmeden asla başlanmamalıdır. Yanlış kişilerde kullanıldığında aşırı kas kaybı, halsizlik, mide-bağırsak problemleri, hormonal bozukluklar ve psikolojik çöküş gibi ciddi sorunlara yol açabilir.
İnsan kilo verebilir, ancak sağlığını kaybedebilir. İğnelerle hızlı bir şekilde verilen kilo, çoğunlukla kas ve su kaybıdır. Yağ kaybı garanti değildir. Üstelik vücut yine korkar. İğne kullanımı bırakıldığında, kilo büyük ihtimalle geri gelecektir. Bu durum, kişiyi daha dirençli bir noktaya taşır.
Bu yöntemleri kullanan bireyler mevcut ve gelecekte de olacaktır. Gerçekten ileri obezitesi olan, ameliyat adayı olup cerrahi riskleri yüksek olan kişilerde bu iğnelerin kullanılması mantıklı olabilir. İğneler, zaman kazanmak, kilo yükünü azaltmak ve metabolizmayı biraz rahatlatmak için geçici bir köprü işlevi görebilir.
O halde doğru cümle şudur: "Eğer kullanıyorsanız, hasarı azaltmak zorundasınız." Hasarı azaltmanın temel ilkeleri:
Amaç kilo aldırmak değil, kolajen ve kas yıkımını durdurmaktır.
Aksi takdirde, bu hızda meydana gelen yıkımın atıkları da bulunmaktadır ve bu atıklar hücrelere, damarlara ve cilde zarar verebilir. Bu nedenle, güçlü antioksidan desteği koruyucu bir zorunluluktur. Hızlı kilo vermek mümkündür, ancak bunun bedeli de vardır. Bu yöntemleri yüceltmek doğru değildir; "Hiç yapmayın" demek de gerçekçi değildir. Doğru yaklaşım, "Eğer kullanıyorsanız, bedeni korumak zorundasınız." Çünkü mesele sadece zayıflamak değil, yıkılmadan zayıflamaktır.
YARIN: 7 GÜNLÜK SAĞLIKLI DİYET PROGRAMI