Bilim insanları, Güneş’in yüzeyine ilişkin bugüne kadar elde edilen en ayrıntılı görüntüleri yakalamayı başardı. ABD Ulusal Bilim Vakfı’na (NSF) ait Daniel K. Inouye Güneş Teleskobu’nu kullanan araştırmacılar, Güneş atmosferindeki daha önce net biçimde incelenemeyen plazma hareketlerini gözlemledi.
Yeni görüntüler, Güneş’in yüzeyinde meydana gelen karmaşık manyetik süreçlerin ve girdap benzeri hareketlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacak.
Araştırmacılar, elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntülerde Güneş’in yüzeyindeki plazmaların farklı hızlarda hareket ettiğini belirledi.
Bu hareketlerin, Güneş’in güçlü manyetik alanında sürekli yaşanan değişimlerden kaynaklandığı ifade edildi. Bilim insanları, söz konusu girdap benzeri plazma hareketlerinin ilk kez bu kadar ayrıntılı şekilde görüntülendiğine dikkat çekti.
Güneş yüzeyindeki bu dinamik hareketlerin, büyük enerji patlamalarının oluşumunda etkili olduğu belirtiliyor.
Bilim insanlarına göre Güneş’te meydana gelen patlamalar, Dünya’daki elektrik şebekelerini, uydu sistemlerini ve iletişim altyapılarını etkileyebilen uzay hava olaylarına neden olabiliyor. Yeni gözlemlerin, bu tür olayların daha doğru tahmin edilmesine yardımcı olması bekleniyor.
Çalışmanın detayları, dünyanın önde gelen bilim yayınlarından Nature dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, elde edilen verilerin Güneş’in manyetik yapısı ve enerji hareketleri konusunda önemli bilgiler sunduğunu belirtti.
Hawaii’de bulunan Daniel K. Inouye Güneş Teleskobu, Güneş’i görünür ışık ve kızılötesine yakın dalga boylarında incelemek amacıyla geliştirildi.
Adını, 2012’de hayatını kaybeden ve yaklaşık yarım asır boyunca ABD Senatosu’nda Hawaii’yi temsil eden Daniel K. Inouye’den alan teleskop, Güneş araştırmalarında kullanılan en gelişmiş gözlem araçlarından biri olarak biliniyor.
Teleskoptan elde edilen verilerle “uzay meteorolojisi” çalışmalarının geliştirilmesi amaçlanıyor. Bilim insanları, Güneş’teki plazma patlamaları ve Güneş rüzgarlarının Dünya üzerindeki etkilerini daha doğru analiz ederek gelecekte oluşabilecek uzay kaynaklı risklere karşı daha güçlü tahmin modelleri oluşturmayı hedefliyor.