Altın

Güncel Altın Gelişmeleri: Altın Fiyatları Neden Geriliyor?

9 Mart 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Faiz indirimlerinin gecikeceği düşüncesiyle değer kazanan dolar, ons altının haftalık değerini yüzde 1,8 oranında düşürmüştür.

Küresel Piyasalarda Gözler Orta Doğu'daki Çatışmalara ve ABD Merkez Bankası'nın Faiz Politikasına Çevrildi

Küresel piyasalarda odak noktası, Orta Doğu'da artan çatışmalar ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası oldu. Altın fiyatları, yatırımcıları şaşırtan dalgalı bir hafta geçirdi. Genellikle jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde değer kazanması beklenen altın, bu defa yükselen enerji maliyetleri nedeniyle olumsuz etkilendi. Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat sorunları petrol fiyatlarını artırırken, ABD'de enflasyonun yeniden tırmanma ihtimali ve Fed'in beklenen faiz indirimlerini erteleyebileceği endişeleri ortaya çıktı. Hafta boyunca "güvenli liman" arayışı ile "güçlü dolar" baskısı arasında sıkışan ons altın, Cuma günü açıklanan zayıf ABD istihdam verilerine rağmen toparlanamayarak haftayı yüzde 1,8 değer kaybıyla kapattı.

Emtia piyasasında tamamlanan hafta boyunca fiyatlamalar, Orta Doğu'da artan çatışmaların enerji arzı ve deniz taşımacılığı üzerindeki yarattığı riskler ile Fed'in faiz politikası konusundaki belirsizliklerin etkisiyle dalgalı bir seyir izledi.

Enerji Emtialarında Jeopolitik Risk Primi Öne Çıktı

Petrol ve doğal gaz gibi enerji emtialarında jeopolitik risk priminin etkisi belirginleşti. Bu durum, enflasyon beklentileri üzerinden Fed'in faiz indirim ihtimallerinin azalmasına neden olarak değerli ve baz metaller üzerinde olumsuz bir etki yarattı.

Hafta boyunca küresel risk algısı, büyük ölçüde Hürmüz Boğazı çevresindeki sevkiyat akışına dair endişelerle şekillendi. Orta Doğu'dan Asya'ya ham petrol ve LNG akışındaki aksama, hem doğrudan arz riskini hem de sigorta, navlun ve teslim süreleri üzerinden maliyet baskısını artırdı.

Buna ek olarak, ABD'de enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonist etkileri, piyasalarda Fed'in faiz indirimleri ile ilgili beklentilerin daha temkinli bir şekilde fiyatlanmasına yol açtı.

Makroekonomik Veriler Faiz Beklentilerini Yeniden Şekillendirdi

Bu hafta makroekonomik veri akışı, emtia piyasalarındaki fiyatlamalar üzerinde etkili olmaya devam etti. ABD'de şubat ayı verileri, ekonomik büyümede bir yavaşlama yaşandığını gösterirken, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümünü bozabileceği endişeleri yatırımcıların temkinli kalmasına neden oldu.

Bu süreçte ABD'de tarım dışı istihdam 92 bin kişi azaldı ve işsizlik oranı yüzde 4,4'e yükseldi. Ortalama saatlik kazançlar ise aylık yüzde 0,4 artış gösterdi.

Bu veriler çerçevesinde artan istihdam kaygıları, Fed'in daha güvercin bir tutum benimseme ihtimalini güçlendirerek başta değerli metaller olmak üzere emtia fiyatlamalarına yukarı yönlü destek sağladı.

Hizmet Sektörü Verileri Ekonomik Aktivitede Karışık Görünüm Ortaya Koydu

ABD'de hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi, şubatta 56,1 ile son 3,5 yılın en yüksek seviyesine çıkarak ekonomik aktivitedeki karışık durumu yansıttı. Avrupa'da ise enerji şokunun enflasyon görünümüne etkisi ön plana çıktı. Avrupa Merkez Bankası yetkilileri, Orta Doğu'daki gerilimin enerji fiyatları üzerinden kısa vadeli enflasyon risklerini artırabileceğini belirtti ve veri odaklı para politikası yaklaşımının devam edeceğini vurguladı.

Euro Bölgesi'nde imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi, şubatta 50,8'e yükselerek yaklaşık 4 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak aynı dönemde girdi maliyetlerinde son 38 ayın en hızlı artışı ve satış fiyatlarında Mart 2023'ten bu yana en sert yükseliş kaydedildi.

Çin'de resmi imalat sanayi PMI verisi, şubatta 49 ile daralmaya işaret ederken, özel sektör imalat PMI verisi 52,1 ile genişlemenin sürdüğünü gösterdi.

Çin Merkez Bankası, döviz vadeli işlemlerinde uygulanan yüzde 20 risk rezerv oranını 2 Mart itibarıyla sıfıra indirdi. Bu adım, finansal koşulların daha esnek olacağına dair bir mesaj olarak değerlendirildi.

Bu gelişmelerin ardından ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,14 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi yüzde 1,4 artışla 99 seviyesine yükseldi.

Altın Haftayı Düşüşle Tamamladı

Değerli metaller, haftanın genelinde dalgalı bir görünüm sergileyerek haftayı düşüşle kapattı. Hafta başında değerli metaller, enerji fiyatlarındaki sert artışın küresel enflasyonu yeniden hızlandırabileceğine dair endişeler ve doların güçlenmesiyle satış baskısı altında kaldı.

Hafta sonuna doğru Orta Doğu'daki çatışmaların genişlemesi güvenli liman talebini artırırken, ABD'de açıklanan zayıf istihdam verileri Fed'in faiz indirimlerine yönelebileceği beklentilerini güçlendirdi. Ancak bu durum, değerli metallerin haftalık bazda negatif seyrini değiştiremedi.

Analistler, değerli metallerde fiyatlamanın yalnızca jeopolitik risklerle değil, bu gelişmelerin tahvil faizleri ve dolar endeksi üzerindeki etkileriyle de şekillendiğini belirtti.

Değerli metallerde ons bazında fiyatlar, gümüşte yüzde 10, platinde yüzde 9,4, altında yüzde 1,8 ve paladyumda yüzde 1 azalma gösterdi.

Gram Altında Düşüş Devam Ediyor

Hafta başında 7.661 TL seviyesine kadar yükselen gram altın fiyatı, cuma günü 7.301 TL seviyesinden kapandı. Savaş ortamına rağmen gram altında kayıplar dikkat çekti.

Alüminyum Arz Endişeleriyle Pozitif Ayrıştı

Baz metallerde alüminyum dışında negatif bir seyir izlendi. Alüminyum fiyatları, Körfez hattındaki sevkiyat sorunları ve Katar'da üretim kesintisi ihtimalinin arz endişelerini artırmasıyla haftalık bazda 2023 başından bu yana en güçlü artışı kaydetti.

Bölgenin küresel alüminyum arzındaki payı yaklaşık yüzde 8 olup, Hürmüz Boğazı üzerinden yılda 5 milyon tonun üzerinde sevkiyat yapılmaktadır. Bank of America'nın 2026 yılı için küresel alüminyum açığı tahminini 1,5 milyon tona çıkarması ve Londra Metal Borsası (LME) stoklarının 456 bin 875 tona gerileyerek Temmuz 2025'ten bu yana en düşük seviyeye ulaşması da bu artışı destekleyen faktörler arasında yer aldı.

Bakır fiyatları ise Çin'den gelen düşük imalat sanayi PMI verileri ve yüksek stok seviyeleri nedeniyle baskı altında kaldı. LME bakır stokları, 284 bin 325 tonla Ekim 2024'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Nikel ve Çinko Fiyatları Negatif Seyir İzledi

Nikel ve çinko tarafında arz yönlü riskler öne çıkmasına rağmen fiyatlar haftayı negatif bir seyirle kapattı. Analistler, Endonezya'daki nikel üreticilerinin kritik girdi olan sülfürün yaklaşık yüzde 75'ini Orta Doğu'dan karşıladığını, lojistikte yaşanan bozulmaların rafinaj maliyetleri ve üretim sürekliliği açısından risk oluşturduğunu ifade etti.

Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 8,8 artarken, bakırda yüzde 3,5, nikelde yüzde 1,2, çinkoda yüzde 0,5 ve kurşunda yüzde 0,8 düşüş kaydetti.

Petrol ve Doğal Gazda Sevkiyat Riski Fiyatlara Yansıdı

Enerji emtialarında haftanın en önemli belirleyeni, Hürmüz Boğazı çevresindeki sevkiyat riski ve Orta Doğu kaynaklı ham petrol arzı ile ilgili endişeler oldu. Brent petrol, arz kesintisi olasılığının fiyatlanması ve Orta Doğu'daki çatışmaların genişlemesinin etkisiyle 90,8 dolara çıkarak Ekim 2023'ten bu yana en yüksek haftalık kapanışını gerçekleştirdi.

Dubai ham petrolünün nakit primi 19,63 dolarla 2018'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Brent petrolün Dubai petrolüne göre fiyat farkını gösteren EFS primi de hafta içinde 10,42 dolara kadar yükseldi. Bu durum, Asya'daki rafinerilere göre Brent bağlantılı ve diğer Atlantik havzası menşeli alternatif ham petrol türlerinin maliyetini artırdı.

Doğal gaz tarafında ise hem ABD iç verileri hem de küresel LNG riski yakından takip edildi. Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 24,4 artarken, New York Ticaret Borsası'nda işlem gören doğal gazın fiyatı da yüzde 9 yükseldi.

Tarım Emtialarında Lojistik ve Gübre Maliyetleri Öne Çıktı

Tarım emtialarında geçen hafta fiyatlamalar, jeopolitik ve lojistik risklerin etkisiyle şekillenirken, özellikle Karadeniz hattındaki güvenlik endişeleri ile Orta Doğu'daki çatışmaların navlun, sigorta, enerji ve gübre maliyetleri üzerindeki baskısı yatırımcıların odağına yerleşti.

Buğday ve mısırda risk primleri artarken, soya kompleksinde biyoyakıt ve soya yağına yönelik beklentiler destekleyici bir unsur olarak izlendi. ABD Tarım Bakanlığı'nın haftalık ihracat satışları verileri, mısırda güçlü, buğday, soya fasulyesi ve pirinçte ise daha zayıf dış talep görünümüne işaret etti.

Buğday tarafında, ABD Plains bölgesindeki kuraklık ve yağış belirsizliği, Avrupa'da ise yağış kaynaklı kalite kaygıları fiyatlamalarda etkili oldu. Karadeniz hattındaki riskler ve Ukrayna limanlarının çevresindeki gelişmeler, buğdayda arz ve lojistik endişelerini canlı tuttu.

Ayrıca, Orta Doğu kaynaklı gübre arzı riskinin ekim maliyetleri üzerindeki etkisine ilişkin haber akışı yatırımcıların dikkatini çekti.

Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsası'nda kilo başına fiyatlar buğdayda yüzde 4,5, soya fasulyesinde yüzde 2,7, pirinçte yüzde 4,9 ve mısırda yüzde 2,73 artış gösterdi.

Kakao Fiyatları Devlet Alım Politikalarıyla Yükseldi

Kakao tarafında ise devlet alım politikaları ve arz akışına ilişkin gelişmeler dikkat çekti. Fildişi Sahili'nde fazla kakao stoklarının belirli bir fiyat üzerinden alınmasına yönelik programın süreceği duyuruldu. Bu adımın piyasalardaki arz akışı ve iç piyasa dengesi üzerindeki etkileri yakından izleniyor.

ABD'de Intercontinental Exchange'te libre bazında fiyatlar, şekerde yüzde 1,4 ve kahvede yüzde 4,8 artarken, pamukta yüzde 2,1 azalma kaydedildi. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 11,8 yükselişle tamamladı.