Rahim ağzı kanseri, erken teşhis ve koruyucu sağlık hizmetleriyle önlenebilen nadir kanser türleri arasında yer almasına karşın, yeterli bilincin oluşturulamaması nedeniyle halk sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Düzenli tarama işlemlerinin ihmal edilmesi ve HPV aşısı hakkında bilgi eksikliği, hastalığın ilerlemiş evrelerde tanı almasına sebep olabiliyor.
Bu bağlamda, Medipol Sağlık Grubu, 1–31 Ocak Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla “Farkında Ol, Önlemini Al” temalı bir panel düzenledi. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, rahim ağzı kanserinin sebeplerinden korunma yöntemleri, tanı süreçleri ve güncel tedavi seçenekleri gibi birçok konu ele alındı.
Rahim ağzı kanserinin bilinen nedenleri ve aşısı bulunan nadir kanser türlerinden biri olduğunu açıklayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mesut Polat, HPV konusunda farkındalığın son derece önemli olduğunu vurguladı. “HPV, dünya genelinde en yaygın virüslerden biridir ve çoğunlukla sessiz bir şekilde ilerler. Bu nedenle, tanınması zor olabilir. Ancak aşı sayesinde önlenmesi mümkündür. Korunmanın temel unsuru HPV aşısıdır ve ideal olarak cinsel aktivite öncesinde yapılmalıdır. 21 yaşından itibaren düzenli kontrollerin aksatılmaması büyük önem taşır” şeklinde konuştu.
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Gül Alço, erken teşhisin tedavi başarısındaki etkisine dikkat çekti. “Erken evrede tespit edilen hastalarda, radyoterapi ile başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Günümüzdeki ileri teknoloji radyoterapi cihazlarıyla 4 boyutlu görüntüleme yapabiliyoruz. Bu sayede tümörü tam olarak hedef alırken, sağlıklı dokuları koruyabiliyoruz. Hastalar tedavi sırasında ağrı hissetmiyor ve yan etkiler minimum seviyede kalıyor” ifadelerini kullandı.
Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsa Aykut Özdemir, toplumda yaygın olan “şikayetim yok” algısının tehlikeli bir durum olduğunu belirtti. “Rahim ağzı kanseri genellikle belirti vermeden ilerleyebilir. En erken aşamada bile mutlaka tedavi gerektiren bir süreç vardır. Kanserleşme potansiyeli taşıyan lezyonlar kesinlikle tedavi edilmelidir. Eğer tümör gelişmişse, daha kapsamlı cerrahi müdahaleler gündeme gelebilir” dedi.
Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tamer Atasever, hastalığın tüm yönleriyle incelenmesinin tedavi planını doğrudan etkilediğini ifade etti. “Bu süreçte hızlı hareket etmek ve doğru değerlendirmeler yapmak oldukça önemlidir. Düzenli kontrollerin yapılması ve koruyucu önlemlerin alınması, hastalık riskini minimize eder” diye konuştu.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Şimşek, tedavideki temel hedefleri açıkladı. “Bu hastalıkta kür şansı olan hastalarımız mevcut. İleri evrede ise öncelikli hedefimiz, hastanın yaşam süresine katkıda bulunmak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Ayrıca, tedavi sürecinde kalp ve böbrek gibi organlarda oluşabilecek yan etkileri en aza indirmeyi amaçlıyoruz” şeklinde ifade etti.