Türkiye'deki firmaların karşı karşıya kaldığı finansal sıkıntıları yansıtan önemli bir gösterge olan konkordato başvuruları, son yıllarda belirgin bir artış göstermektedir. 2018 yılından itibaren dalgalı bir seyir izleyen bu başvurular, özellikle 2024 ve 2025 yıllarında dikkate değer bir yükseliş yaşadı.
2019 yılında yaşanan ilk artışın ardından pandemi sürecinde kısa bir düşüş gözlemlense de, 2024 ve 2025 yıllarında finansal koşulların sıkılaşması, konkordato başvuru sayılarının yeniden hızla artmasına neden oldu. Yüksek faiz oranları ve nakit akışı problemleri, firmaların borçlarını yönetmesini zorlaştırarak başvuruların artışına katkıda bulundu.
Konkordato başvurularında en fazla etkilenen sektörler inşaat ve tekstil olarak öne çıkıyor. Bu durum, yüksek finansman maliyetlerinin ve iç talepteki dalgalanmaların bu sektörleri daha fazla etkilediğini gözler önüne seriyor.
Büyük şehirler, finansal baskının en fazla hissedildiği bölgeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. İstanbul'un başı çekmesi, hem şirket yoğunluğu hem de ticari ölçek açısından konkordato süreçlerinin merkezi konumunda olduğunu göstermektedir.
2026 yılının ilk aylarında, ocak ayında 354 ve şubat ayında 342 konkordato kararı verilmesi, bu sürecin yıl boyunca yüksek seyredeceğine işaret ediyor.
Yargı sürecinde esas olarak borcun ödenmesi ve finansman kaynaklarına erişim ihtiyacı ön planda. Ancak, konkordato ve iflas süreçlerinin yönetim sorunları, adli süreçte de devam etmektedir. Bu durum, finansal sürdürülebilirliğin sağlanmasını zorlaştırmaktadır.
Şirketlerin yetersiz yönetimi, konkordato ve iflas durumlarına neden olmaktadır. Yönetim performansı, finansal sonuçlarla doğrudan ilişkilidir. Ekonomik dalgalanmalar tek başına bu durumları yaratmaz; piyasa risklerini değerlendirme kapasitesi düşük olan yöneticiler, finansal sorunlarla karşılaştıklarında genellikle ek finansman arayışına yönelirler. Bu yaklaşım, yapısal sorunların göz ardı edilmesine ve hatalı kararların tekrarlanmasına yol açmaktadır.
Pek çok şirkette muhasebe, denetim, finans, risk yönetimi ve sürdürülebilirlik konularında eksiklikler bulunmaktadır. Ayrıca, iş akış süreçleri ve performans yönetim sistemleri çoğunlukla göz ardı edilmektedir. Bu durum, yönetim yerine sadece idare anlayışının hakim olmasına yol açar ve operasyonlarla sınırlı kalınmasına neden olur.
Konkordato başvurusunda bulunan firmaların temel beklentisi, genellikle yeni finansman kaynaklarına erişimdir. Ancak yönetim süreçleri ve karar alma mekanizmaları iyileştirilmeden sağlanan ek finansman, yapısal sorunları ortadan kaldırmaz. Aynı yönetim anlayışı devam ettiği sürece, bu firmalar kısa süre içinde benzer finansal sorunlarla karşılaşmaktadır.
Kalıcı bir çözüm için, şirketlerin yönetim ve organizasyon süreçlerinin iyileştirilmesi ve bilimsel yönetim ilkelerinin benimsenmesi gerekmektedir. Finansman, bu yapısal dönüşümden sonra devreye girmelidir. Böyle bir yaklaşımda, şirket yönetimi veri analitiğine dayalı rasyonel karar alma mekanizmaları ile yönetilir; performans göstergeleri düzenli olarak izlenir ve sürekli iyileştirmeler sağlanır. Sonuç olarak, kârlılık, pozitif nakit akışı ve şirket değeri gibi temel göstergelerde güçlenme sağlanarak finansal sürdürülebilirlik güvence altına alınır.
Borsa İstanbul'da halka arz sürecini tamamlayan Luxera Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (Luxera GYO), gong töreniyle “LXGYO” kodu ile işlem görmeye başladı.
Borsa İstanbul'da yabancı yatırımcıların etkisi artıyor! Milyon dolarlık hacimlerle hareket eden yabancı fonlar, hangi hisselere yöneldi, hangilerinden çekildi? Mart ayı verileri ile portföylerdeki değişim ve dikkat çeken şirketler haberimizde.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılının ilk ayına dair İnşaat Maliyet Endeksi verilerini paylaştı. Yeni yıla hızlı bir başlangıç yapan endeks, işçilik maliyetlerindeki rekor artış nedeniyle aylık bazda %9,87 arttı ve yıllık artış oranı %25,38 seviyesine ulaştı.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), artan güvenlik riskleri dolayısıyla Türkiye’nin hava ve füze savunma sisteminin güçlendirildiğini açıkladı. Açıklamada, NATO ile yürütülen işbirliği kapsamında bir Patriot hava savunma sisteminin Türkiye’nin hava sahasının korunmasına destek olması amacıyla Malatya’ya konuşlandırılacağı belirtildi.
TÜİK, 2026 yılı Ocak ayına ait Sanayi Üretim Endeksi verilerini açıkladı. Verilere göre sanayi üretimi, hem aylık hem de yıllık bazda düşüş yaşadı.
Eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara, Batı Asya'daki artan jeopolitik gerilimin Türkiye ekonomisine olası etkilerini değerlendirdi.
Ekonomik alanda sıcak gelişmeler peş peşe geliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı son veriler, faiz giderlerindeki büyük artışı ve nakit açığındaki kritik durumu gözler önüne serdi. İşte yılın ilk iki ayında ekonominin durumu hakkında önemli veriler.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın eski başkanı Hafize Gaye Erkan, görevinden ayrılmasının ardından kariyerine uluslararası finans sektöründe devam etme kararı aldı. 2024 yılının başında Merkez Bankası’ndaki görevinden istifa eden Erkan’ın, Kanada merkezli Fairfax Financial Holdings bünyesinde yeni bir pozisyonda görev alacağı duyuruldu.
Ocak ve Şubat aylarını kapsayan ilk iki ayda, Çin’in ihracatı, dolar bazında geçen yılın aynı dönemine göre %21,8 artış gösterdi. Bu rakam, anketlerdeki %7,1’lik beklentiyi üç katlayarak küresel piyasalarda şaşkınlık yarattı.
ANALİZ: Petrol Fiyatlarındaki Artış TÜFE Enflasyonunu Nasıl Etkiler?
FÖŞ, mevcut ekonomik durumun siyasi yansımalarını ve erken seçim ihtimallerini analiz ederek yatırımcılara "beklenmeyeni bekleme" önerisinde bulunuyor.
Trump savaşı sona erdirmek üzereyken, İran ve İsrail hala çatışma içinde. Hürmüz Boğazı hala kapalı durumda.