CHP'nin İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya platformunda “Doları baskılama politikası çöküyor, şok gelmeden harekete geçilmeli” başlıklı bir açıklama yayımladı.
Karabat, AKP'nin halkın yararına bir kalkınma stratejisi izlemekten ziyade, döviz krizini durduracak ve hükümete sürekli finansman sağlayacak yöntemler benimsediğini belirtti. İşsizlik, derin yoksulluk ve gelir adaletsizliği gibi sorunlarla ilgilenilmediğini ifade eden Karabat, bu durumun kalıcı bir enflasyon iyileşmesi sağlamadığını vurguladı. “Hizmet sektörü ağırlıklı bir ekonomiye hızla geçiyoruz. İthalat ve sıcak paraya bağımlılığımız oldukça yüksek. Zengin olmadan lüks tüketim yapıyoruz ve bunun sonuçları ağır olacaktır.” dedi.
Karabat, para arzının arttığı bir ortamda, döviz kurunun baskılanmasının enflasyonun gerçek sebeplerini ortadan kaldırmadığını, yalnızca fiyat artışlarının bir kısmını ertelediğini belirtti. Bu nedenle, döviz kurunun kontrol edilmesi, enflasyonu düşürmekten çok, enflasyon görünümünü geçici bir şekilde yumuşatan bir yöntem haline geldiğini söyledi.
Karabat, açıklamasına para arzı (TRM2) ile döviz kurunu karşılaştıran bir grafik ekleyerek, bu verilerin önemli bilgiler sunduğunu ifade etti. TRM2, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan en kapsamlı para arzı göstergelerinden biri olup, dolaşımdaki nakit, vadesiz mevduat ve tasarruf hesaplarını kapsar. Ekonomide harcanmaya hazır toplam TL miktarını gösterdiğini belirtti.
Karabat, geçmişte TRM2 ile döviz kuru arasında güçlü bir ilişki olduğunu, ancak son yıllarda bu ilişkinin bozulduğunu vurguladı. “TRM2 hızla büyümeye devam ederken, dolar kuru aynı hızda artmıyor. Bu durum, kurun çeşitli yöntemlerle baskılanmasından kaynaklanıyor. Para arzıyla kur arasındaki fark açıldıkça, ekonomideki dengesizliklerin daha büyük fiyat hareketlerine yol açma riski artmaktadır.” dedi.
Karabat, yalnızca döviz kuru üzerinden enflasyonla mücadele etmenin sürdürülebilir bir çözüm sunmayacağını belirtti. “Para arzı kontrol altına alınmadan ve bütçe disiplinini sağlamadan, üretim verimliliği artırılmadan bu çabalar yeterli olmayacaktır.” dedi. Eski dönemlerde para arzıyla dolar arasındaki fark belirli bir seviyeye ulaştığında devalüasyon yaşandığını hatırlatan Karabat, şu anda bu farkın yüzde 40 civarında olduğunu ve yüzde 50’ye ulaştıkça devalüasyon riskinin artacağını belirtti.
Yerli yatırımcıların dövize yönelmesi durumunda, tarihteki en büyük kur krizlerinden birinin yaşanabileceğini söyleyen Karabat, hukukun üstünlüğü ve iç barışın sağlanmasının ardından ekonomide yapısal reformlarla gelecekteki şoklara hazırlıklı olunabileceğini ifade etti.