Hafta içi Cenevre'de gerçekleştirilen nükleer görüşmeler sonrasında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde genel ilkelerin belirlendiğine dair bilgiler paylaştı. Ancak ABD'den gelen açıklamalar bu iyimserliği pek yansıtmadı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in Cenevre'deki müzakereler sırasında ABD'nin 'kırmızı çizgileri'ne uyulmadığını belirtmesi, durumu karmaşık hale getirdi. Piyasalar bu durumu, "bir şeyler yolunda gitmiyor" şeklinde yorumladı.
İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in Amerikan uçak gemisi USS Gerald R. Ford'u denizin dibinde dev bir 'tabut' olarak resmeden paylaşımı, ABD Başkanı Trump'ın "Diego Garcia'dan vurabiliriz, ama henüz karar vermedim" tarzındaki açıklamalarıyla birlikte, İran ile ABD arasındaki gerilimi son haftalarda zirveye taşıdı.
Trump, kendisini barış başkanı olarak tanımlayan bir lider. Göreve gelmesinin ardından 8 krizi sonlandırdığını öne süren ABD Başkanı, Nobel Barış Ödülü'nde hakkının yendiğini de ifade ediyor.
Örneğin, Gazze'deki savaşı tamamen sona erdirecek bir uzlaşma sağlaması Orta Doğu açısından kritik bir öneme sahip. Geçtiğimiz gün, Gazze barışını sürdürmek amacıyla kurulan Barış Kurulu'nun ABD'nin başkenti Washington'da ilk toplantısı düzenlendi. Barış Kurulu'nun Gazze dışında da kriz bölgelerinde çözüm üretme potansiyeline sahip olduğu konuşulurken, önde gelen Avrupa ülkeleri, Rusya ve Çin gibi ülkeler bu yeni oluşuma mesafeli durmayı tercih etti.
Trump, kendisini 'barış başkanı' olarak tanıtırken, İran'a karşı olası bir askeri müdahale için büyük bir askeri yığınak yapılması çelişkili bir durum yaratıyor.
Toplantı öncesinde ABD basınında çeşitli spekülasyonlar gündeme geldi. İddialara göre, bu hafta sonu, belki cumartesi günü İran'a yönelik bir askeri müdahale gerçekleştirilebilir. Haftalardır bölgeye savaş gemileri, savaş uçakları ve mühimmat yığan Pentagon, Trump'ın vereceği emri bekliyor. Başkan henüz kesin bir karar vermiş değil. Etrafındakilere bu konuda anket yaptığı da iddialar arasında. Axios haber sitesine göre, bu sefer rejim değişikliği hedefleyen daha kapsamlı bir operasyon planı söz konusu olabilir.
Haziran ayında gerçekleşen 12 günlük savaş, İran'ın hava savunma sistemleri ve nükleer tesisleri ile sınırlı kalmıştı; devlet kurumları veya kritik petrol altyapısına yönelik bir saldırı olmamıştı. Wall Street Journal'a göre, bu kez İran'ın siyasi ve askeri liderleri de hedef alınabilir.
Hamas’ın Gazze saldırısının ardından İran’ın Suriye, Lübnan ve Irak’taki vekil güçlerine büyük bir darbe vuran İsrail’in, İran’da rejim değişikliği arayışında olduğu biliniyor. Tahran, nükleer zenginleştirme konusunda taviz vermeye hazır olduğunu belirtirken, Netanyahu hükümeti, İran’ın balistik füze programının sınırlandırılması ve bölgedeki vekil güçlere desteğini çekmesi gibi taleplerle Trump yönetimine baskı yapıyor.
ABD Başkanı için kasım ayında Kongre ara seçimleri yaklaşırken, Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi şu an Kongre’nin iki kanadında da çoğunluğa sahip.
Maryland Üniversitesi'nin son anketine göre, Amerikalıların yüzde 49'u olası bir askeri müdahaleyi desteklemiyor, yüzde 21'i destekliyor ve yüzde 30'u kararsız. Cumhuriyetçi Parti tabanında da savaş istemeyen bir çoğunluk bulunuyor. Bu nedenle, İran'a yönelik belirsiz hedefleri olan, maliyetli ve uzama ihtimali bulunan bir askeri maceranın Trump’a siyasi açıdan olumsuz sonuçlar doğurma riski yüksek olabilir.
Müslüman aleminin mübarek ramazan ayını geçirdiği bu günlerde, ABD'nin askeri müdahalesinin Ortadoğu'yu yeni bir belirsizliğe sürüklemesi, bölgedeki müttefikleri tarafından da hoş karşılanmaz.
Haziran ayında İsrail ve ABD, 12 Gün Savaşı sırasında İran'a saldırdığında, İran halkı rejiminin arkasında durmuştu. Ancak aralık ayı sonunda İran'da patlak veren gösterilerde binlerce kişi hayatını kaybettiğinde halk yine rejimin arkasında durur mu?
Kısacası, bu defa hem ABD hem de İran açısından çok farklı bir durum ve hazırlık süreci söz konusu. Umarız ki, tüm bu askeri yığınak Tahran’ı müzakerelere zorlamak amacıyla yapılır ve İran halkı özlediği barış ve huzura kan dökülmeden ulaşmanın yolunu bulur.