Akran zorbalığı; çocukların sosyal, duygusal ve akademik gelişimini olumsuz etkileyen önemli bir çocuk koruma ve halk sağlığı sorunudur. Dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte fiziksel, sözel ve sosyal zorbalığın yanı sıra siber zorbalık da yaygınlaşmış, çocuklar için risk düzeyi artmıştır.
Türkiye’de 2022 yılında gerçekleştirilen saha araştırmalarına göre çocukların %13,8’i ayda en az bir kez akran zorbalığına maruz kalmaktadır. Bu oran; sorunun farklı yaş gruplarında görüldüğünü, aile–okul–kurum koordinasyonunda sistematik bir mücadeleyi zorunlu kıldığını ortaya koymaktadır.
Bu kapsamda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve UNICEF başta olmak üzere ilgili kurumlar; farkındalık, eğitim, saha uygulamaları ve dijital destek mekanizmalarıyla çok boyutlu çalışmalar yürütmektedir.
Akran zorbalığı; bir veya birden fazla öğrencinin, kendisinden güçsüz gördüğü başka bir öğrenciye bilinçli, kasıtlı ve tekrar eden biçimde zarar vermesi davranışlarıdır.
Bir davranışın akran zorbalığı olarak nitelenebilmesi için şu iki unsurun bulunması gerekir:
Zorbalık yapan çocuk veya ergen; fiziksel güç, sosyal üstünlük, popülerlik veya grup desteği gibi avantajlarını kullanmaktadır.
Davranış tek bir olaydan ibaret değil; süreklilik veya tekrar potansiyeli taşımaktadır.
Akran zorbalığı fiziksel saldırıdan sosyal dışlamaya, tehditten siber tacize kadar geniş bir yelpazede görülebilmektedir.
Araştırmalar her 5 çocuktan birinin hayatının bir döneminde zorbalığa maruz kaldığını göstermekte; bu çocukların akademik başarısının düştüğü, özgüven sorunu yaşadığı ve uyku/anksiyete problemleri bildirdiği de bilinmektedir.
Fiziksel Zorbalık:
İtme, vurma, tekme, çelme takma, fiziki temasla zarar verme.
Sözlü Zorbalık:
Hakaret, isim takma, tehdit, alay etme, küçümseyici veya cinsel içerikli sözler.
Sosyal (İlişkisel) Zorbalık:
Dışlama, dedikodu yayma, arkadaşlık ilişkilerini bozma, sosyal itibarı zedeleme.
Siber Zorbalık:
Sosyal medya veya dijital platformlar üzerinden hakaret, tehdit, küçük düşürme, kişisel görüntü veya bilgilerin izinsiz paylaşılması.
Zorbalığa maruz kalan çocuklarda şu belirtiler görülebilir:
Okula gitmek istememe, devamsızlık
Okul öncesi/sonrası kaygı veya mutsuzluk
Akademik performans düşüşü
Uyku problemleri, kabuslar
Açıklanamayan morluklar veya eşya kayıpları
İçe kapanma, özgüven kaybı
Okul değiştirme isteği
Geçmeyen baş ve karın ağrıları
Arkadaş ilişkilerinde ani kopmalar
• Çocuğun zorbalığın ne olduğunu anlamasını sağlamak
• Aile–çocuk iletişimini güçlendirmek
• Okulda rehberlik hizmetleriyle işbirliği yapmak
• Sosyal aktiviteler, spor ve hobi alanlarına yönlendirmek
• Güvenli okul ortamı ve koruyucu okul iklimi oluşturmak
• Öğretmenler tarafından riskli davranışların erken fark edilmesi
Çocukla açık ve yargılamayan bir iletişim kurmak
Durumu sakin biçimde konuşmasına olanak tanımak
Güvenli tepki stratejileri öğretmek
“Sen de aynısını yap” gibi şiddeti körükleyen yönlendirmelerden kaçınmak
Okul ile düzenli iletişim kurmak
Gerekirse uzman desteğine başvurmak
Davranışın nedenlerini anlamak için çocukla sakin konuşmak
Zorbalığı kabul etmeyen net tutum sergilemek
Olumlu davranışları pekiştirmek
Ailede benzer davranışlara model olan bireyleri uyarmak
Okul rehberliği ile işbirliği yapmak
Çocuğun popüler olma baskısına maruz bırakılmaması
Düzenli olarak arkadaş ilişkilerinin konuşulması
Aile–okul–öğretmen işbirliğinin sağlanması
Çocukların duygularını anlamaya yönelik empatik yaklaşım
Gerekirse diğer ebeveynlerle ortak çözüm üretimi
Çocukların %13,8’i ayda en az bir kez akran zorbalığına maruz kalmaktadır.
Kız çocuklarında oran %14,2, erkek çocuklarında %13,4 olarak ölçülmüştür.
Araştırma 0–17 yaş grubunda 14.705 çocuk ve 13–17 yaş grubunda 4.072 çocuk ile gerçekleştirilmiştir.
Bu bulgular, sorunla mücadelede bütüncül sosyal politika ihtiyacını ortaya koymaktadır.
• Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri Eğitimleri:
2025 yılında 0–18 yaş grubuna yönelik yürütülen çocuk katılım programları kapsamında toplam 9.504 çocuk ile 139 akran-eğitici eğitimi gerçekleştirilmiştir.