Gözlemlenen en önemli değişiklik, ‘kusursuzluk’ kavramının evrimidir. Artık her şeyin tamamen düz ve simetrik olması gerekmiyor. Daha sade ama etkileyici görünümler, insanların kendilerini daha gerçekçi ve özgür hissetme arzusundan kaynaklanıyor. Tek bir odak noktası, belirgin bir vurgu ile net bir duruş ön planda.
2026 yılı makyaj trendlerinde cilt, daha parlak, canlı ve doğal bir görünüm kazanacak. Doğru noktalar kapatılırken, doğal dokusunu koruyan ve ‘mükemmel’ değil, ‘gerçek’ bir görünüm sergileyen ciltler öne çıkacak. Dudaklarda belirgin çizgiler ve keskin hatlar yerini daha yumuşak ve flu etkilere bırakacak. Daha doğal ve yumuşak geçişli dudaklar, trend haline gelmeye hazırlanıyor. Genel olarak, 2026’da kusursuz dokunuşlardan ziyade daha gerçekçi, karakter dolu ve bireye özgü makyajlar dikkat çekecek. Makyaj artık gizlemek için değil, kişiliği yansıtmak için kullanılacak.
Podyumlardan sokak stiline yansıyacak en etkili trend, doğal ama dikkat çekici görünümler olacak. Gözlerde soğuk tonlar; gümüş, gri ve buzlu pembe tonları öne çıkarken, günlük makyaja uyum sağlayacak. Yanaklarda bronzer geri planda kalırken, yüzü şekillendiren ve canlılık katan allıklar daha fazla dikkat çekecek. Abartıdan uzak, karakter dolu ve net detaylar, hem defilelerde hem de sokak stilinde daha fazla yer alacak gibi görünüyor.
Makyajı ürünler üzerinden değil, dokular ve renkler üzerinden değerlendirmeyi tercih ediyorum. Bir ürünün dudakta, yanakta veya gözde nasıl farklılaşabileceğini görmek beni heyecanlandırıyor. Bu yaklaşım, yaratıcılığı artırırken makyajı daha özgür bir ifade alanı haline getiriyor.
Bu tarz dokular, makyajda ifade özgürlüğünü artırıyor; çünkü mat ama sert olmayan, yumuşak ve flu bitişler yüzün mimiklerini bastırmadan hareket ediyor. 2026 makyaj trendlerine baktığımızda, dudaklarda blur etkili, doğal görünümlü ve çok amaçlı ürünlerin öne çıktığını görüyoruz. Bu yaklaşım, MAC’in Powder Kiss serisini mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Dudakta ve yanakta farklı yoğunluklarda uygulanabilmesi sayesinde hem çok yönlü hem de konforlu bir seçenek sunuyor.
Trendleri bir kural kitabı olarak değil, ilham veren bir alan olarak görmek gerekiyor. Her trend herkes için uygun değil. Kendi tarzını korumak adına 'Bunu neden seviyorum?' ve 'Bunu bana ait kılan nedir?' gibi soruları sormak önemlidir. Teknik bilgi öğrenilir, trendler değişir, fakat bakış açısı her zaman kritik bir öneme sahiptir. O bakış açısını koruduğunuz sürece, trendleri dönüştürebilirsiniz.
Makyajın tüm süreci, nihayetinde ortaya çıkan ifade biçimidir. Son görüntü, doğru dengeyi, hissi ve kararı verip vermediğinizi açıkça gösterir. Bir işi tamamlanmış hissettiren şey, eklemekten çok durmayı bilmek ve doğru dokunuşu yapmaktır.
Makyaj ile olan ilişkim, üniversite yıllarında aldığım eğitimle daha bilinçli bir boyut kazandı. O dönem, makyajın benim için sadece bir meslek değil, güçlü bir ifade aracı olduğunu fark ettiğim bir dönüm noktasıydı. 2015 yılında M·A·C Cosmetics ile başlayan profesyonel yolculuğum, zamanla hem teknik hem de bakış açısı olarak beni geliştiren bir süreç haline geldi. Uygulayıcı bir makyaj artisti olmanın ötesine geçerek, altı yıl boyunca M·A·C’in eğitim departmanında ekipleri eğitme fırsatı buldum. Bu deneyim, mesleğe yaklaşımımı daha bütünsel bir noktaya taşıdı. Bugün National Artist olarak markayı temsil ederken, makyajın dönüştürücü gücünü daha fazla insanla paylaşmak benim için en büyük motivasyon kaynağı. Beni tanımlayan yaklaşım; doğal ve ışıltılı tenler, dengeli renk kullanımı ve her yüzü kendi hikayesi ile ele alma fikri etrafında şekilleniyor.
Hiç kimse başladığında 'hazır' hissetmez. Hazır hissetmek çoğunlukla yola çıktıktan sonra gelir. Hata yapmaktan ve denemekten korkmamak gerekir. Makyaj, bir yarış değil, öğrenme sürecidir. Kendinize mutlaka alan ve zaman tanıyın, sabırlı olun ve merakınızı asla kaybetmeyin.